Kurban, Kurbanla İyiliğe Ortak Ol

04.04.06

dusuncegundem

Slobodan Miloşeviç öldü

Eski Sırbistan Devlet Başkanı Miloşeviç, Bosna ve Kosova’da işlediği savaş suçlarından dolayı yargılanıyordu. Ondan önce hiçbir devlet lideri savaş suçundan dolayı yargılanmamıştı.

Andrew Patterson

11 Mart 2006 Cumartesi sabahı, Hollanda Lahey’deki BM Savaş Suçları Mahkemesi hapishanesinde bir gardiyan, görevli memuru arayarak Slobodan Miloşeviç’in öldüğünü haber verdi. 

Slobodan Miloşeviç kimdi?

Sırbistan Devlet Başkanı Miloşeviç, Bosna ve Kosova’da işlediği savaş suçlarından dolayı yargılanıyordu. Ondan önce hiçbir devlet lideri savaş suçundan dolayı yargılanmamıştı. Umalım ki o, savaş ve insanlık suçundan yargılanan tek devlet lideri olmasın, çünkü savaş suçlusu olan daha nice devlet lideri var. Nitekim Miloşeviç de bu diğerlerinden daha suçlu olmadığını söylemişti. Miloşeviç’in bu suçları işlerken en büyük yardakçısı ise Radovan Karadziç’ti.

Sırbistan’ın AB’ye girebilmesi için tüm savaş suçlularını Lahey’e göndermesi gerekiyor. Bosna, Srebrenitsa’da ve Hırvatistan, Vukovar’daki katliamların müsebbibi kanlı canavar General Ratko Mladiç’in de Lahey’de davaları var. Sırp polisi mahkemeye teslim etmek için Mladiç’i arıyor. Bosna’da yaptıkları bunca mezalime rağmen bu adamların, aileleri ve Sırp milliyetçileri tarafından cesur insanlar olarak tanımlanmaları hayret verici.

Miloşeviç en şeytani savaş suçlarını işlediği savaşını başlatırken Yugoslavya dışından pek çok yardım aldı. 25 Aralık 1991’de Sovyetler’in parçalanmasının yarattığı kaostan faydalanan Miloşeviç, Bosna Savaşı’nın bir iç savaş olduğunu ve Sırbistan’ın buna karışmadığı yalanını söyledi. Yugoslav ordusundan 80 bin Bosnalı Sırp’ı tahliye ederek onlara 512 ağır tank, 526 silahlı personel taşıyıcısı, 18 nakliye helikopteri, askeri jet ile içerisinde havan topu, kara mayını vb. bulunan tonlarca mühimmat verdi. BM güvenli bölgeleri olarak adlandırılan arazilere yerleştirilen bu cephaneyle Saraybosna bombalandı.

Savaş başladıktan ve yüz binlerce vahşi olay gerçekleştirildikten birkaç yıl sonra bir gazete yukarıdaki bilgileri yayımladı. BM Güvenlik Konseyi nasıl oluyordu da bu olayı en başından beri bilmiyordu? Halbuki konseyin Amerikan, İngiliz ve Rus üyelerini haberdar edecek olan CIA, MI6 ve KGB vardı. Kendilerini Miloşeviç’in suç ortağı yapan olaylar hakkında daha önceden muhtemelen bilgi sahibiydiler. Fakat bir savaş suçuna ortak olmak henüz bir savaş suçu sayılmıyordu. 

Bosna Savaşı’ndan kısa bir süre sonra, bu anlamda suç ortağı addedebileceğimiz Rusya Başkanı Yeltsin, 45 yıldır bağımsızlık mücadelesi veren Çeçenya’nın başkenti Grozni’ye 4 bin roket ve bombayla saldırıya başladı. BM bir arabuluculuk heyeti oluşturduğu zaman da, yine bir BM üyesi ülke olan Bosna’ya karşı savaşması için Sırplara, barış askeri statüsünde 3 bin Rus paraşütçü asker gönderdi.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, Yeltsin BM’nin Sırbistan, Bosnalı Sırplar, Bosna ve Hırvatistan üzerindeki silah ambargosu yasağını delerek Sırbistan üzerindeki ekonomik yaptırımları bertaraf etti, Bosnalı Sırplara havan topu verdi ve sınır bölgesine füze mevzileri yerleştirdi.

Savaş suçlarının en gaddar tarafı ise Bosnalı Sırp sivillere öldürdükleri her kadın, erkek ve çocuk başına 500 Alman markı ödenmesiydi. Peki bu para nereden geliyordu? Kaynak Rusya’dan geliyordu. Bu, Rusların Doğu Almanya’dan çıkması için Batı Alman Hükümeti’nin verdiği 80 milyar Alman markının bir kısmıydı. Rusya, Sovyetler dağıldığında neredeyse iflas etmişti.  

Bununla birlikte hiç kimse Rusları savaş suçuna taraftar bir halk olarak algılamamalı. Rusların en cesurları, idamla tehdit edildikleri zaman bile Rus Savunma Bakanı Graçev’in Çeçenya’da hizmet edilmesi yönündeki emirlerini reddedenlerdir. Her ulus savaş suçlusu olabilir. Bu noktada, Bay Bush ve Amerikalılar da buna dahil edilmelidir.

Yugoslavya’nın geri kalanları arasında sesleri yükselen Sırp muhalifler ise gizli servis tarafından ölümle tehdit edildiler, dövüldüler, saldırıya uğradılar, öldürüldüler ya da hapse atıldılar. Borba gazetesi kapatıldı. Cesur Sırp muhabirler Novo Borba adı altında yeni bir gazete kurdular ve yine tehditlere, dövülmelere ve saldırılara tahammül ettiler.  

Miloşeviç’in dört yıl süren davası Savaş Suçları Mahkemesi’ne 200 milyon dolara maloldu. Sağlık durumu kötü olduğundan dava çok uzun sürmüştü. Miloşeviç’in karısı Marjana Markoviç, Belgrad’da Miloşeviç’in cenaze törenine katılanlara bir açık mektup yazdı. Mektupta Slobodan Miloşeviç’in ölümünden dolayı Savaş Suçları Mahkemesi’ni sorumlu tutuyor ve onları hain olarak adlandırıyordu. Ancak Marjana boşa nefes tüketiyor; kocasının Sırp ordusunu ve  Sırp grupları (vigilantes) kullanarak gerçekleştirdiği yıkım, mezalim ve ölümler için özür dilemiyor. Oysa Arkan’ın Kaplanları ve Çetnikler denen bu gözü dönmüş Sırp gruplar çocukları öldürüyor, kızlara tecavüz ediyor ve sonra onları öldürüyordu. Öyle görünmese de, Miloşeviç’in kontrolü altındaki Sırp orduları onları koruyordu. Miloşeviç’e bağlı bu grupların paraları ise Belgrad’dan geliyordu.

Miloşeviç ardında yüz binlerce acı bırakarak hücresinde öldü. Ancak Müslümanları korumakla görevli olan fakat katliamlar karşısında kılını bile kıpırdatmayan yüzlerce BM yetkilisi hakkında tek bir dava bile açılmadı. İşte adalet!



Top
AnasayfaHaberlerİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama