30.04.08

 

Patani notları

“Camiyi siz yapın, ismini de siz koyun. Türkiye Müslümanlarının Patani’ye bir hatırası olsun. Eseriniz bu topraklarda kalıcı olsun, buraya gelen herkes sizi hatırlasın! Biz de size sürekli şükran duyalım!”

Patani ziyaretimiz son derece verimli geçti. Öncelikle ekibimiz çok uyumlu ve işinin ehliydi: İHH İnsani Yardım Vakfı temsilcisi Hayri Bolat, gönüllü Zekeriya Çelik Hoca, Takvim gazetesinden Metin Yüksel, Fatih Üniversitesi’nden Dr. Süleyman Doğan, Malezya İslam Üniversitesi’nden üç öğrenci ve bendeniz.
Bizi karşılayan ve oradaki programımızı organize eden Patanili Üstad Mahmut ve Dr. Hasan başta olmak üzere, tüm ekip son derece özverili ve profesyonelce çalıştılar. Buradaki faaliyetleri İHH adına organize eden Hayri Bey, “Bu yıl çok güzel oldu.” demekten kendini alamadı.

Tayland’da bir yetimhane  

Image Önceliği, kızlar için kurulmuş bir yetimhaneye verdik. Altı aylık bir yetimden, 60 yaşındaki kimsesize varana kadar biçare insanlara kol kanat germiş bir merkez. İsmi, “Pengurus Darul Aitam Wal Masakin Lilbanat Pattani, Thailand” olan bu merkez, Tayland’ın önde gelen İslam davetçisi Meryem Samoh tarafından kurulmuş. Kendisiyle görüştüğümüz Meryem Hanım, yaptıklarını ve yapmak istediklerini bizimle paylaştı. Başta eşi olmak üzere bütün aile kendisini bu çalışmaya adamış.
Budizm’den İslam’a geçmiş hanımların hem İslam’ı çabuk öğrenip yaşamalarını kolaylaştırmak hem de toplumsal baskılara daha donanımlı göğüs germesini sağlamak üzere özel birimler de oluşturmuşlar. İki yıl önce İslam’ı seçmiş ve bu programa katılmış hanımlardan birisiyle sohbet etme fırsatı bulduk. Eğitim sonrası Patanili bir Müslümanla evlenmiş. Yeni hayatından çok mutlu olduğunu anlattı bize.
Bu merkezde öncelik 12 ila 30 yaş arası yetimlere veriliyor. Bunlar sadece İslami anlamda eğitilmiyor, el becerileri de öğretiliyor. Yetimlerin göz nuru alın teri emeklerinin bir kısmını görme fırsatı da bulduk. Bu yapılanlar son derece kısıtlı imkanlar dahilinde gerçekleştiriliyor.

Welcome Turkey, welcome İHH !

Bu yetimhanede kurbanlar kesildi, yetimlere Türkiye’den getirilmiş hediyeler sunuldu ve faaliyetlerine katkı olarak çam sakızı çoban armağanı mali yardım yapıldı.
Bu paylaşımlar önceden titiz bir çalışmayla belirlenmiş fakir mahalle ve köylerde de icra edildi. Gittiğimiz her yerde insanlar bizi büyük bir coşkuyla karşıladılar. Bu köylerden birinde, çocuklar; “Welcome Turkey, Welcome İHH, I love Turkey, I love İHH” sloganları atmasınlar mı? Bu da buralara gösterilen ilginin öncelikle Türkiye adına bir imaj inşasına dönüştüğünü gösteriyor.
Bizi bekleyen sürprizlerden birisi de, gittiğimiz bir köyde 120 yaşında bir ninenin varlığına tanıklık etmek oldu. Bütün köylü bu yaşlı çınara son derece saygılı. Gazeteci Metin arkadaşımız bu ninenin bol bol fotoğraflarını çekti, hakkında malumat topladı.
Bayramın ikinci günü, Üstad Mahmut’un kuruculuğunu ve genel müdürlüğünü yaptığı “Ma’hed Terbevî” okulunda programa katılacağız. Biz, sıradan bir program bekliyoruz. Ne de olsa bayram ve tatil. Ama yanıldığımızı, oraya vardığımızda hemen anlıyoruz. Bizi karşılamak için tertip edilen kurban programı görülmeye değerdi. 1300 kişilik bu okul, Türkiye bayrakları ile İHH amblemleri eşliğinde misafirlerini karşılamak üzere seferber olmuştu.

Lütfen bizi unutmayın!

Image Bu sıcak ilgiden ve ülkemiz Müslümanlarına beslenen muhabbetten hepimiz çok etkilendik. Ekip olarak hem mesaj aldık, hem mesaj verdik. Okulun bahçesini dolduran öğrenci ve etraftan gelen insanlara Türkiye adına bendeniz, onlar adına okulun kurucusu Üstad Mahmut ve Dr. Hasan birer konuşma yaptık.
Dr. Hasan’ın konuşması çok dokunaklıydı. “Lütfen bizi unutmayın! Bizim sizlere vereceğimiz bir şey yok. Tebessümümüz ve dualarımız hariç. Ama siz bu alakanızı, bu muhtaç kardeşlerinizden kesmeyin!” diyordu.
Okulda bir bilgisayar sınıfı kurulmuş, orayı geziyoruz. 30’un üzerinde bilgisayar var. Hepsinin üzerinde “İHH’nın hediyesidir” yazıyor. Şahsen şaşırmadım diyemem!
Okul geniş bir alana kurulmuş. Öğrencilerin ibadet edecek camileri yok. Cami için büyük bir alan ayırmışlar. Mimarlara, Osmanlı tarzı bir proje hazırlatmışlar. Onlara söz verdim; bu caminin yapımı için Türkiye Müslümanlarından yardım bekliyorlar, bu talebi köşemde ileteceğim, diye.
“Camiyi siz yapın, ismini de siz koyun. Türkiye Müslümanlarının Patani’ye bir hatırası olsun. Eseriniz bu topraklarda kalıcı olsun, buraya gelen herkes sizi hatırlasın! Biz de size sürekli şükran duyalım!” diyorlar. Bu konuda Türkiye Müslümanlarından son derece ümitvarlar.
Verdikleri bilgiye göre, hükümet, Arap ülkelerinden ve Malezya’dan yardım almaya izin vermiyormuş. Araplardan el-Kaide korkusu, Malezya’dan da, bölgeyle olan tarihi ilişkilerinden dolayı çekiniyormuş. Avrupa ve Türkiye üzerinden gelen yardımlara ise onay veriliyormuş. Bu nedenle bu camiyi inşa etmek için Türkiyeli hayırseverlerden himmet bekliyorlar. Fırsat bu fırsat diyorlar... 



Top
AnasayfaHaberlerİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama