16.07.07
|
AÇE: Güneydoğu Asya’da Bir İslam Beldesi
Yüzyıllarca İslam’ın Güneydoğu Asya’da yayılmasına öncülük ederek “Mekke Kapısı” unvanıyla anılan Açe, tarihin ilk dönemlerinden itibaren insan yerleşiminin yoğun olarak görüldüğü bir coğrafyadır. Asya kıtasından Güneydoğu Asya adalarına yönelik gerçekleşen göç dalgaları nedeniyle Açe, farklı medeniyetlere ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapmıştır. Açe İslam Sultanlığı döneminde Osmanlı ile askeri ve ticari ilişkiler geliştirmiş, 19. yüzyılda Güneydoğu Asya’da boy gösteren sömürgeci Batılı güçlere karşı verdiği mücadeleyle ön plana çıkmıştır.
II. Dünya Savaşı’nın ardından Endonezya Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla, Açe bu devletin bir eyaleti olarak kabul edilmiş, ancak Açe halkı bağımsızlık mücadelesi konusundaki kararlılığından vazgeçmemiştir. Bunun sonucu olarak Endonezya Hükümeti’nin bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana geçen süreç, Endonezya Cumhuriyeti Merkezi Hükümeti ile Açeliler arasında yaşanan mücadeleyle geçmiştir.
Ancak, Aralık 2004’te gerçekleşen ve binlerce Açelinin hayatını kaybetmesine neden olan tsunami, uluslararası camianın düşündüğü gibi bir felaket değil, Açe halkı için bir kurtuluş olmuşa benziyor. Nitekim, tsunami sonrası imar ve rehabilitasyon faaliyetlerine yoğunlaşılması ve Endonezya Hükümeti ile GAM arasında 15 Ağustos 2005’te Finlandiya’da imzalanan barış anlaşması yıllardır yaşanan kaosu askıya almıştır. Bu barış anlaşması sonunda merkezi hükümetin, Açe halkının on yıllarca maruz kaldığı maddi ve manevi kayıpları ne şekilde tazmin edeceği merak konusudur. Ancak, bu gelişmeler çerçevesinde, uluslararası İslami kuruluşların söz konusu anlaşma sürecinde yer almamaları bir handikap olarak dikkat çekmektedir. Umulur ki, hiç değilse Açe halkının maddi manevi kayıplarının telafi edilmesinde Müslümanların bir çabası söz konusu olur.





