Kurban, Kurbanla İyiliğe Ortak Ol

17.09.05

admin

Doğu Türkistan Raporu

Başkenti: Urumçi

Yüzölçümü: 1 milyon 820 bin kilometre kare

Nüfusu: 40 milyon

Dili: Uygurca, Çince

Dini: İslamiyet

Doğu Türkistan, M. Ö. 8-3 asırlarda İskitlere; M. Ö. 300- M. S. 93 yıllarında Hunlara; 522-744 döneminde Göktürk İmparatorluğuna; 744-840 devresinde Uygur devletine; 751-870 Karluk ve Karahanlılar İmparatorluğuna ve Saidiye Hanlığına merkez olmuştur (1509-1679). 1759 yılında Çin Mançu (Quing) İmparatorluğu'nun işgaline uğramıştır. 1863'te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan'da Yakup Han başkanlığında "Doğu Türkistan İslâm Devleti" kurulmuş ve bu devlet; Osmanlılar, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanınmıştır. 1876 yılında Çin-Mançu devletince yeniden işgal edilmiş ve 1884'te Sincan "Yeni Toprak" adıyla Çin İmparatorluğuna bağlanmıştır. 20. asrın başlarında Orta Asya'da oluşan milliyetçilik akımı neticesinde 1933 yılında Kaşgar'da Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu Cumhuriyetin ömrü 1937'de sona ermiştir. Bütün Çin'e hakim olan Komünist Çin Kuvvetleri, 1949'da Stalin'in de onayı ile Doğu Türkistan'a girerek resmen işgal etmiştir.

SİYASAL VE EKONOMİK YAPI

Siyasal Yapı

Komünist Çin yönetimi bu ülkenin gerçek adı olan Doğu Türkistan ismini yasaklayıp yerine Mançu-Çin istilası esnasında verilen Sincan (Yeni Kazanılan Topraklar) ismini kullanmaya devam etmiştir. 1955 yılında da mevcut anayasa, bölgeye “eyaletten yukarı organ” statüsü vererek Doğu Türkistan'da Sincan Uygur Otonom Bölgesi yönetiminin kurulduğunu ilan etmiştir. Bu hükümetin başkanı ve üyeleri Pekin yönetimi tarafından tespit ve tayin edildiğinden dolayı bölgenin idari organlarında Çinlilerin sayısı devamlı surette Uygurlardan daha fazla olmuştur. Her türlü bölge belge, karar ve tayin işleri ise, Çin Komünist Partisi tarafından kararlaştırılıp hükümete icrası için gönderilmektedir. “Sincan Uygur Otonom Bölgesi” yönetiminden başka, onunla aynı yetki, hak ve hukuka sahip 7 türlü devlet organı daha mevcuttur. Bunların idari ve hukuki dereceleri özerk bölge yönetimi ile eşittir. Bunlar sözde Özerk Eyalet Hükümetine baskı uygulayarak kendi işlerini yürütebilirler.

Bütün bunlara karşın, 14 Eylül 2004 günü ABD'de Enver Yusuf'un başbakanlığında bir "Doğu Türkistan Hükümeti" kurulmuştur. Sürgünde kurulan Doğu Türkistan Parlamentosu, 60 milletvekilini barındırmakta ve bağımsız bir devlet için çalışmalara, en basitinden vize alamamak gibi bütün engellemelere rağmen devam etmektedir.

Ekonomik Yapı

3. 2. 1. Tarım

Doğu Türkistan 150 000 km 2 'lik tarım arazisine ve bir o kadar da ekilebilir toprağa sahiptir. Ekili sahalar ülke yüzölçümünün %2. 41 teşkil etmektedir. Hayvancılığa elverişli otlaklar ise ülke yüz ölçümünün %30. 4 oluşturmaktadır.

Buğday, mısır, pirin, pamuk, süpürge darısı, yulaf, arpa gibi ılıman iklimde yetişen tarım ürünlerinin yanı sıra, “meyve ve kavun ülkesi” olarak bilinen Doğu Türkistan'da üzüm, kavun, armut, elma, incir, ceviz ve nar gibi ılıman ilkim meyvelerinin hemen hepsi yetiştirilir. Cungarya havzasının bazı bölgelerinde ve Tarım havzasında, hububat ziraati önemli yer tutar. Yetiştirilen tahılların büyük bir kısmını buğday teşkil eder. Buğday üretiminde genellikle Cungarya'da kış buğdayı, Tarım havzasında ise yaz buğdayı ekilir.

3. 2. 2. Sanayi

Bütün Çin'de çıkarılan mineral miktarının %78'inin Doğu Türkistan topraklarından çıkartılması ülkenin Çin açısından önemini ortaya koymaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti toprakları içinde çıkarılan 148 çeşit madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan topraklarında yer almaktadır. Bu madenlerden başlıcaları kömür, petrol, demir, manganez, krom, kurşun, molibden, çinko, berilyum, lityum, niobyum, tantal, sezyum, beyaz mika, asbesttir. Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki kömür rezervlerinin 1/3'i Doğu Türkistan'da bulunmakta ve miktarı 2. 2 trilyon ton olarak hesaplanmaktadır. Ayrıca bölgede çok zengin petrol (tahmini toplam 60 milyar ton) ve tuz yatakları bulunmakta ve İpek Yolu'nu canlandırma projesi kapsamında 14 milyon dolarlık bir doğal gaz boru hattının döşenmesi projesi gündemdedir.

İNSANİ DURUM ve AZINLIKLARIN DURUMU

Dinî Baskılar

Din, inanç ve ibadet hürriyetine, hatta vaaz verme, camide kalabalık grup halinde ibadet etme, uzun dua okuma ve kutsal kitaptaki bazı ayetlerin okunmaması gibi kısıtlamalar getirilmiş; memurların, işçilerin ibadet yerlerine gitmeleri ve ibadet yapmaları yasaklanmış; ibadet yaptığı tespit edilenler işten atılmış, gözetim altına alınmış veya para cezalarına çarptırılmış; kadınların, kızların dini ibadet yapmalarına, 18 yaşından küçüklerin dini kurs ve eğitim almalarına ve ibadet yapmalarına yasak getirilmiş; isteyen özel şahısların dini okul veya kurs açmaları men edilmiş; öğrencilerin dini kurs ve okullarda okumaları yasaklanmıştır. Evinde dini kitap bulunanların kitaplarına el konularak evinde dini kitap bulundurmanın suç teşkil ettiği ve cezalandırılacakları belirtilmiştir. Doğu Türkistanlı Müslümanlardan Hac ibadetini yerine getirmek isteyenlerin pasaportlarına el konularak Hacca gitmeleri engellenmeye çalışılmıştır.

Nüfus Yapısı ve Doğum Kontrolü ile İlgili Baskılar

Çin yönetimi, 1949 yılından beri uyguladığı düzenli politikalarla bölgedeki Müslüman nüfusu azınlık haline getirmeye çalışmaktadır. Bölgeye sürekli sevkettiği Çin nüfusu ile hem bölgedeki Müslüman nüfusu seyreltmekte, hem de yönlendirdiği Çin nüfusunun da genellikle eski hapishane mahkumları veya sabıkalı kimseler olmasından dolayı bölgedeki suç oranını artırmaktadır. 1990'a gelindiğinde Müslümanların oranı %60'a inerken Çinlilerin nüfus oranı %37. 6'a çıkmış durumdadır. Yeni yerleşimciler Doğu Türkistan'daki en verimli topraklara yerleştirilirken bu toprakların asıl sahipleri olan Doğu Türkistanlılar kurak ve işlenmesi zor alanlara sürülmektedir.

Ayrıca, Çin hükümeti, Doğu Türkistan'daki Müslüman Türk nüfusunun artmasına engel olmak için, "doğum kontrolü kanunu"nu da uygulamaktadır. Bu kanuna göre şehirlerde oturanların 2, köylerde oturanların 3'ten fazla çocuk sahibi olmaları yasaktır. Bu yasağa uymayanlar çok ağır cezalara çarptırılmaktadır. Geniş kırsal kesimlerde yasağa uymayan kadınlara; hiçbir tedbir alınmadan toplu kürtaj operasyonları yapılmaktadır. Hamile kadınların çocukları karınlarından zorla çıkarılarak öldürülmektedir. Kanun dışı doğan çocuklara isim verilmemekte, vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır.

Dil Baskısı

Otuz yıl içerisinde dört defa alfabe değiştirilmiştir. Mao, Çin alfabesine ilişkin hiçbir değişiklik yapmazken, Uygur alfabesini önce Kirilceye çevirmiş, daha sonra Rus egemenliğine duyulan korku nedeniyle Latin harflerine geçilmiştir. Bu kez de Türkiye ile kurulacak ilişkilerden korkulduğu için de Arap alfabesine dönülmüştür.

Bugün Doğu Türkistan'daki tüm yayınların sadece %16'sı Uygurca'dır. Uygur dilinde hazırlanan bir ansiklopedi veya bir sözlük bulunmamaktadır.

Uygur eğitmenleri ya da fikir adamlarının Uygur tarihi, kültürü, sanatı gibi konularda yazı yazmaları yasak olmamakla beraber buna kalkışanlar “bölücülük” suçlamasıyla cezalandırılmakta, tutuklanmakta ve ders vermeleri durumunda okulları kapatılmaktadır.

Doğu Türkistan'da Yapılan Nükleer Denemeler

Çin'in en büyük nükleer merkezi ve deneme alanı Doğu Türkistan'da Taklamakan Çölündeki Lop-Nor Gölü civarında bulunmaktadır. Hükümet hiçbir koruyucu tedbir almaksızın, bölgede nükleer denemler yapmaktadır. 1964'ten bu yana 11'i yer altında olmak üzere 46 nükleer deneme yapılmıştır. Nükleer denemelerin olumsuz etkileri yüzünden bölge insanları ölümcül hastalıklara yakalanmış, 20 bin özürlü çocuk dünyaya gelmiştir. Nükleer denemeler nedeniyle 210 bin civarında Müslüman ölmüş, binlercesi sakat kalmış, binlercesi de kansere yakalanmıştır.

Çin, 1964'den günümüze kadar Doğu Türkistan topraklarında 50'ye yakın atom ve hidrojen bombası patlatmıştır. İsveçli uzmanlar, 1984 yılında yapılan yeraltı nükleer denemesinde kullanılan 150 ton gücündeki bombanın Richter ölçeğiyle 8. 8 büyüklüğünde yer sarsıntısına sebebiyet verdiğini tespit etmişlerdir.

SONUÇ

Sonuç olarak Çin, Doğu Türkistan üzerinde yoğun baskılar kurup bölgeyi, nimetleriyle beraber inhisarına almak, bölge insanlarını ise asimile etmek niyetindedir. Ayrıca, bölgede dirilmeye çalışan çeşitli direnişçi hareketleri de, terörist faaliyetler olarak adlandırmaktadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında terörizmle mücadele kılıfına sığınarak, baskı uygulamalarını meşru hale getirmektedir.

Çin baskısı, annenin karnındaki bebeğe kadar ulaşmaktadır; bir bebeğin doğumuna bile müdahale etmekte, gerekirse onu yok etmektedir. Yüzlerce insan yok yere tutuklanmakta, insanların mal varlıklarına, kuruşu kuruşuna kendileri satın aldıkları halde el konmaktadır. “Siyasi görev” adı altında genç dansçı kızlar alı onup Çinli askerlerle içki içmeye ve onları eğlendirmeye zorlanmaktadırlar.

Doğu Türkistan sınırları dahilinde direniş imkansız bir hal aldığından, özgürlük mücadelesi yurt dışında kurulan dernek ve vakıflarla sürdürülmektedir. En son geçtiğimiz yıl sonunda ABD'de bağımsız bir hükümet kurulmuştur. Bunun gibi ABD'den Avustralya'ya pek çok Doğu Türkistan derneği ve mülteci vakfı mevcuttur. Ancak bu kurumların başarıya ulaşmaları için, özellikle ağırlık sahibi ülkelerden desteğe ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla, bu süreçte, Türkiye'nin üzerine de önemli görevler düşmektedir.



Top
AnasayfaHaberlerİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama