29.09.07

İhsan Özyürek

Savaşlar ve yoksullukla iç içe, şükür dolu hayatlar

Afganistan yolculuğumuz, sıcak bir yaz günü İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan başladı. Afgan Havayolları’na ait oldukça eski bir uçakla beş saat süren yolculuğumuzdan sonra Kabil’e indik.

Beş milyon nüfuslu Kabil, bizi tozlu yolları, kırık dökük binaları ve yoksul insanlarıyla karşıladı. Yoksulluğun ve mazlum halkın çaresizliğinin caddelerine sokaklarına sindiği Afganistan’da savaşın izleri tüm gülümsemeleri gölgeliyor. Suyun ve elektriğin olmadığı, salgın hastalıkların kol gezdiği bu ülke içimize bir hüzün nakşediyor. Çevremizde gördüğümüz her beş kişiden ancak birisinin karnının tok olduğu ülkede halkın büyük çoğunluğu temiz su bulamadığı için hastalıklarla karşı karşıya. Biz sokaklarda gördüğümüz masum yüzleri fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştirmek isterken çocukların bizden kaçması dikkatimizi çekiyor. Hala aileleriyle yaşayabilen çocukların aileleri tarafından yabancılara karşı uyarıldığını öğreniyoruz sonradan. Organ mafyası korkusu, onları fazlasıyla ürkekleştirmiş… Milyonlarca Afganlı erkek ise sokaklarda eğitimsiz ve işsiz dolaşıyor.

Kabil sokakları
Kabil sokaklarında gezmeye başlıyoruz. Sokaklardan bir insan seli akıyor. Şehrin ortasından bir nehir geçiyor; yani eskiden geçiyormuş, şimdi ise karşımızda çok kirli bir su var. Nehrin eski fotoğraflarını gördüm; berrak bir suyu varmış önceden. Şimdi Afganistan halkı gibi yorgun akıyor. Sokaklarda insanlar Ramazan telaşı içinde koşturuyor. Şehirde hiç yeni bina yok gibi. Her şey gibi binalar da çok eski ve yıkıldı yıkılacak gibi duruyorlar. Yeni binalar sadece resmi binalarla sınırlı ve son derece az.

Ve karakola düşüyor yolumuz
Çarşıda gezerken başımızdan ilginç bir olay geçiyor: Arkadaşımla ben fotoğraf çekerken etrafta dolaşan bir polis bize yaklaşıp iznimizin olup olmadığını soruyor. Biz de hatıra olarak çektiğimizi söylüyoruz. Polis “Olmaz!” deyip bizi karakola götüreceğini söylüyor. O önde, biz arkada yürümeye başlıyoruz. Bizi, perişan halde bir binanın ikinci katına, komiserinin yanına götürüyor ve ona konuyu anlatıyor. Komiser bize nereli olduğumuzu soruyor. Türkiye’den geldiğimizi söyleyince komiser: “Biz Türklerle kardeşiz. Onlarla bizim aramızda sorun olmaz. Sokaklarda fotoğraf çekebilirsiniz.” diyor. Bize yeşil çay ikram ettikten sonra polisin yaptığından dolayı özür diliyor.
Ramazan sevincini sırtlanmak…
Ramazan’ın ilk günü, sahurdan hemen sonra, Kabil’den Tahhar vilayetine doğru altı saat süren bir kara yolculuğu yapıyoruz. Yollar yeni yapılmış ve güzel. Her kasabanın girişinde askerler nöbet tutuyorlar. Bizim yabancı olduğumuzu anlayınca ve mihmandarımız Türkiye’den geldiğimizi söyleyince hemen yol veriyorlar. Her yerde Türkiye’den gelmemizin avantajını görüyoruz. Yolda bir Alman konvoyuna rastlıyoruz. Yolumuzun üzerindeki Kunduz vilayetindeki havaalanında Almanların üsleri var. Almanlar burada her gün dışarıya çıkıp denetleme yapıyorlar. Tam donanımlı jeeplerinin korumaları dikkate değer. İnsanları kendilerine yaklaştırmıyorlar. Yavaş yavaş yukarılara tırmanıyoruz. Hava soğuyor.

Yedi saatlik bir yolculuktan sonra, Afganistan’ın kuzeyinde, Tacikistan sınırında yer alan Tahhar vilayetine ulaşıyoruz. Orada bulunan kardeşlerimiz bizi içtenlikle karşılıyorlar. Vakit kaybetmeden gıda dağıtımı yapacağımız bölgeye hareket ediyoruz. Yardım kampanyamız vesilesiyle 370 aileye, ortalama 2000 kişiye ulaşarak yıllardır savaşlarla ve yoksullukla yaşamaya çalışan bu insanların, bu sevgi ve barış ayında Ramazanı vesile kılarak kucaklaşmış oluyoruz.  Bazı kadınların çekine çekine bize yanaşıp gıda dolu çuvalları alması, çocukların kendilerinden büyük çuvalları sırtlarına yüklemesi gibi manzaralar bizi duygulandırıyor. 30 seneden beri savaşlarla birlikte yaşayan bir halk bu… Özgürlüklerine tam anlamıyla kavuşarak layık oldukları yaşama kavuşmalarını Allah’tan niyaz ediyoruz.

“Sabun istiyoruz.”
Afganistan programımız kapsamında, senelerdir gözetimimiz altında bulunan yetimhanemizi de ziyaret ediyor; burada barınan 115 yetim çocuğumuza giysi ve gıda yardımı yapıyoruz. Ayrıca yetimhanede bulunan terzilik kursu için beş aylık öğretmen maaşı ödemesini yapıyoruz. Çocuklarımıza yaptığımız giysi ve gıda dağıtımları esnasında, onlara yalnız olmadıklarını hatırlatıyoruz. Bu sırada bir çocuğumuz söz alıyor ve bizden iki isteği olduğunu söylüyor. Acaba ne isteyebilir, diye merakla ona bakıyoruz. Çocuk, banyo yaparken sabun bulamadıklarını, yetimhaneye sabun alınmasını istediğini söylüyor. O anda hepimizin gözleri yaşarıyor. Bu küçük yavrular bizden, bizim aklımıza dahi gelmeyecek olan en temel ihtiyaçlarını istiyorlar. Hemen bu istekleri için okul idaresine para bırakıyor ve yetimhanemizden ayrılıyoruz.
“Gel, küçük annen olayım senin!”
Yeterli sayıda okulun ve öğretmenin olmadığı ülkedeki, İHH İnsani Yardım Vakfı olarak onarımını üstlendiğimiz okullarımızı geziyoruz. Afganistan işgali esnasında anne ve babasını kaybetmiş çocuklarımızın barındığı İHH Yetimhanesi’ndeki çocuklarımızı izliyoruz gözlerimiz dolarak. Aralarından iki kız çocuğu dikkatimi çekiyor. Biri 10-12 yaşlarında, diğeri 4-5 yaşlarındaki bu iki sevimli kız çocuğundan büyüğü bir anne şefkatiyle küçüğüne ilgi gösteriyor ve onun ihtiyaçlarını karşılıyor. Anne ve babaları hayatta olmayan bu çocuklar, kendilerinden küçüklere, “Gel, küçük annen olayım senin!” diyordu adeta; hayatın ağır yükünü birlikte hafifletmeye çalışmak adına…

Bir parça buz için…
Bir diğer unutulmaz manzara ise; elektriği olmayan şehirde, iftar vaktinde, yardım kuruluşlarının verdiği jeneratörler sayesinde oluşturulmuş bir parça buzu evine götürmek için sıraya girmiş yüzlerce Afganlı…

Her daim şükür
Umut ve inanç hepimizin en büyük silahı. Bu tozlu, fakir ve savaş mağduru kentlerde sürekli olarak Yaradan’a şükreden insanları görünce Türkiye’de içinde bulunduğumuz şartlar bize son derece rahat görünüyor. Mübarek Ramazan ayının tüm insanlara, özellikle de emperyalizmin ezdiği mazlum Müslümanlara barış, huzur, mutluluk ve bereket getirmesi dualarıyla ve bu kardeşlerimize daha fazla yardım ulaştırabilme hayalleriyle ülkemize dönüyoruz



Top
AnasayfaİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama