08.10.07

Ramazan Yılmaz

Ruanda… Hutu’su da bizim, Tutsi’si de!

Yüzyıllarca beraber yaşamış, aynı toprağı ve aynı ekmeği paylaşmış, hatta aynı etnik kökenden olmalarına rağmen Tutsi ve Hutu diye ikiye ayrılarak birbirine düşürülmüş Ruanda halkının, gözlerini bile kırpmadan birbirlerini katletmelerine yeryüzünde sadece tek bir şey sebep olabilirdi; o da ancak Batı emperyalizmidir.

Yine yüzyıllarca beraber yaşamış, aynı toprağı ve aynı ekmeği paylaşmış olmalarına rağmen gözlerini bile kırpmadan birbirlerini katledebilen bu insanların yeniden bir araya gelmelerine, yeniden etle tırnak olmalarına yeryüzünde sadece tek bir şey sebep olabilir; o da ancak İslam kardeşliğidir.

İşte bu İslam kardeşliğinin ta kendisiydi bizi İstanbul’dan alıp Afrika’nın derinliklerine götüren. İslam kardeşliğinin o tatlı rüzgarıydı bizimle birlikte Afrika’nın derinliklerinde esen.

Evet, Ruanda’dayız; Hutuların ve Tutsilerin diyarında. Nairobi’de geçirdiğimiz 14 saatin ardından Kigali’ye ulaştığımızda Ruandalı kardeşlerimiz bizi bekliyorlardı. Hepsinin yüzü gülüyordu bizi ilk gördüklerinde; kıtalar ötesinden gelen kardeşleriyle buluşmanın verdiği sevinç ve heyecan okunuyordu gözlerinden.

Bizler de heyecanlıydık çünkü Ruanda’yı baştan aşağı dolaşacak, başını sonunu göremediğimiz dağların arasından kıvrılacak ve yaşlısıyla genciyle, duluyla yetimiyle Ruandalı kardeşlerimizle buluşacaktık.

Bir çocuğun şahadeti

Ramazan kumanyalarımızı dağıtmaya ve ümmetle buluşmaya başladığımız ilk bölge olan Nyanza’da öyle güzel bir sürprizle karşılaşıyoruz ki; öyle büyük bir ana şahit kılıyor ki yüce Mevlamız bizi; gözlerimiz yaşlarla doluyor: Bölgede dolaşıp insanlarla sohbet ettiğimiz bir sırada yanımıza gelen küçük bir çocuğun, bölge imamının kulağına bir şeyler fısıldadığını görüyoruz. Ardından imam bize, Hıristiyan bir aileden olan bu çocuğun Müslüman olmak istediğini anlatıyor. Ve gözlerimizin önünde, henüz sekiz yaşındaki bir çocuk hidayete eriyor.

Kumanya paketleri dağıtılıyor

Nyanza bölgesinde 350 kadar aileye Ramazan kumanyası dağıtıyoruz. Ve yine vakfımızın geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda yapımının büyük bir kısmını üstlendiği, bu bölgede bulunan Müslümanların sahip oldukları tek okulun öğrenci yurdunu görme fırsatı buluyoruz. Afrika’da en iyiye ulaşmak gerçekten hiç de kolay değil. Yurdun eksikleri için kardeşlerimize yardımda bulunduktan sonra başkent Kigali’ye doğru yola koyuluyoruz.

Kigali’de Ramazan kumanyalarımızı 50 aile ve 195 üniversite öğrencisi ile paylaşıyoruz. Üniversiteli kardeşlerimizin büyük bir bölümü Kigali Eğitim Enstitüsü ile Kigali Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nde eğitimlerini devam ettirmekteler.

 

İşte dünyanın merkezi

Kumanya yardımlarımızın ardından Ruanda İslam Cemaati’nin hafızlık okulunu ziyaret ediyoruz. Belki Afrika’nın ortasındayız, belki “medeniyetin beşiği” Avrupa’dan ve “özgürlükler ülkesi” Amerika’dan çok uzağız ama karşımızda duran 50 çocuğun dilinden dökülen ve gönlünden geçen ayetler, bulunduğumuz bu noktayı dünyanın merkezi yapmaya yetiyor da artıyor bile… Hamdolsun Allah’a ki, yüzyıllarca sömürülmüş ve ardından unutulmuş bu kıtada, kendi kelamının önemini unutmamış bir nesli görmeyi nasip ediyor bizlere.

Okullara destekte bulunuyoruz

Daha sonra sırasıyla Umutara ve Byumba şehirlerine gidiyor, kardeşlerimizle buluşuyor, onlara Ramazan ikramlarında bulunuyoruz. Kumanya dağıtımının yanında bu şehirlerdeki okulları da ziyaret ediyor, eğitimde yaşanan sorunları hem yetkililerden dinliyor hem de kendi gözlerimizle yaşanan problemlere tanıklık ediyoruz. Gerekli notlarımızı alıyor ve elimizden geldiğince ziyaret ettiğimiz tüm okullara yardımda bulunuyoruz.

 

Yetim çocuklarla

Ve Byumba şehrinde de üzerimizdeki emanetleri sahipleriyle buluşturduktan sonra Ruanda’daki kumanya dağıtımımızın sonuna geliyoruz. Ruanda’da gittiğimiz beş şehirde toplam 610 aileye ve çoğunluğunu yetimlerin oluşturduğu 615 öğrenciye ulaşıyoruz. Aslında hepsinin de yüzünü güldüren, kendilerine hediye ettiğimiz Ramazan kumanyalarından çok, hatırlanmanın, yakınlığın ve kardeşliğin verdiği mutluluktu. Ruandalı Müslümanlar her şeyden çok,  kendilerini sadece kardeş bildikleri için kıtalar ötesinden kalkıp buralara gelen biz İHH elçileriyle buluşmanın sevincini yaşıyorlardı.

Misyoner okullarına mecbur kalmasınlar

Sıra Ruanda’daki eğitim yardımlarımıza geliyor. Ruanda İslam Cemaati’nden arkadaşlarımızla ihtiyaç sahibi yetim kardeşlerimizi önceden belirliyor ve bu kardeşlerimiz için yapabileceğimiz en iyi yardımın ne olacağını düşünüyoruz. Gözlemlerimizde farkına varıyoruz ki; Ruanda’daki Müslüman aileler ve öğrenciler, eğitimin ne büyük bir öneme haiz olduğunun bilincindeler. Ama maalesef, Ruandalı Müslümanların çocuklarının eğitimlerini İslam’ın ışığında sürdürmeleri oldukça zor. Sayıları oldukça az olan İslami okullar Müslüman çocuklar için yeterli olmamakta. Durum böyle olunca devlet okullarına ve Katolik okullarına ödeyecek harç parası olan aileler, çocuklarını bu okullara göndermekteler. Bu durum bizi oldukça üzüyor. Yetim çocukların durumu ise elbette hepsinden daha zor.

Sağlık taraması yaptık                       

Başkent Kigali’de ve Ruhengeri şehrinde toplam 48 yetim kardeşimizin okul harçlarını ödüyor ve bu kardeşlerimize kırtasiye yardımlarında bulunuyoruz. Bunun ardından yetimleri sağlık taramasından geçiriyoruz. Yetimleri yanlarına almış olan ailelere ise çocukların masrafları için nakdi yardımlarda bulunduktan sonra eğitim yardımlarımızı tamamlamış oluyoruz.

Batı sömürüsü tüm hızıyla sürüyor

Ruanda’ya olan seyahatimizi Kenya aktarmalı olarak gerçekleştirebilmiştik. Kenya’nın başkenti Nairobi’deki 14 saatlik vaktimizi bu kenti gezerek değerlendirmiş, ardından Ruanda’nın başkentine uçmuştuk. Bu kısa zamanda görme imkanı bulduğumuz iki Afrika başkentinde gözümüze çarpan en önemli şeylerden biri, Afrikalıların Afrika’da büyük bir asimilasyona maruz kalmaları oldu. Kitle iletişim araçlarıyla Afrika insanı büyük bir dönüşüme sürüklenmekte, kendi kültür ve medeniyetlerinden uzaklaştırılmakta ve Batılılaşmaya özendirilmekteler. Modernleşme ve çağdaşlaşma adı altında Batı’nın kendi yaşantısını, seküler bilimini ve hatta mimarisini dahi Afrika’ya nasıl empoze ettiğini gözlerimizle görmek, bizlere, yaptığımız çalışmaların giderek büyüyen bir kitleye hitap etmesi ve süreklilik göstermesi gerektiğini öğretiyor.

İslam’ın kuşatıcılığı

Ruandalı kardeşlerimizle bir arada olduğumuz her an, bizi kendilerine getiren yegâne sebebin İslam kardeşliği olduğunu ifade ettik. Değişen dünyada ve değişen Afrika’da kendi özlerine, kendi dinlerine, dillerine ve geleneklerine sahip çıkmaları gerektiğini, Batı emperyalizmi karşısında kendi değerlerini yitirmeden sosyal, ekonomik ve politik anlamda üstün bir konuma geçmelerini tavsiye ettik. Ve Türkiye olarak ihtiyaçları olan her an onların yanında olacağımızı belirttik. Ve gördük ki Ruandalı Müslümanların İslam’dan başka bir kimliğe ihtiyaçları yok. Onlar artık Hutu veya Tutsi olmanın, hiçbir çatışma nedeni olmadığının ve İslam’ın o büyük kuşatıcılığının farkındalar.



Top
AnasayfaİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama