11.10.07
|
İçli bir türkü dolaşır Pakistan dağlarında
Depremden sonra vakfımız tarafından kurulan tam donanımlı Müsiad Hastanesi’nin bahçesinde düzenlediğimiz iftar programına katılıyoruz. Çevredeki fakir halkın katıldığı iftar programından hastanede yatan hastaların da yararlandığını görmek bizi ayrıca sevindiriyor.
200 aileye gıda dağıtımı
Ramazan’ın dördüncü günü, İHH’nın Keşmir ve Pakistan’daki Ramazan çalışmalarını gerçekleştirmek üzere yola çıkıyoruz. Öncelikle gıda dağıtımı yapmak üzere, dağlık yollardan geçerek Keşmir’in Bagh kentine geçiyoruz. Bagh’da 200 aileye gıda yardımı yapıyoruz. Akşam iftarda Keşmir Eski Cumhurbaşkanı Serdar Abdulkayyum Han’ın misafiri oluyoruz ve kendisiyle kısa da olsa sohbet etme fırsatı buluyoruz. Geceyi, Keşmir’deki yüksek sıradağlardan bir dağın doruğuna yakın bir yerde inşa edilmiş olan hükümete ait bir misafirhanede geçiriyoruz.
Depremin yaraları hala taze
Ertesi gün yine aynı dağ yollarından geçerek Keşmir’de yapacağımız diğer yardım çalışmaları için Keşmir’in başkenti Muzafferabad’a varıyoruz. Burada, Rara bölgesinde İHH’nin yaptırdığı, yetimler için yatılı okul inşaatının şantiyesini ziyaret edip biraz dinlendikten sonra depremde evlerini kaybeden ailelerin yaşadığı kamplardan birinde iftariyelik dağıtımı yapıyoruz. Burada depremden sonra hala evlerini inşa edemeyen binlerce insanın yaşadığı 22 kampın bulunduğunu öğreniyoruz.
İftar programı moral oluyor
Bu dağıtımın ardından, depremden sonra vakfımız tarafından kurulan tam donanımlı Müsiad Hastanesi’nin bahçesinde düzenlediğimiz iftar programına katılıyoruz. Çevredeki fakir halkın katıldığı iftar programından hastanede yatan hastaların da yararlandığını görmek bizi ayrıca sevindiriyor. Bu iftar programı, vakfımızın desteği ile partner kuruluşumuz tarafından Ramazan ayı boyunca her gün 100 kişiye yönelik olarak düzenlenmekte.
Müsiad Hastanesi’ndeki iftarımızın ardından Rara Yetim Eğitim Merkezi’nin inşaatını yürüten Türk ekibinin davetine icabet etmek üzere, kaldıkları eve geçiyoruz. Onlar bize Türk yemeği ikram ediyor, biz de onlara Türkiye’den getirdiğimiz kahvaltılıklardan ikram ediyoruz. Ekiptekiler için, oralarda bulamadıkları Türk usulü kahvaltılıklar oldukça makbule geçiyor.
Yetim çocuklarımızı sevindirdik
Ertesi gün, 1994 yılında Hindistan’ın zulmünden kaçarak Jammu Keşmir’den gelip Muzafferabad’daki Şehid İştiyak Kampı’nda yaşamaya başlayan mülteci ailelere yapacağımız gıda dağıtımının ve 50 yetim öğrenciye yapacağımız ayakkabı yardımının hazırlıklarına başlıyoruz. Ramazan ayında buralardaki dükkanlar en erken 10’da açıldığı için paketleme işleminin tamamlanması öğleden sonrayı buluyor. Kampta gerçekleştirdiğimiz dağıtımı tamamlayarak iftar için Pakistan’da, Mansera’da depremden sonra yetimler için yaptırdığımız Atterşaşa Yatılı Okulu’na doğru yola çıkıyoruz.
Mansera’ya, dar ve keskin virajlardan müteşekkil Keşmir dağlarını aşarak gidiyoruz. Pakistan-Keşmir arası yolculuklarımızda en büyük problemimiz, bu dar ve keskin, uzun dağ yolları oluyor. Zaman zaman tek şeride düşen ve bir tarafı yüzlerce metrelik uçurum olan bu yollardan uçuruma uçma veya keskin bir virajda karşı yönden gelebilme ihtimali olan bir araçla çarpışma korkusu, Keşmir’de bulunduğumuz günlerde bizim için bir karabasana dönüşüyor. Çok şükür ki Mansera’ya sağ salim varıyor ve derin bir nefes alıyoruz.
Yetim çocuklarımızın kaldığı Atterşaşa Yatılı Okulu’nda çocuklarımızla yaptığımız iftarın ardından kendilerine hazırlamış olduğumuz kırtasiye ve bayramlık elbise paketlerini dağıtıyoruz. Ayrıca çarşıdan aldığımız hediyeleri de okul yönetimine devrediyoruz. Öğrenciler de bize, Türk halkına olan sevgilerini yansıttıkları el işi çalışmalarını hediye ediyorlar. Bütün öğrenciler istisnasız bir çalışma yapmış ve bunları bize büyük bir mutlulukla teslim ediyorlar.
Yoksul köylülerin zengin yürekleriyle iftarda bir aradayız
Mansera’ya bağlı Battal Köyü ile Chatter Plane Köyü’ne varıyoruz. Önce depremde hasar gören ve İHH’nın restore ettirdiği Chatter Plane Camii’ne gidiyor ve külliyesindeki medresede okuyan 100 öğrenciye gıda yardımı yapıyoruz. Ardından yine depremde tamamen yıkılan ve İHH’nın yaptırdığı Battal Köyü’nde gıda dağıtımı yapıyoruz. Köylüler iftar için kalmamızı ısrar edince onları kıramıyoruz. Biz de misafir olarak, iftardan önce köyün çarşısına giderek onlara meyve, sebze gibi hediyeler alıyoruz.
Buradaki köylüler gerçekten çok fakir oldukları halde bize Pakistan’da zengin bir evde yiyebileceğimiz türde yemekler hazırlamışlar. Misafirliğimiz boyunca bize o kadar sıcak davranıyorlar ki bu iftar, Pakistan’da yaptığımız en tatlı iftar oluyor.
Misyoner kuruluşların sözde yardımları
Burada köylülerle yaptığımız sohbet esnasında, daha önce de yabancı STK’lar hakkında duyduğumuz şeyleri bizatihi olayları yaşayanlar tarafından dinleme fırsatı buluyoruz. Depremden sonra buralara yardım adı altında gelen misyoner kuruluşlar her fırsatta bu fakir halkın diniyle oynamaya kalkmış ve onların değerlerini yozlaştırmak için uğraşmışlar. Kızları işe alıp çalıştırdıktan sonra onlara içki içirerek sarhoş edip yarı çıplak vaziyette sokağa salmaları; namaz kılanlarla kılmayanları ayırarak sadece kılmayanlara yardımda bulunmaları; bayan STK çalışanlarının depremzede kadın ve kızlara verdikleri eğitimde yine yarı çıplak biçimde giyinerek onları da böyle giyinmeye teşvik etmeleri; okul açıp kızların kapalı olarak okula devam edemeyeceklerini şart koşmaları ve kapalı kızların okuldan atılması gibi olayları buradaki köylüler bizatihi yaşamışlar. Bu yüzden burada halkın büyük bir bölümü STK’ları din düşmanı misyoner kuruluşlar olarak görmekte. Hatta İHH’nın hizmetlerinden haberdar olmayan bazı insanların bize bile aynı gözle baktıklarını fark ediyoruz. Bizleri namaz kılarken gördüklerinde ise önce şaşırıyor, sonra da gerçeği anlıyorlar. Gördüğümüz kadarıyla STK’ların bu insanlar üzerindeki olumsuz imajını yıkmak için daha çok çalışmamız gerekiyor.
İHH’nın yetimhanelerinde Ramazan sevinci
Haripur’da İHH olarak depremden sonra yapımına başladığımız Yetim Eğitim Şehri’nde eğitim gören yetim öğrencilerimize bayramlık elbise yardımı ve ailelerine dağıtılmak üzere gıda yardımında bulunuyoruz. Bu dağıtımın ardından Pakistan’daki Afgan mültecilerin çocuklarının okuması için yaptırılan Mevlana Celaleddin Rumi Okulu’nda okuyan 600 öğrenciye giysi ve bu öğrencilerin ailelerine gıda dağıtımı yapıyor, bu öğrencilerin bir kısmına ise ayakkabı yardımında da bulunuyoruz. Yaklaşan kış mevsiminden dolayı kışlık giysi ve ayakkabı, bu öğrenciler için zaruret arz ediyor. Çünkü çocukların hemen tamamı okula uzak olan mülteci kampından gidip geliyor.
Dağıtımın ardından bölgedeki Afgan mülteci kampını ziyaret ediyoruz. Kampta çocukların dini eğitimlerini sürdürdükleri bir camiye nakdi yardımda bulunduktan sonra, bir sonraki durağımız olan Msal Yetimhanesi’ndeki yavrularımıza ikram edeceğimiz hediyeleri almak üzere çarşıda alışveriş yapıyoruz. Msal Yetimhanesi’ne gecikmemek için hemen yola çıkarak iftarımızı yol üzerinde bir tarlada açıyoruz. Bu iftar da bizim için unutulmaz bir iftar oluyor. Çünkü yemeğimizi yerken oradan geçenleri soframıza davet ediyor, namazımızı ise hep birlikte çimenlerin üzerinde kılıyoruz.
Msal Yetimhanemiz, İslamabad’ın yanındaki Rawalpindi şehrinde bulunuyor. Müstakil tripleks bir binadan müteşekkil olan yetimhanemiz, Pakistan’daki kardeş kuruluşumuzun başkanının yetimlere vakfiyesi; tüm giderleri ise İHH tarafından karşılanıyor. Burada, çoğunluğunu Afgan mültecilerin oluşturduğu kız yetimler kalıyor. Çok temiz ve bakımlı olan yetimhanenin bilgisayar odası ve kütüphanesi de bulunuyor. Burada olmaktan dolayı çok mutlu görünen bu küçük kız çocuklarının böyle nezih bir ortamda eğitim aldıklarını ve geleceğe hazırlandıklarını görmek bizi de son derece mutlu ediyor. Kendileri için getirdiğimiz yiyecek ikramımızı teslim ettiğimiz yurt müdürüyle kısa bir süre sohbet ederek yetimhaneden ayrılıyoruz.







