24.10.07
|
İnsan kaçakçılığı dünyanın çıkmazı mı?
Kanun dışı ve ticari amaçla insanların pazarlanması anlamına gelen insan kaçakçılığı; insanların dilencilik, cinsel istismar, fuhuş, zorla evlilik, sağlıksız koşullarda az ücretle zorla çalıştırılma gibi muamelelere tabi tutulmaları şeklinde gerçekleşiyor.
Binlerce yıl boyunca güçlü olanın güçsüz olan üzerinde hak iddia etmesi ve yaptırım uygulamak istemesiyle sürdürüle gelmiştir insan ticareti. İnsan ticaretinin insan onuruna aykırı olduğu ve yasaklanması gerektiği genel kabul görünce insan ticareti el altından kaçakçılıkla devam etmiştir. Günümüzde insan kaçakçılığı büyük bir ticaret aracı olarak kullanılan, dünyanın demografik değişiminde rol oynayan, uluslararası arenada problemler oluşturan bir olgu olarak varlık gösteriyor. İnsan kaçakçılığı insanın haksız yere kullanımını hedeflediği için kaçırılan kurbanlar “modern köleler” olarak da adlandırılıyor. Kanun dışı ve ticari amaçla insanların pazarlanması anlamına gelen insan kaçakçılığı; insanların dilencilik, cinsel istismar, fuhuş, zorla evlilik, organ mafyasınca kaçırılma, uygun olmayan sağlıksız koşullarda az ücretle zorla çalıştırılma gibi muamelelere tabi tutulmaları şeklinde gerçekleşiyor. Fiziksel baskı, hile, dolandırıcılık, sahtekarlık ve diğer zorlama tekniklerle ele geçirilen insanlar önce toplanıyor, sonrasında ise gizli bir şekilde başka bölgelere taşınıp satılıyor.
İnsan ticareti 19. yüzyılda Batı tarafından oldukça yaygın ve büyük bir ticaret kaynağı olarak görüldü. Emperyalist güçlerin sermayesi haline gelen bu uygulamanın uluslararası hukukta yasaklanmasının ardından değişen tek şey, insanı bir mal gibi alıp satmanın yasal olarak engellenmesi; değişmeyen gerçek ise bu ticaretin gözlerden uzak devam ediyor olması. Yeraltı çeteleri ve organize olmuş şebekeler tarafından devam ettirilen insan kaçakçılığı, işin içine askerin, iş adamlarının ve yetkililerin de girmesiyle, çözüme ulaştırılamayan ve kaosa dönüşen büyük bir sorun haline geldi. Modern dünya, gizli kapaklı yapılan ve dünyada işlenen en büyük kanun dışı suçlar arasında yer alan insan kaçakçılığının kıskacı altında.
Modern dünyanın modern ayıplarından biri olan insan ticaretinin artış göstermesinin sebepleri arasında dünya nüfusunun 19. yüzyıla oranla üç kat artması ve bu artışın çoğunlukla gelişmekte olan üçüncü dünya ülkeleri arasında yaşanması yer alıyor. İstihdam fırsatının bulunmadığı, ekonomik eşitsizliğin, sosyal ayrımcılığın, politik istikrarsızlığın, hak ihlallerinin görüldüğü üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan fakir insanların durumlarını fırsat bilen insan tacirleri daha iyi bir hayat ve umut vaat ederek kurbanları ağlarına düşürüyor. Batı ülkelerinde daha iyi bir yaşam fırsatı olduğuna inandırılan kurbanlar çoğunlukla onlara süslü gösterilen ülkelere hukuki olmayan sahte pasaportlarla ya da taşıt içinde saklanarak kaçırılıyor. Genellikle ABD’ye ve Batı Avrupa ülkelerine götürülen kurbanlar yakalandıklarında çoğunlukla hangi ülkede olduklarını bile bilmediklerini söylüyorlar. Kaçırılan kurbanların götürüldükleri yerlerde köle gibi çalıştırılmaları, alıkonulmaları ve kullanılmaları kaçınılmaz bir durum. Kurbanlar kendi ülkelerinde bulunduklarından çok daha kötü durumlarda hayat mücadelesi veriyorlar.
Cinsel istismar, zorla çalıştırılma, kölelik, organ mafyası gibi alanlarda kendisini gösteren insan kaçakçılığı, BM, Af Örgütü ve diğer birçok insan hakları örgütlerinin gözlem altında tuttuğu önemli bir konu olsa da yasadışı örgütlerin olaya müdahil olmasıyla çözümsüz bir hal alıyor ve neredeyse dünyanın her bölgesini etkisi altına almış durumda. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) raporuna göre, çoğu Asya ve Doğu Avrupa’da olmak üzere 127 ülke insan kaçakçılığının kaynağı durumunda. Dünyada 27 milyon insan bugün köle olarak çalıştırılıyor ve bu sayı, insanlık tarihi boyunca ulaşılan en büyük seviye. Kayıtlara geçmeyen insanların sayısı ise oldukça fazla. İnsan tacirliğinde kaçırılan ve satılan kurbanların çoğu kız çocuklarından ve kadınlardan oluşuyor. Kadınlar ya zorla fuhşa zorlanıyor ya da cinsel istismara maruz kalıyor. Fuhşa zorlanan birçok kadın ve küçük yaştaki kız çocuğu ise zorlandıkları fuhuş pazarında HIV ve AIDS virüsü kaparak ölümle omuz omuza yaşıyor.
Erkekler ise maden ocaklarında, tarlalarda ve tehlikeli işlerde, sağlıksız koşullar altında hiçbir sosyal güvenceleri olmadan ağır işçi olarak çalıştırılıyor. Yaş oranına bakılmaksızın insanın kullanılmasını ve ondan haksız verim alınmasını hedefleyen istismarcılar ellerindeki işçilerin kaçmasını ve haklarını aramasını önlemek için çoğunlukla şiddete başvuruyor. Fiziki ve psikolojik yönden şiddete maruz kalan kurbanlar zorla alıkonuyor. Kendi başlarına hareket edecek özgürlükleri de bulunmayan bu insanların ne gidecek bir yerleri ne paraları ne de kimlikleri var. Polisin kendilerini yakalamasından korkanlar ise sığındıkları ev veya barakalardan bazen aylarca çıkmadan yaşamlarını sürdürüyor.
Global ekonomi sarmalında üretilen her bir ürünün yapım aşamasında, insan tacirlerince kaçırılan ya da zorla çalıştırılan kurbanların emeği var. Çikolatanın ham maddesini oluşturan kakaonun yetiştiği Güney Afrika tarlalarında işçiler zorla ve vahşice dövülerek çalıştırılıyor. Hindistan’da ailelerinden izinsiz alıkonulan çocuklar halı tezgahlarında boğaz tokluğuna çalıştırılıyor. Fildişi Sahilleri’nde, Avrupa’da futbolcu olacakları vaadiyle aileleri kandırılarak kaçırılan çocuklar farklı bir ülkeye götürülüyor ve çoğunlukla akıbetleri bilinmiyor. Çin’in Yunnan eyaletinde kız çocukları ya zorla evlendirilmek ya da Tayland’da fuhuş sektöründe kullanılmak üzere kaçakçılar tarafından para karşılığında satılıyor. Çin’deki tuğlahaneler ya da madenlerde korkunç koşullarda çalışan çocuklar ve yetişkin işçiler var. Brezilya’da şeker kamışı çiftliklerinde de durum değişmiyor.
UNODC’un raporuna göre insan kaçakçılığının vuku bulduğu en büyük kaynak ülkeleri Tayland, Çin, Nijerya, Arnavutluk, Bulgaristan, Beyaz Rusya, Moldova ve Ukrayna olarak belirtiliyor. Hem geçiş hem de varış bölgesi olma özelliğini taşıyan ülkelerin başında ise Tayland, Japonya, İsrail, Belçika, Hollanda, Almanya, İtalya, Türkiye ve ABD bulunuyor.
BM’nin 2003’te insan kaçakçılığını suç ilan etmesiyle 110 ülke BM protokolünü imzalayarak insan kaçakçılığının suç olduğunu kabul etse de ne yazık ki katılımcı ülkeler pratikte ceza kanunlarını tesirli bir şekilde kullanmadıkları için suçun önüne geçilememektedir. Şimdiye kadar yakalanan suçlulardan çok azının mahkum edildiği, kurbanlara ise ulaşılamadığı biliniyor. Kendisine ulaşılabilen kurbanlar ise ülkeye kanun dışı giriş yapmaktan suçlu bulundukları için ikinci kez mağdur oluyor. İnsanların kaçırıldıkları varış ülkelerinde bilgili ve duyarlı hükümet personelinin bulunmayışı, kurbanların içinde bulundukları çıkmazın anlaşılmasını zorlaştırıyor. Mağduriyetin büyümesindeki en önemli sebeplerden biri ise ülkelerin insan kaçakçılığını önlemeye yönelik işbirliği konusunda isteksiz davranmaları ve doğru istatistiki bilgileri sağlamamaları.
Tehlikenin önlenmesi ve çözüm için devletlerarası koordinasyonu sağlamak gerekiyor. Ulusal ve uluslar arası yargı, insan hakları örgütleri, hükümetler, ticaret organizasyonları, STK’lar ve ülke vatandaşlarının bu konuda sorumlu davranıp birlikte hareket ederek “modern çağın köleliği”ne karşı duruş sergilemelerinin önemli bir çözüm yolu olduğunu vurguluyor. Önlem alınmazsa birçok insan kendi ülkesinden çok uzakta sefil olarak yaşam mücadelesi vermeye devam edecek. Faillerin serbest gezmesi, insan hakları ihlallerinin cezasız kalması, Bosna ve Kosova’da olduğu gibi savaş sonrasında kadınların, genç kızların ve çocukların fuhuş için kaçırılmalarına ve organ mafyasına davetiye çıkarıyor.
İnsan kaçırmanın insan haklarına yapılan bir tecavüz olduğunu; insan onuru, şerefi ve kişiliği üzerine yapılan bir saldırı olduğunu ve yasal olmadığını kabul eden bir dünyada durumun geleceğimizi tehdit edecek kadar büyümesi oldukça ürkütücü. Günümüz geçmişten çok uzak değil. Globalleşme ve modernleşme senaryolarıyla daha iyi bir hayatı hedef gösterenler, başkalarının yaşam hakkını ellerinden alarak kendi hayatlarını yaşama telaşındalar. Ne yazık ki hızla yayılan insan ticareti, uluslararası arenada her zaman alıcı bulan ticari bir olgu ve organize bir suç olmaya devam ediyor.
- Dosyalar:
kacak4.jpg
kacak6.jpg
multeci1.jpg






