Etkilenen Bölgeler

“Elbet bir gün Somali değişecek, güzel günler gelecek”

Son haftalarda TV, gazete ve radyolarda Somali, Kenya, Cibuti, Sudan ve Uganda’nın açlıkla karşı karşıya olduğu ve acil yardıma ihtiyaç duyduğu haberleri yankılanıyor. Nüfusunun yarısının, 3.7 milyon insanın, kuraklıktan etkilendiği, açlık ve susuzluğun insani krize yol açtığı Somali’den Türkiye’ye eğitim için gelen onlarca öğrenci de Afrika’da yaşanan kuraklığı merakla, endişeyle takip ediyor. Biz de onlardan ikisini, Ayşe ve Habibe’yi konuk ediyoruz vakfımızda. Söyleşimizde laf lafı açıyor.

“Elbet bir gün Somali değişecek, güzel günler gelecek”

20.08.2011 - “Elbet bir gün Somali değişecek, güzel günler gelecek”

Çorak bir arazinin ortasındaki bir vahayı andıran Mogadişu’da yaşıyor aileleri. Ayşe 9, Habibe üvey kardeşleriyle birlikte 13 kardeş. İkisi de 21 yaşında. Son yirmi yıldır siyasi istikrarın olmadığı, son on yılını da fiilen devletsiz geçiren Somali hakkında anlattıkları savaş sadece. Kendine yetebilecek bir ülkenin başka ülkelere ihtiyaç duyuyor olması onları bir hayli düşündürüyor. Okullarına giderken sokağa çıkma yasağıyla evlerine kapandıklarını ve bu durumun sıradan bir olaya dönüştürüldüğünü anlatıyorlar. İnsanlar buna alışkın diyor. İşe gidenler için de durumun aynı olduğunu ve çalışma düzeninin savaşın kızışmasına bağlı olduğunu anlatıyorlar.

Sömürge güçlerinin Afrika’ya gelerek kıtayı küçük parçalara bölmeleri ve topraklardan nemalanmak istemeleriyle ülke insanının bozulan düzeni bir daha iyileşmiyor. Sömürge sonrası dönemde Somali farklı toprak parçalarına bölünüyor. İngilizlerin ve İtalyanların böldüğü topraklar sömürgeden sonra birleşseler de bu Batılı güçler ellerini Afrika’nın bereketli topraklarından çekmiyor. Somali insanına ise bir sürü sorun bırakıyor, arası bozulmuş kabileler, ellerinden alınmış işleri, değiştirilmiş ama halka sinmemiş yaşam biçimleri vb. İç savaş bitmek bilmiyor bu nedenle. Ayşe ile Habibe de ülkelerine dair çok bir şey anlatamıyorlar. Bir ara ailelerinden bahsederken, iç savaşın onları nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyorum. Ayşe ağlamaya başlıyor, babasını kaybetmiş savaşta. Nasıl diye soramıyorum artık. Bir yerde duruyor konuşmamız, mahremine dokundurmak istemiyor. Yaşadığı acıyı hikâyeleştirmek istemiyor, acısı gerçek, yaşadıkları Afrika’yı tanımayanlar için çok uzak. “Türkiye’de hangi bölümü okuyacaksın?” sorusuyla değiştiriyorum konuyu. “Tıp” diyor, “Doktor olacağım.” “Mogadişu’dayken ülkemle ilgili bu kadar çok düşünmüyordum, ama şimdi düşünüyorum. Geri döndüğümde savaşın yaraladığı çocuklara yardım edeceğim.” diyor kendi çocukluğunu iyileştirmek istercesine. 8 aydır Türkiye’de olmasına rağmen Türkçeyi kendini anlatacak ve ifade edecek kadar iyi kullanıyor Ayşe. Ailesinden iyi haberler alıyor, açlık ve yoklukla karşı karşıya kalan Somali’de silahlar susmuş birkaç hafta için, ailelerinden savaş haberi almadıkları için durumun iyi olduğunu söylüyorlar.

Babası hükümette memur olarak çalışan Habibe’nin telefonu çalıyor söyleşi esnasında, annesi arıyor Mogadişu’dan, telefonun ardından devam ediyoruz. İşletme okuyacak Habibe, iş kadını olmak istiyor, Türkiye’de bile çalışabileceğini söylüyor. Somali’de eğitim kurumlarının artması gerektiğini ve bir şeyler yapmak istediklerinden bahsediyor.  Ülkede devlet olmadığı için ekonominin ve üretimin olmadığını o nedenle işletme eğitimi almak istediğini söylüyor.

Haberleri izleyip izlemediklerini soruyorum, çok ilgili bir evetle karşılık vermiyorlar. Açlık ve kıtlığın ülkesi olarak her gün televizyon ekranlarında olmaktan mutlu değiller. Ayşe “Bu şekilde gitmez diyor, elbet bir gün Somali değişecek, güzel günler gelecek.”