27.08.07

Osman Atalay

Zengin ama fakir topraklardan; Madagaskar’dan…

Birkaç aktarma ve saatlerce süren uçak yolculuğuyla başlayan Madagaskar seyahati, yolculuğun son durağı başkent Antananarivo’ya gelene kadar bizi iyiden iyiye yormuştu. Madagaskar havaalanına, Türkiye’nin mart nisan ayını andıran bir mevsimde, serin ve sert bir akşam vaktinde basmıştık ayağımızı. Bu ilk günde ülkedeki Avrupalı turistlerin yoğunluğu dikkatimizi çekmişti. Afrika Adaları Olimpiyatları’nın Madagaskar’da yapılması bu turistlerin burada olmasının sebebiymiş, sonradan anladık. Varışımızın ertesi günü güneşin yüzünü göstermesiyle Madagaskar’ın başkenti sıcak bir havaya büründü.

Madagaskar, coğrafi yapısı ile Hint okyanusunun ortasında, dünya tarihinde Büyük Koron Adaları olarak da bilinen bir Afrika ülkesi. Tropikal iklim kuşağındaki Madagaskar 582.000 km2 yüz ölçümüyle yaklaşık 17 milyonluk bir nüfusa sahip ve nüfusunun 3,5 milyonu Müslümanlardan oluşuyor. Ülkenin ihraç kaynaklarını tütün, çay, kahve, vanilya, karanfil ve biber oluşturuyor. Bunun yanı sıra tropikal meyveler ve pirinç, en temel gıda maddeleri arasında geliyor. Madagaskarlıların en önemli geçim kaynakları ise tarım ve hayvancılık ki bu da maalesef herkes için geçerli değil. Başkentin mimari yapısı tamamen bir Avrupa şehrini anımsatıyor. Şehirde özellikle Fransız mimarisi göze çarpıyor.

Bir asır boyunca Fransız sömürgesinde kalan Madagaskar, gerek yönetim tarzında gerekse sosyal ve kültürel alanda hala Fransız izlerini taşıyor. 2,5 milyonluk nüfusa sahip olan şehrin sokaklarında bir beyaz olarak dolaşırken dilencilerin ve çocukların hışmından kurtulmanız çok zor. Ülkenin farklı bölgelerinden başkente gelen insanlar genellikle geri dönmüyorlar ve dolayısıyla geceleri sokaklarda yatan evsiz insanları görmeniz çok doğal.

İki milyon yıl önce Afrika kıtasından kopan Madagaskar Adası’nın nüfusunu, Yemen, Endonezya, Malezya, Hindistan ve Mozambik’ten gelen insanlar oluşturuyor. Bugün Madagaskar halkı kendilerine Malagasi diyor. Madagaskar’ın dünyanın en çok bitki çeşidini barındıran ülkesi olması, botanikçilerin bölgeye oldukça merak sarmasına neden olurken bitki türlerindeki bu çeşitlilik bilim adamlarının dikkatini de ülkeye çekiyor.

İslam’ın bölgeye gelişi ve yayılışı

Madagaskar’da İslam 17. yüzyılda Yemenli tacirlerin ülkeye ticaret için gelmesiyle yer edinmiş. Ülkede hala Yemenli tüccarlar, Malay ve Hint kökenli Müslümanlar varlıklarını sürdürüyorlar. Hıristiyanlığın ülkeye gelişi ise 19. yüzyılda papazların misyonerlik için Madagaskar’a gönderilmesiyle başlıyor.

Ülkenin Fransa tarafından sömürgeleştirilmesi

Hıristiyanlığın ülkede yayılmasının ardından Fransızların ülkeye girmesi ile Madagaskar’da sömürge dönemi başlıyor. Madagaskar, 1960 yılında Fransa’dan bağımsızlığını geri almış ancak buna rağmen Fransa’nın siyasi ve sosyokültürel anlamdaki hakimiyeti halen ülkede hissediliyor. Her yıl en az dört ya da beş defa özel programlar ve resmi davetlerle özel bir Fransa gündemi oluşturulduğunu öğrenince insan şaşırmadan edemiyor. Fransız marketlerinin, ticari firmalarının ve işletmelerinin yoğunluğu, Madagaskar’da hala Fransa hakimiyetinin ne kadar güçlü olduğunu anlatıyor.

Büyük bakir topraklar…

Değerli taşlar ve yeraltı kaynakları tabi ki birçok ülkenin iştahını kabartıyor fakat ülkenin bunca zenginliğine rağmen sokak, kasaba ve köylerdeki insanların sefaletini gördüğümüzde sömürgeci ülkelerin bu iktidarları nasıl uyuttuklarını anlamakta güçlük çekiyoruz. Başkent sokaklarındaki taksiler 1950 ve 1960 model Fransız arabaları, bu arabalar hala ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Başkentin dışındaki şehirlerin tümünde ise insan gücüyle çekilen iki kişilik arabalarla ulaşım sağlanıyor. Madagaskar’da insanların sokakta bir beyaz gördüklerinde, bir umut ışığı olarak gördüklerinden midir bilinmez, sevgi, saygı ve ilgi göstermeleri doğrusu insanı üzüyor.

Ülke sokaklarında geziye çıktığınızda insanların yol boyunca bir şeyler sattığını görüyorsunuz. Aklınıza ne gelirse; ayakkabı, tekstil, ev aletleri, ellerinde meyve tabaklarıyla çocuklar, 7’den 77’ye herkes, sahip oldukları maddi güç çerçevesinde gece gündüz sürekli bir şeyler satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyor. Çocuklar bir yabancı gördüklerinde bir şeyler istiyorlar; para, eşya ne verirseniz kabul. Bir müddet sizinle yol alıyor ve sonra sessizce peşinizi bırakıyorlar.

Ülkede çoğunluğunu Batılı kuruluşların oluşturduğu 400 adet sivil toplum kuruluşu var ve gerek dini gerekse sosyokültürel çalışmalar yapmaktalar. Bu kurumların çoğu misyonerlik faaliyetleri yürütmekteler.

Seyahatimiz sırasında tanıştığımız Müslümanlar bundan 20 yıl önce sadece Kur’an okumayı ve namaz kılmayı öğrenme çabasındalarmış. Fakat son 10 yıl içerisinde özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti, Sudan, Mısır, Suudi Arabistan, Endonezya ve Malezya’da, eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönmüşler ve artık dini duyarlılığı Madagaskar halkına iletmede köprü vazifesi görüyorlar. Kurdukları İslam Üniversitesi Mezunları Derneği son derece kısıtlı imkanlar ile bir şeyler yapmaya çalışıyor. İslam ülkeleri ile bağlantı kurarak ve onlardan destek alarak projelerini hayata geçiriyorlar.

Farimbona radyosu kuruldu

İHH İnsani Yardım Vakfı bağışçılarının desteği ile kurulan radyo istasyonunun hizmete girmesi ile Madagaskar Müslümanları tarihi bir gün yaşadılar. Yaklaşık 5000 mescide sahip Madagaskar Müslümanları yeterince eğitmene sahip değiller. 200 radyonun yayın yaptığı ülkede yeni kurduğumuz Farimbona radyosu Müslümanların sahip olduğu tek radyo. Böyle bir radyoya sahip olmak Müslümanların hayaliyken, Madagaskarlı Müslümanlar şimdilerde bu hayalin gerçekleşmesinin sevincini yaşıyorlar. Radyo, kültürel, tarihi, sosyal, dini, sağlık, edebiyat ve sanat ağırlıklı yayınlar ile tüm Madagaskar halkına hitap eden bir yayın düzeni hedeflemekte.

11 Eylül olayları sonrasında İslam dünyası STK’larından ülkede faaliyet gösterenlerin üzerinde ciddi bir denetleme ve engelleme söz konusu olunca, Madagaskarlı Müslümanlar bu durumdan dolayı oldukça üzüntü duymuşlar. Özellikle Batı medyasının İslam ve terör eşitlemesi, Fransa TV kanallarının yoğun izlendiği Madagaskar’da, bu mesajı önceleyen programların halktan ziyade yönetici kesimi yönlendirmeleri Müslümanları en fazla üzen konulardan biri.

Ülkede özel okulların var olması ve insanların çocuklarını özel okullara göndermek için yoğun çaba sarf ediyor olmaları, eğitimin devlet içinde çok önemli bir husus olması, hemen hemen tüm yolların asfaltlı olması gözlerimizden kaçmadı. Bir de Çin’den bahsetmeden geçemeyeceğim; Çin’in ülkedeki varlığını görmemek mümkün değil. Hem ziyaretçi olarak hem de siyasi ve ekonomik destekçi olarak Madagaskar’da bir Çin rüzgarı esiyor…



Top
AnasayfaİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama