Kurban, Kurbanla İyiliğe Ortak Ol

17.09.05

ahmedemin

Kosova Raporu

Başkent: Priştina

 

Nüfusu: 2 milyon 300 bin

Yüzölçümü: 10 bin 861 kilometre kare

Dini: İslam, Katolik, Ortodoks

 

Kosova beş asırdan uzun bir süre Osmanlı egemenliğinde kalmış ve İslam'la da bu dönemde tanışmıştır. Jeopolitik konumuyla Balkanların Müslüman yoğunluklu bölgeleri arasında stratejik bir geçiş sağlar ve Kosova bölgenin Arnavut nüfusun yoğun olarak bulunduğu Arnavutluk, Makedonya, Karadağ ve Preşova vadisi arasında kalır.

 

Kosova 1389 savaşı ile Osmanlı Devleti'nin Üsküp Sancağına bağlanmıştır. Uzun yıllar Osmanlı toprakları olarak kalan bölge 1878 Berlin Anlaşması ile Sırp saldırılarına açık bir hale gelmiş ve 1913 Londra Sefirler Toplantısı ile Sırbistan'a bağlanmıştır. 1918 Sırp-Sloven-Hırvat Krallığı döneminde bu durum değişmemiştir.  II. Dünya Savaşı'ndan sonra Kosova'nın Prizren kentinde yapılan bir toplantıda Kosova, Arnavutların istekleri dışında Yugoslavya Cumhuriyeti içerisinde yine Sırbistan'ın bir parçası yapılmıştır. Bu toplantıda Arnavutların millet statüsü reddedilmiş ve onlara azınlık statüsü dayatılmıştır. Ayrıca Kosova'nın Sırbistan'a mı, Makedonya'ya mı yoksa Karadağ'a mı bağlanması gerektiği sorgulanmıştır. Kosova'dan üç kat daha düşük bir nüfusa sahip Karadağ bir cumhuriyet haline getirilirken etnik olarak Federasyon'un en homojen bölgesi olan Kosova, Sırbistan'a bağlanmıştır.

 

Kosova'nın hukuki statüsü komünist rejim döneminde de değişmiştir. Bu değişiklikler 1963 ve Kosova'ya Belgrad tarafından diğer eski Yugoslav cumhuriyetleri ile hemen hemen aynı olan geniş siyasi özerkliğin tanındığı 1974 senesinde gerçekleşmiş fakat diğer cumhuriyetlere tanınan ayrılma hakkı Kosova'ya tanınmamıştır. Yugoslavya'nın dağılmasının arefesinde Sırbistan, kuvvet kullanarak Kosova'nın özerkliğine son vermiş bu tavra Kosova Arnavutları Sırpların Kosova'daki bütün eylemlerini boykot ederek ve kendi paralel sosyal ve politik yaşamlarını oluşturarak cevap vermişlerdir. Fakat Kosova'nın bağımsızlığı tanınmamıştır. Bölge çok uzun yıllar Sırpların Arnavutlara karşı baskı dolu politikaları ile çalkalanmış, Tito döneminin başlangıcından itibaren Yugoslavya İçişleri Bakanı Aleksandre Rankoviç ismi hep federasyon içindeki Müslümanlara baskı ile gündeme gelmiştir. 1966'da görevden alınmasıyla daha rahat bir dönem başlasa da 1980'de Tito'nun ölümü ile yeniden bölgeye olan Sırp baskısı artmıştır. 1979-88 yılları arasında tüm Yugoslavya'da hüküm giyenlerin %58'i Kosovalıdır. 1981'de Priştina Üniversitesi olaylarında birçok öğrenci hayatını kaybetmiştir. 1983 yılında işsizlik oranı Yugoslavya için %14 iken bu oran Kosova'da %44'lere varmıştır. 1989-1994 arasında 150 bin Arnavut işlerinden çıkartılmış, bu insanların büyük çoğunluğu çalışmak için Avrupa ülkelerine gitmek zorunda kalmıştır.

 

Bosna-Hersek'teki savaş tüm şiddetiyle yaşanmasına rağmen Sırplar Balkanlar'da yeni bir savaş başlatmışlardır. Kosova'ya yönelik ihlaller sürerken 1998 Mart ayında Sırbistan'ın Kosova'ya saldırısı 1 milyon yeni mülteci ve 10 binden fazla Arnavutun hayatına mal olmuştur.

 

Savaş sonrası hızlı bir yapılanma içine giren Kosova'da hemen her ailenin bir ya da daha fazla bireyi yurt dışında olduğundan bu insanlar ülkenin kalkınmasına ve evlerin yeniden onarılmasına katkıda bulunmuşlardır. Bu dönemde Kosova gelirlerinin %40'ı dışarıdaki Arnavutlarca sağlanmış ayrıca insanlar, yardım kurumlarının destekleri ve düşük ticaret ile geçimlerini sağlamışlardır.

Kosova genç bir nüfusa sahiptir. Ülkenin %50'den fazlası 19 yaşı altı gençlerden oluşmaktadır. İşsizlik oranının yüksekliği özellikle bu grubu çok zor durumda bırakmıştır. Ayrıca misyonerlerin ilk hedefleri arasında bu genç kitlenin bulunması, onları daha farklı alanlarda da sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. İnsanların ekonomik ve fikri alanlardaki zayıflıkları istismar edilmektedir. Kosova'da gençler için diğer bir tehlike de BM Kosova Misyonu (UNMIK) ve Kosova Barış Gücü (KFOR) görevlilerinin gelişiyle zirveye çıkan ahlaki zafiyet ve fuhuş tehlikesidir. İstatistiklere göre 2001-2003 tarihleri arasında fuhuş iki kat artmış, daha çocuk yaşlardaki Arnavutlar fuhuş sektörünün kurbanları olmuştur.

1990 yılında Kosova Demokratik Ligi (LDK)'ni kuran İbrahim Rugova bugün hala ülkenin cumhurbaşkanıdır. Rugova aslen edebiyatçıdır ve uzun yıllar batı yanlısı bir siyaset izlemektedir. Siyasi hayatı boyunca askeri hareketlenmelere ve dolayısıyla Kosova Kurtuluş Ordusu'na (KKO) karşı olmuştur. 2000 yıl yerel seçimlerinde 25 parti arasından %58'lik oy oranıyla birinci olan Rugova'yı %27'lik oy oranıyla eski KKO başkanı Haşim Taçi'nin liderliğini yaptığı PDK takip etmiştir.

2001 yılı 17 Kasım parlamento seçimlerinde yine 47 milletvekiliyle Rugova birinci olmuştur. Haşim Taçi'nin PDK'sı 26 sandalye alabilmiştir. Bu dönemde başbakanlığı Bayram Recebi yapmıştır. 2004 Ekim seçimleri benzer bir sonuç çıkarmış fakat bu kez seçimden üçüncü çıkan Ramuş Haradinay kilit bir pozisyona gelerek başbakan olmuştur. Haradinay üç ay süren başbakanlığından Lahey Savaş Suçları mahkemesinin suçlamaları nedeniyle istifa ederek 2005 Martında teslim olmuştur.

 

Dönemin UNMIK yöneticisi Hans Haekkerup Mayıs 2001'de Kosova'daki Arnavut ve Sırpların siyasi temsilcileriyle bir araya gelerek, fakat temsilcilerin görüşlerini çok fazla dikkate almaksızın "Kosova Anayasa Çerçevesi"ni imzalamıştır. Kosova Anayasa Çerçevesi Kosova'nın önde gelen Arnavut liderleri İbrahim Rugova ve Ramuş Haradinay tarafından siyasi sürecin ilerlemesi için isteksiz bir biçimde kabul edilirken, Haşim Taçi tarafından reddedilmiştir. Taçi'nin, belgenin önce Belgrad tarafından onaylandığını ileri sürmesi bir tarafa, Kosova halkına bir halk oylaması ile Kosova'nın statüsünü belirleme hakkını vermemesi, söz konusu belgenin en büyük zaaf noktasını oluşturmaktadır. BM Kosova Misyonu Yöneticisi'nin hazırladığı Kosova Anayasa Çerçevesi Kosova'nın bağımsızlığına giden yolda önemli bir engel teşkil etmektedir.

 

Kosova, Haziran 1999'da savaşın sona ermesinden bu yana seçilmiş parlamentosu, cumhurbaşkanı ve başbakanı olmasına rağmen UNMIK tarafından yönetilmektedir. Arnavut çoğunluğun bağımsızlık taleplerine, Kosova'nın Sırbistan-Karadağ topraklarının bir parçası olduğunu iddia eden Belgrad tarafından karşı çıkılmaktadır. Fakat Arnavutlar ısrarla eski Yugoslavya içerisinde öngörülen özerk statünün yeni Yugoslavya için geçerli olmayacağını ileri sürmektedirler. Ama bu düşüncelerin uluslararası kamuoyunda güçlü bir yankı bulduğunu söylemek mümkün değil.

 

Kosova'nın statüsünün henüz belirlenmemiş olması, bölgenin potansiyel çatışma alanlarından biri haline gelmesine neden olmuştur. Kosova halen 1244 sayılı BM kararı ile resmen Sırbistan toprağı sayılmaktadır ve 2005 Haziranındaki statü görüşmeleri tüm dünyanın ilgi konusudur.

 

 



Top
AnasayfaHaberlerİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama