13.02.08

 

Sömürü Ülkesinde Dışlanan Müslümanlar

Bazı aileler ve dul bayanlarla yaptığımız görüşmelerde Filistinlilerin oldukça zor şartlarda yaşadığını bizzat yerinde gözlemliyoruz. BM onlara aylık olarak 30 dolardan daha az bir maaş öderken mülteciler, yıkım kararı alınmış çürük binalarda barınıyor. Hiçbir işleri olmadığı gibi, içinde bulundukları Hindu toplumu onları dışlıyor.

18 Aralık 2007 tarihinde başlayan Hindistan kurban ziyareti, Müslümanların yaşadığı coğrafyanın geniş olması ve ulaşım şartlarının olumsuzluğu sebebiyle oldukça uzun seyahatleri gerektiren bir koşturmaca şeklinde geçiyor.
Hindistan ile aradaki üç buçuk saatlik zaman farkı sebebiyle İstanbul’dan gece üçte bindiğimiz uçaktan, başkent Yeni Delhi’ye gündüz birde iniyoruz. Havada altı saat kaldığımız halde, dünyanın yaklaşık on saat ileri bir diliminde bulunuyoruz.

18 Aralık 2007 Salı

İlk gün indiğimiz başkent Yeni Delhi’de programımızın küçük bir bölümünü gerçekleştireceğimiz için bütün etkinlikleri beş saate sığdırıyoruz. Öğleden sonra iki sularında indiğimiz kentte, bir saatlik bir şehir turunun ardından Şah Veliyullah Dehlevi’nin kabri, Cemiyet-i Ulema’nın bölge temsilciliğinin ziyareti ve buradaki medrese hocaları ile görüşmeler vs. kısa sürede tamamlanıyor. Ardından Delhi’deki asıl programımız olan işe başlıyoruz. Irak’tan kaçıp Hindistan’a sığınmış olan yaklaşık 250 Filistinli mülteciyi akşam saatlerinde ziyaret ediyoruz. Bazı aileler ve dul bayanlarla yapılan görüşmelerde Filistinlilerin oldukça zor şartlarda yaşadığını bizzat yerinde gözlemliyoruz. BM onlara aylık olarak 30 dolardan daha az bir maaş öderken mülteciler, yıkım kararı alınmış çürük binalarda barınıyor. Hiçbir işleri olmadığı gibi, içinde bulundukları Hindu toplumu onları dışlıyor. Şu an kendilerini kabul edecek bir ülkeden haber bekliyorlar ve genelde gelecek yardımlarla ayakta kalabiliyorlar. Biz de en azından bayramı rahat geçirmeleri için her bir kişiye mütevazı sayılabilecek para yardımımızı yapıyoruz.

19 Aralık 2007 Çarşamba

Sabah, erken saatlerden itibaren toplu kesimlerimizin yapılacağı Lucknow kentine doğru hareket ediyoruz. Sis sebebiyle geç kalkan uçak öğle saatlerinde Lucknow’a varıyor. Bölge, Müslüman nüfus yönünden oldukça kalabalık. Hindistan’ın en büyük cemaatlerinden ve örgütlü güçlerinden birisi olan Nedvetü’l Ulema’nın merkezi bu kentte. Uçaktan inip otele yerleştikten sonra hızla, kesimin yapılacağı mezbahaya doğru hareket ediyoruz. Kesim sorumlusu Ebu Yahya ile tanışıp son durum hakkında bilgi aldıktan sonra İHH’nın kesimlerinin ertesi gün yapılması konusunda anlaşıp tekrar otele dönüyoruz.

20 Aralık 2007 Perşembe

Bugün Türkiye’de bayram olduğu için toplu kesime başlamamız gerekiyor. Erken saatten itibaren mezbahaya gidiyoruz. Bütün günümüz orada geçiyor. Kesimleri izliyor ve şoklama işlemini gözlemliyoruz. Tesisler, Hindistan standartlarında oldukça temiz ve hassas bir iş çıkarıyor. Kesilecek hayvan sayısı çok fazla ve kestirecek kurumların sayısı da yirmiyi aşkın olduğu için her biri adına Ebu Yahya işin başında bulunuyor. Biz de diğer programlara geç kalmamak için bir buçuk gün ayırdığımız mezbaha programını bitirebildiğimiz kadar bitirip, kalan işlemler için kendisine gerekli tavsiyelerimizi yaptıktan sonra akşam oradan ayrılıyoruz.

21 Aralık 2007 Cuma

Sabah namazı için Nedvetü’l Ulema’nın merkezindeki mescide gidiyoruz. Kalabalık bir cemaatle kılınan namazdan sonra insanlarla bayramlaşıp canlı kesimlerimizin yapılacağı Kalküta eyaletine bağlı Mürşidabad’a hareket ediyoruz. Uzun bir uçak yolculuğundan sonra beş saati aşkın tren yolculuğu yorucu olsa da, indiğimiz yerdeki kuş sesleri bütün yorgunluğumuzu unutturuyor. Mürşidabad’a bağlı Behram Pur istasyonunda trenden inerken saatler gece yarısını gösteriyordu. Doğrudan otele yerleşip ertesi gün yapılacak yoğun program için dinlenmeye çalışıyoruz.

22 Aralık 2007 Cumartesi

Otelden sabah erken bir saatte ayrılıp uzun bir araç yolculuğu yapıyoruz. Mürşidabad’ın Bangladeş sınırına yakın Uttar Para kasabası ve çevresindeki Müslüman yerleşim birimlerinde kesime ve dağıtıma katılıyoruz. Bölge geçtiğimiz yıllarda yaşanan seller sonrasında afet ya da açlık sebebiyle binlerce evsiz insanın ölümüne sahne olmuş. Buradaki Müslümanlar için düzenli olarak aylık gıda yardımları yapılıyor; ancak yapacak bir meslekleri ve ellerinde sermayeleri olmadığı için sürekli dıştan gelecek yardıma muhtaçlar. Bu nedenle bölgede değişik mesleklerde eğitim verecek bir meslek kursu açılması gerektiğini düşünüyoruz. Akşama doğru kasabadan ayrılıp şehir merkezine dönüyoruz. Karnımızı doyurma girişimlerimiz her zamanki gibi, bol baharatlı ve acılı yemekler sebebiyle kabusa dönüşüyor. Yarı aç yarı tok uyuduktan sonra ertesi gün Gucarat eyaletine hareket etmek üzere hazırlanıyoruz.

23 Aralık 2007 Pazar

2002 yılında kanlı olaylara sahne olan ve yüzlerce Müslüman’ın hayatını kaybettiği Gucarat, sık sık Hindu-Müslüman çatışmaları ile gündeme gelen bir eyalet. Burada, üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, hâlen kanlı olayların mağduru olan binlerce evsiz, fakir ve yetim insanlar bulunuyor. Bunlara yardım edebilmek ve bölgede incelemeler yapmak üzere sabah erkenden Mürşidabad’tan Külküta’ya doğru yola çıkıyoruz. Uzun bir tren yolculuğu ardından, Kalküta’dan Gucarat’a uçakla varıyoruz. Akşam Gucarat’ın başkenti Ahmedabad’a varıyoruz. Kent sadece hava şartları açısından değil, siyasi açıdan da bir hayli sıcak. Buradaki Müslümanların oranı %10 olsa da İslami eserler yönünden oldukça zengin bir kent.

24 Aralık 2007 Pazartesi

Gucarat programımız 2002 yılındaki olaylarda evleri yakılıp yıkılan ve bu felaketten kendilerini kurtulmayı başaran muhacirleri ziyaretle başlıyor. Bu olaylarda 1400’den fazla ev yakılmış. O esnada bu evlerin içinde bulunan yüz yirmi kişi diri diri yanmış. Pek çok kampta yaşamaya çalışan mültecilerin durumunu anlayabilmek için dört kampa gitmemiz yeterli oluyor. Ektanagar, Naroda Patia, Vatva ve Nagar kamplarındaki gözlemlerimiz, aslında Hindistan’ın geneline yayılmış olan fakirlik manzaralarından farklı değil. Ancak buradakinin farkı, Müslümanlara karşı her alanda ayrımcılık yapılıyor olması. Kendilerini savunmasız hissettikleri yetmiyormuş gibi, Müslümanların okullara gitmeleri neredeyse imkansız hale getirilmiş. Bütün kampların ortak sorunu eğitim. Bu sebeple çocukların ve gençlerin eğitimi için alt yapının oluşturulması çok lüzumlu. Gucarat’ta bizim ziyaretimiz sırasında açıklanan resmi seçim sonuçları, seçimleri bölgedeki fanatik Hinduların kazandığını ortaya koyuyordu. Bundan sonraki süreçte Müslümanların işi biraz daha zor olacak. Kampların alt yapısı olmadığı gibi, Nagar kampı da şehir çöplüğünün hemen yanına kurulu. Bölgedekilere yaşamaları için ülke içinde ve dışında yaşayan Müslümanlar yardımlarıyla evler yapılmış. Şu an en önemli ihtiyaçları, özellikle çocukların ve gençlerin eğitileceği kurumlar. Çünkü aileler, çocuklarını hem güvenlik nedeniyle hem de ideolojik gerekçelerle Hinduların okullarına göndermek istemiyorlar.

25 Aralık 2007 Salı

Sabah erken saatte Yeni Delhi’ye uçakla hareket ediyoruz. Birkaç saatlik beklemeden sonra da Türkiye’ye doğru yola çıkıyoruz.

Gözlemler:

- Hindistan olağanüstü gelir adaletsizliğinin yaşandığı bir ülke. Bir yanda lüks yaşam sürüp giderken öte yanda sokaklarda yatan yüz binlerce insan bu adaletsizliğin sembolü olarak göz önünde bulunuyor.
- Hindistan her ne kadar demokratik bir ülke gibi görünse de Müslümanlar söz konusu olduğunda ayrımcılık çok bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Yasal olarak engel görünmemesine rağmen Müslümanların belirli stratejik makamlara gelmesi mümkün değil. Hukuk kurumlarında ve soruşturmalarda sık sık haksızlığa uğratılıyorlar.
- Müslümanlar, çok sayıda bölgeye yayılmış olduğundan aralarında ciddi bir bağlantı yok. Büyük cemaatler bulunmakla birlikte, tüm ülke çapında siyasal bir tek güç olamamalarından dolayı etkinlikleri cılız kalıyor.
- 150 milyonluk bir azınlık grup olmalarına rağmen tek bir siyasal kitle olamayan Müslüman seçmenler, her eyalette farklı partilere oy vererek azınlık çıkarlarını korumaya çalışıyorlar.
- Kast sistemi, resmi olarak tanınmamakla birlikte geleneksel olarak uygulanmaya devam ediyor. Kastlar arası evlilikler, olayın yaşandığı bölgeye göre ölümle dahi cezalandırılabiliyor.
- Hindistan’da asayiş oldukça bozuk. Her otuz dakikada bir intihar olayı yaşanan ülkede, kadınların yaşam hakkı neredeyse yok gibi. Birçok Hindu veya Sih kadın kocası tarafından öldürüldüğü halde, olaya intihar süsü verilerek erkek kurtarılıyor.
- Kadınlara kötü muamele yaygın olduğu için kadının ailesi, kızlarına iyi davranması için damada servet denilebilecek paralar verebiliyor. Bu yönden Müslüman aileler biraz daha şanslı olsa da, geleneksel anlamda Hindistan’ın diğer kesimlerinden fazla bir farkları yok.
- İslam’ın açıktan tebliğ edilmesi yasak. Yasak olmasa bile Müslümanların ciddi bir örneklik oluşturamama gibi sorunları var. Müslüman kitlenin önemli bir bölümü okuma yazma dahi bilmediği gibi, diğer insanların örnek alabileceği biçimde dininin güzelliklerini gösterme kapasitesine sahip değil.



Top
AnasayfaİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama