26.02.05
|
Özbek Hapishaneleri Ebu Gureyb'i Aratmıyor
SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan cumhuriyetlerden biri olan Özbekistan'da, 1989'dan beri iktidarda olan İslam Kerimov yönetimince muhalefete karşı yoğun baskı ve sindirme politikaları sürüyor.
Sivil toplumdaki her türlü muhalif faaliyeti kontrol altında tutmaya çalışan Kerimov'un sindirmeye çalıştığı grupların başında din adamları ve Müslümanlar geliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporuna göre, 1990'ların ortalarından beri kökten dinciliğe karşı mücadele adı altında Müslümanlara karşı baskılarını sürdüren yönetimin dini inançları ve ibadetleri sebebiyle tutukladığı kişilerin sayısı 7,000 civarında.
İnançları sebebiyle tutuklanan kişilerin Özbekistan hapishanelerinde sistematik işkenceye maruz kaldığı, bölgede 2002 yılında işkenceye dair incelemelerde bulunan BM özel raportörünün açıklamalarıyla kamuoyunun dikkatine sunulmuştu. Ancak hapishanelerdeki işkence sona ermedi. ABD'nin 2001'de Afganistan'da başlattığı operasyon sonrası ABD'nin ‘İslami terör ile mücadele'söylemini benimseyen Kerimov, Müslümanlara yönelik politikalarında bu söylemin arkasına sığınmaya başladı. 2000 yılında yaptığı açıklamalarında Orta Asya'da kökten dinci bir tehdit bulunmadığı açıklamasında bulunan Kerimov, 11 Eylül sonrasında ABD ile stratejik ortaklığının gereği ülkesinde böyle bir tehdit olduğu iddiasını ortaya attı.






