Bülent Yıldırım: Bu olayın peşini bırakmayacağız
İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Gazze'ye yardım götüren gemilerdeki yerli ve yabancı bir grup gönüllü ile Darüzziyafe'de basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına çeşitli gazetelerden yazarlar da katıldı.
Gemide etkisiz hale getirilen İsrail askerlerinin basına yansıyan görüntülerine ilişkin Yıldırım, ''Bizi uyarmadan açık denizde saldırdılar. Arkadaşlarımızı öldürdüler.
O gördüğünüz askerlerin tabancalarından çıkan kurşunlarla arkadaşlarımız yaralandılar. Buna rağmen askerleri etkisiz hale getirdikten sonra arkadaşlara 'Bunları koruyun, tedavilerini yapın. Kendilerini teslim edeceğiz dedik ve tedavilerini yapıp, teslim ettik.
İsrail askerlerine ilişkin görüntülerin, İsrail'in elinde de bulunduğunu kaydeden Yıldırım, İsrailli yetkililerin bu görüntüleri propaganda amacıyla yayımlayacaklarını, sorgulama sırasında kendisine söylediklerini ifade etti.
Kendisinin de gülerek, ''Verirseniz İsrail'in o yenilmez ordu algısı yerle bir olur'' dediğini anlatan Yıldırım, şöyle devam etti: “Diyorlar ki 'Bu İsrail askerlerine ne olmuş?' Tabii ki korkacak. Niye korkmasın? Çünkü ateş ederek indi ve kaç arkadaşımızı şehit ettiğini biliyordu. O, bizi kendisi gibi zannettiği için korktu. Bir tane İsrailli askere biz aynı muameleyi yapsaydık ve ellerine geçseydik, inanın bizi parça parça doğrarlardı.
Aslında meşru müdafaa hakkıdır uluslararası hukukta. Bunu da yapmadık. Bu fotoğrafların serisi var. Bu fotoğraflarda, o korkan askerler aşağıya indiriliyor, bizim şehitlerimizin ve yaralılarımızın olduğu yerde tedavi ediliyor. Daha sonra bunları İsrail askerlerine geri verirken, veren arkadaşımız da vuruldu, diğerleri de çok zor kurtuldu.”
Cesetlerin başında siyah poşet vardı
Yaralıların üstüne soğuk su sıkıldığını ve çıplak vaziyette soyulduklarını anlatan Bülent Yıldırım, bu konudaki soruşturmaların devam ettiğini belirterek, ''Dört ceset indirildi. Yüzlerinde siyah poşet vardı. Niçin siyah poşet vardı? Bunlar belki otopside de çıkacak. Ya boğularak öldürüldü ya da kafalarına yaralı iken ateş edildi. Elleri bağlı insanlar öldürüldü'' diye konuştu.
Samimi davranan basın kuruluşlarına teşekkür eden Yıldırım, bir İsrailli yetkilinin, kendilerine aynen ''Şu dünyada beslediğimiz kalemlerden başka bize sahip çıkan yok'' şeklinde ifade kullandığını söyledi.
Kendisine verilen bu isimleri açıklamayacağını ancak kendileriyle görüşeceğini kaydeden Yıldırım, ''Şu anda Türkiye'de turnusol kağıdı yaşıyoruz. Herkes tarihe kaydedilecek. Kim haksızlığın yanında... Bizim hiç kimseden korkumuz yok, çünkü biz hukuk içinde kaldık. Bizim dokuz şehidimiz var. Herkes haddini bilecek. Bizim sessizliğimiz korkaklığımızdan değil, bu toplumun aklıseliminin kaybedilmemesi içindir'' şeklinde konuştu.
Yapılanlar için hükümete teşekkür eden Yıldırım, kendilerinin kararının, İsrail'de kalmak ve hukuki mücadeleyi orada yürütmek yönünde olduğunu ancak hükümetin kararlılığı nedeniyle yurda döndüklerini söyledi.
Hukuki mücadele
''İsrail bundan sonra kurtulacağını zannetmesin. Uluslararası arenada biz İsrail ile mücadele edeceğiz'' diyen Yıldırım, şöyle devam etti:
''Arkadaşımıza aynen şunu söylüyor: 'Türkiye'de çok insan öldürdük. Sizi de öldüreceğiz'. Ayrıca, benim DNA testimi yaptılar, niçin? Hangi zehre benim vücudum tepki verecek bunu öğrenmek için mi yaptı? Bize her türlü tehdit yapıldı. Hiçbir şeyden korkmuyoruz. Biz bugün sessiz kalıyorsak, biliyoruz ki dünyadaki halklar bizim yanımızdadır. Amerika'daki bazı çevreler, bizi terörist ilan ediyormuş. Saçmalığı görebiliyor musunuz? Gemideki arkadaşlarımızdan birinin ismini verdiler, diyorlar ki 'Bu kişiyi askeri eğitim için mi gönderiliyorsunuz'. Ne yaptıklarını o kadar bilmez haldeler ki?
Onları etkisiz hale getirmek zorundaydık. Çünkü bizi öldürüyorlardı.
Hakikaten biz İsrail askerlerini koruduk. Onları etkisiz hale getirmek zorundaydık. Neden? Çünkü bizi öldürüyorlardı.
İsrail mahkemelerine de başvuracağız. Onlar zannetmesin ki biz İsrail'e gitmekten korkuyoruz. Biz yarınlarda İsrail vizesine başvuracağız ve İsrail mahkemelerine gideceğiz bu kabineyi dava edeceğiz. Avrupa'ya, Amerika'ya gideceğiz dava edeceğiz. Her yerde dava edeceğiz. Bize terörist diyenleri dava edeceğiz. İHH olarak başımız dik, alnımız açık. İnsanlık adına yola çıktık, hiç kimseden korkumuz yok. Herkes bunu görecek.''
İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Yıldırım, bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir de Müslüman avukatla yarın basın toplantısı yapacaklarını ve bu avukatların, Avrupa'daki çalışmalarını takip edeceklerini söyledi.
Gönüllü aktivist gözyaşlarını tutamadı
''Mavi Marmara'' gemisinde bulunan gönüllü Gaye Somuncu da amacının, tamamen insanlığa hizmet olduğunu belirterek, gemide tercümanlık yapmak ve basın mensuplarına yardım amacıyla bulunduğunu söyledi.
İsrail askerlerinin yaralılara insani davranmadıklarını, tutuklanan kişilerin su ve tuvalet ihtiyaçlarının karşılanmadığını anlatan Somuncu, gemidekilerin gönüllü olduğunu ve hiçbir provokasyon yaşanmadığını ifade etti.
Gaye Somuncu, ''Bizim iki gün yaşadıklarımızı Gazze halkı her gün yaşıyor'' dedi.
''Mavi Marmara'' gemisindeki Yunanlı aktivist Dimitris Plionis de İsrail'in kendilerini durdurmaya çalışacağını tahmin ettiklerini ancak bir yardım gemisini bu kadar barbarca bir kan gölüne çevireceklerini hiç akıllarına getirmediklerini ifade etti.
Yolculuk boyunca farklı milletlerden insanların arkadaşlık kurduğunu anlatan Plionis, hayatını kaybeden dokuz kişiyi, kendi şehitleri olarak kabul ettiklerini kaydetti.
İsrail askerlerinin öldürmek için gemiye geldiğini ve yaptıklarının bir katliam olduğunu dile getiren Plionis, yapılanların dünya tarafından kesinlikle kabul edilemeyeceğini söyledi.
Eski İsrail vatandaşı İsveçli aktivist Dror Feiler de İsrail'in dünya medyasına olayı farklı yansıttığını belirterek, ''Dövülen, kaçırılan ve soyulan biziz. Suçlanan da bizleriz'' diye konuştu.
Feiler, İsrail halkının en büyük düşmanının, İsrail'i yönetenler olduğunu kaydederek, İsrail devletinin izlediği politikalar nedeniyle dünyanın her yerindeki Yahudilerin güç durumda kalabileceklerini söyledi.


Facebook
Twitter
Delicious
Google





