02.05.08

 

Yeni Açan Çiçek: Addis Ababa

Sadece Adil kral Necaşi’nin değil, İslam'ın ilk müezzini Bilal-i Habeşi'nin de ana vatanı olan Etiyopya’da sağlık taraması yaptık. 5 bin 500 insanın sağlık hizmeti verilmesi bölge insanının gönlünü okşadı.

Etiyopya’daki yolculuğumuza Amhari dilinde, yeni açan çiçek anlamına gelen Addis Ababa’dan başlıyoruz… Mavi Nil’in hemen kenarında yer alan Addis, şaşırtıcı güzelliklere sahip bir belde.

Addis, Etiyopya’nın hemen hemen her bölgesine insani yardım faaliyeti gösteren tüm kuruluşların da başkenti. Yol arkadaşım Taylan Çetin ile beni havaalanında ilk karşılayan partner kuruluşumuz CDU Başkanı Muhammed Ali Bey oldu. Havaalanından çıktığımızda dışarıda bu mevsimde pek rastlanmayan bir serinlik okşadı yüzlerimizi.

Addis’te birkaç saat dinlendikten sonra ilk uçakla Harrar bölgesine geçtik. Bizi Dreduva’ya götürecek olan uçağın eski model pervaneli bir uçak olması ilk başta bizi biraz korkutsa da yaklaşık bir saat süren uçuşumuzu sağ salim tamamladığımızda yolculuğumuzun aslında heyecan verici olduğunu düşündük. Dreduva havaalanında burada yapacağımız sağlık taraması projesinin gerçekleşmesinde büyük emeği olan sevgili dostumuz ve proje koordinatörü İbrahim tarafından karşılandık. Havaalanında, burada kalacağımız süre boyunca valilikçe bize tahsis edilen araca bindik, şoförümüz Cemal Baba yolculuğumuz boyunca bizden hiç ayrılmadı.

Arabada yolculuk yaparken Cemal Baba’nın bize dinlettiği Harrar bölge müzikleri bir nebze de olsa Harrar insanın ne kadar renkli bir hayata sahip olduğunu anlamamıza yetiyor. Harrar, Etiyopya’da İslam’a giren ilk bölgelerden. İbrahim’in verdiği bilgilere göre önceleri bu bölgeye Kutsal Şehir denirmiş. Bölge Müslümanları o dönemlerde ekonomik olarak çok iyi durumda olduklarından başkente yerleşmişler. Ancak bir zaman sonra bu insanların eski maddi imkânları kalmamış.

Dağların eteklerine inşa edilmiş evler, yolda sıkça rastlanan at arabaları, ana caddelerde merkezi yerlere dikilmiş anıtlar, şehre farklı bir güzellik katıyor. Şehre girişte bizi karşılayan “Hoş geldiniz” yazısını şehirden çıkarken de görmek bize biraz tuhaf geldi. Bu toprakların çocuğu olan Cemal Baba’ya bunun sebebini sorduk. Bize, Harrar insanının sıcakkanlılığı, misafirperverliği ile tanındığını, kendilerine misafir olanların buralardan ayrılmalarını istemedikleri için böyle yazdıklarını söyledi. Biz de burada tıpkı Cemal Baba’nın bize söylediği gibi son derece sıcak bir şekilde karşılandık.

Sağlık taraması yapacağımız alana girdiğimizde aracımızın çevresini ilk saranlar yine çocuklardı. Arabadan indiğimizde etrafımıza doluşan çocukların yüzlerindeki ifade ise bambaşkaydı… Biraz sonra neler olacağını bilmeyen, belki de hayatlarında hiç beyaz Müslüman göremeyen çocukların gözleri çakmak çakmaktı. Bize dokunabilmeyi, yanımızda biraz olsun durmayı, yüzümüze bakmayı bir fırsat bilen bu çocuklar bizim de çocuklarımız… Onların bir ağabeyi, bir büyüğü de bizleriz. Ay yıldızlı balonlar etrafında daire olmuş bize poz vermeye çalışan çocuklar adeta bir bayram yaşıyorlardı. Bugünün 23 Nisan Çocuk Bayramı olduğunu bilmeden ne kadar da mutuydular.

Etiyopyalı olmak

Bölge hakkında edindiğimiz bilgiler ve yaptığımız çalışmalar bugün Etiyopya’da 1 ila 5 yaşları arasında 14.1 milyon çocuğun polio (çocuk felci) hastalığına yakalanma tehlikesi taşıdığını bize gösteriyor. Bu çocuklar vaktinde yapılacak müdahalelerle hastalıktan korunabilir. Ne var ki ülkede nüfusun yüzde 60’ı tedavi olabilmek için sağlık merkezlerine ancak yürüyerek ulaşabiliyor. Uluslararası kuruluşlar her ne kadar bu konuyla ilgili çalışma yapsa da yeterli olduğu pek söylenemez. 1991 yılında 1.1 milyon kişide tespit edilen malarya hastalığı, 1995’te 1.5 milyona ulaşmış ve bu oran her geçen yıl artmakta. Dört milyon vakadan 111.000’i hayatını kaybetmiş. Gelecek nesilleri tehdit eden bu hastalıklara karşı ülke genelinde difteria ve tetanos iğneleri sürekli yapılmakta.

1999-2000 yılları arasında yapılan bir araştırmada nüfusun yüzde 23’ü günlük 1 doların altındaki bir gelirle geçimini temin etmeye çalışıyor. Ülkede her 100 kişiden 38’i olması gereken kilonun altında, yüzde 47’sinin boyu ise normalden daha kısa. 2.7 milyon insan menenjit riski altında, her hafta 5 bin kişi enfeksiyon kapmakta, ülke genelinde 635 sağlık merkezi bulunuyor ve ülkede en az 1 milyon yetim çocuk var.

Toplumumuzda Habeşistan olarak bilinen Etiyopya, Hz. Necaşi’nin diyarı olması hasebiyle de gönüllerimizde farklı bir yere sahip. Allah Resulü (s.a.v), “O, ülkesinde kimseye zulmedilmeyen kraldır” diyerek övmüştür Habeş Kralı Necaşi Eshame'yi. İslamiyet’in ilk yıllarında Müslümanların gördüğü baskı ve zulüm dayanılmaz bir hal almış, ambargolar nedeniyle çok zor günler yaşanmıştı. İşte o günlerde Habeş yetişmişti yardıma ve gerçekten de tam Efendimiz (s.a.v)’in söylediği gibi karşılamışlardı, bu kutsal toprakların kutsal sahabelerini… 

Desi yollarındayız

Sağlık projesinin ilk bölümünü tamamladıktan sonra ülkenin kuzeyine, başkente 8 saat uzaklıkta olan Desi bölgesine geçiyoruz. Yollar biraz tozlu ve dolambaçlı da olsa Yimam kardeşimin yol boyunca anlattığı Desi bölgesinde yaşayan Müslümanların hikâyeleri, bu insanların yardıma ne kadar ihtiyaç duyduklarını, bölgede mutlaka bir şeyler yapmamız gerektiğini bir kez daha gösteriyordu.

Gördükleri maddi ve manevi işkenceler sebebiyle vatanlarını terk etmek zorunda kalarak Habeşistan'a (614 ve 615 yılında) hicret eden sahabeler, Afrika'nın ilk Müslüman topluluğunu oluşturdular. Bazı kaynaklarda ilk hicret kervanında dördü kadın 15, ikincisinde ise 19'u kadın 111 sahabenin olduğu naklediliyor. Necaşi'den başka, vatanlarına geri dönmeyip burada kalan 15 sahabe daha bulunmakta.

Habeşistan toprakları sadece Necaşi'nin değil, İslam'ın ilk müezzini Bilal-i Habeşi'nin de ana vatanı. Her ezan okunduğunda Bilal’in o dönemlerden gökyüzüne nida ettiği ezan-ı Muhammediye’nin kutsal fısıltısını arıyor kulaklarımız Desi’de.

Desi bölgesi partner kuruluşumuzun üyesi Abdullah kardeşime, “Biz toplum olarak sizi çok severiz, her biriniz bizim için bir Bilal’siniz” derken akşam ezanı okunmaya başlıyor… “Bizim de Bilal’imiz sizsiniz” diyor ve akşam ezanını bana okutuyorlar…

Ezan bittikten sonra etrafımı saran Habeşlilerle kucaklaşıyoruz. Tenlerimiz farklı ama aynı inanca sahibiz, sanki uzun yıllardır tanışıyormuşçasına sarılıyoruz birbirimize. Daha sonra Desi’de gerçekleşmesi muhtemel projeleri yerinde gözlemliyoruz. Yimam bize bölge insanın sıkıntısını uzun uzun anlatıyor. Eğitim imkânlarından yoksun gençler, imkânsızlardan dolayı tedavi olamayan yüzlerce, binlerce çocuk... Biz de gereken notları alıp ertesi gün ülkemize dönmek üzere Addis Ababa’ya gidiyoruz.

Türkiye’nin yatırımları her geçen gün artıyor

Türkiyeli yatırımcıların bu ülkeye yaptıkları yatırımlar her geçen gün artıyor. Türk lokantalarının farklı kültürlere sundukları damak lezzeti, kültürler arası yolculuğa bir başlangıç veriyor ve doğal kaynaklar ve sanayi alanındaki girişimcilerin katkısı ile devam ediyor.



Top
AnasayfaHaberlerİHH HakkındaYayınlarımızGönüllüFoto GaleriİletişimArama