Yetim Buluşmasına

Arnavutluğun minik kartallarından selamlar getirdik

16-31 Mart Yetim Günleri etkinlikleri çerçevesinde dünyanın dört bir yanına dağılan İHH ekipleri yetim çocuklarımızın selamlarıyla dönmeye başladılar.

Arnavutluğun minik kartallarından selamlar getirdik

Emel Fazlıoğlu

Arnavutlar ülkelerini kartallar ülkesi anlamında Shqiperia (okunuşu, Şkipria) şeklinde adlandırırlar. Bu yüzden bayraklarında da çift başlı bir kartal vardır. Balkanların bilinen en eski halklarından olan Arnavutlar, Osmanlı döneminde İslamlaşmaya başlamış ve yüzyıllar süren kardeşliğimizin temeli 15. yüzyıldan itibaren atılmış ve günümüze taşınmıştır.

İHH ekibi olarak yetim çalışmalarını yerinde gözlemlemek ve sponsor ailelerin, çocuklarına selamlarını iletmek üzere 16-31 Mart Yetim Günleri etkinlikleri çerçevesinde kardeş Arnavutluk’taydık. Minik kartalları sarp kayalık yuvalarında, kartalların ülkesinde gördük.

Ziyaretimiz süresince, partner kuruluşumuz, kardeşimiz ALSARın düzenlediği Yetim Buluşması’na iştirak edip Arnavutlukun dört bir yerine dağılmış 14 yetim ailesini; Beratta yedi, Tiranda bir ve İşkodrada altı aileyi evlerinde ziyaret ettik.

Yetim yavrularımızın gözlerindeki naif kırılganlığa mukabil hayata tutunma gayretleri hepimizi umutlandırdı. İnsanı ezen o bütün yoksulluğa rağmen, geleneksel geniş aile yapısı içinde korunup gözetilen yetimleri ve annelerini muhabbetle kucakladık.

Demir bir perdeyle sarılıp, demir bir yumrukla yıllarca ezilen bir halkın toprakları Türk halkının esenlik yüklü selamları ve yardımlarıyla yeniden filizleniyor, yüksek kayalıklara gizlenen kartalların minik yavruları baharın gelişiyle ilk uçuş denemelerine ürkek ama umutla başlıyor. Türk halkının, İHH yetim sponsor ailelerinin katkılarıyla yeşeriyor bu umut.

Bu öyle bir umut ki, küçük Rufaiyetaya okul olmuş. Zira annesi, Türkiyeye selamlarını iletirken eğer yardımınız ulaşmasaydı onu okuldan almak zorunda kalacaktık dedi nemli gözlerle.

12 yaşındaki Mehmetin annesi öyle memnun oldu ki ziyaretimizden, yapılan karşılıksız yardıma hediye ile mukabele etmek için küçük bahçesinden kendi emeği ile ürettiği bir kavanoz kompostoyu ve kümesinden bir tavuğu kaptı getirdi biz ayrılırken. Bir Arnavut’un hediyesini reddetmenin ne kadar büyük bir kabalık olduğunu bildiğimiz için incitmeden reddetmek için çok uğraştık.

Halbuki, hemen sonra Elonanın evini ziyarete gittiğimizde keşke kabul etseydik o bir tavuğu diyecektik çünkü, birkaç keçi ile geçim sağlamaya çalışan öyle yoksul bir hayattı ki onlarınki, bir tavuk onlar için çok şey ifade edecekti. Çocukların üzerlerindeki kıyafetlerin ise önceki kurban bayramında vakfımızca yapılan giysi yardımlarından olduğunu Türkiyeye döndüğümüzde fark edecektik.

Ya 9 yaşındaki Edison! Hediye götürdüğümüz topu ile arkadaşlarına caka satmak için kaşla göz arasında ortalıktan sıvışırken; annesi son altı aylık yetim aidatıyla kanser tedavisi gördüğünü ve göğsünün birini alındığını acı ve minnettarlıkla anlatacaktı.

Ve bunlar gibi onlarca hayat, onlarca dramatik hikâye sizlerin bir avuç umut olan yardımlarınızla hayata tutunan...

Ya bizler, bizlerin payına da çok şey düştü bu ziyaretten: Hayatın gerçeğine, acıya dokunmanın sahiciliğiyle döndük yurdumuza, kendimize… 








Sponsorsuz Yetimler

Beyaz Güvercin Kısa Film Yarışması