Evet. Yardım gemileri sadece insani yardım malzemesi taşıyor. Tıbbi malzeme, giyecek, gıda, prefabrik evler, çocuk parkları, okul malzemeleri, seramik, inşaat demiri ve çimento gibi malzemeler taşıyor. Gemilerde, bıçak-çakı türünden en basit silah dahi mevcut değildir.
Hayır. Yardım gemileri İsrail karasularını ihlal etmeden, uluslararası sulardan direkt Gazze karasularına giriş yapacaklardır. Gazze, Filistin toprağıdır, İsrail’e ait değildir. İsrail’in, Gazze üzerinde 2006 yılından beri tatbik ettiği abluka tamamen hukuk dışıdır, zorbalıktan başka bir şey değildir. 1860 sayılı Birleşmiş Milletler kararı da, ablukanın hukuk dışı olduğunu ve acilen kaldırılmasını öngörmektedir. Uluslararası sulardan geçip Gazze açıklarına ulaşmak ve Gazze limanına yanaşmak için İsrail'in izni veya onayı gerekmez, zira İsrail'in uluslararası sular ve Gazze açıkları üzerinde de hukuken söz hakkı yoktur.
Hayır. Filoda, 50 değişik ülkeden, her ırktan, her dinden, farklı siyasi görüşlerden gönüllüler yer almaktadır. Gemide İngiltere’den, İrlanda’dan, İtalya’dan, Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan, İsveç’ten, Almanya’dan, Avustralya’dan, ABD’den, Endonezya’dan, Bosna’dan vs. gönüllüler mevcuttur. Gönüllülerin yaklaşık yarısı Türk vatandaşı, diğer yarısı ise takriben 50 değişik ülke vatandaşıdırlar. Gemide Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve ateistler mevcuttur. Ayrıca, 30 civarında gönüllü değişik Avrupa ülkelerinden milletvekilleridir. Emekli diplomatlar, Nobel ödülü sahibi Mairead Corrigan Maguire, Amerikan ordusundan emekli bir albay, sanatçılar ve yazarlar da bu filonun yolcuları arasında yer almaktadır.
Hayır. Gazze Filosu’nu destekleyen çok değişik sivil toplum örgütleri vardır. Bu çerçevede değişik siyasi, etnik, dini vs. gruplardan farklı pek çok gönüllü mevcuttur. Türk kamuoyu ve halkı tek yürek olmuş bu filoyu desteklemektedir.
Hayır. Gazze filosu, Gazze halkının hukuk ve ahlak dışı bir biçimde İsrail tarafından cezalandırılmasına karşı vicdanlarının sesini dinleyen her dinden-dilden-ırktan insanın Gazze halkına destek için bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Yardım gönüllüleri arasında değişik ülkelerden Yahudiler de mevcuttur. Hatta, gönüllülerden biri olan Hedy Epstein, Nazi soykırımından kurtulmuş bir Yahudidir. Ayrıca, European Jews for Justice (Adalet Yanlısı Avrupa Yahudileri) ya da Jewish Call (Yahudi Çağrısı) gibi bazı Yahudi örgütleri de Gazze filosunu desteklemektedirler.
2006 yılında, uluslararası gözetim ve denetim altında gerçekleşen bağımsız seçimleri müteakiben, Gazze halkını demokratik tercihlerinden dolayı cezalandırmaktadır. İsrail’in bu tutumu Uluslar arası Af Örgütünün Yıllık İnsan Hakları Raporunda da Birleşmiş Milletler tarafından da “toplu cezalandırma” olarak nitelenmiştir. Toplu cezalandırma ise Cenevre Sözleşmesine aykırıdır. Avrupa Birliği de geçtiğimiz günlerde yayınladığı resmi açıklamayla ablukanın tamamen, kayıtsız şartsız kaldırılması gerektiğini ifade etmiştir.
Hayır. Halihazırda Gazze’nin yüzde 75’i tamamen harabe durumdadır ve bu durum İsrail’in Dökme Kurşun operasyonunun bir sonucudur. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı bu durumu raporlamıştır. Askeri hedefleri imha etme bahanesiyle İsrail Gazze’yi yerle bir etmiştir, Gazzede 6000’den fazla aile çadırlarda yaşamaya çalışmaktadır. Son iki yilda 10,000 den fazla insan tedavi edilebilir hastalıklar yüzünden hayatını kaybetmiştir. Gazzeliler, en temel ihtiyaçlarını dahi teminden mahrum durumdadırlar. İsrail, askeri istihkam inşasında kullanılabileceği gerekçesiyle inşaat demiri, çimento, konteyner vs. gibi malzemelerin Gazze’ye geçişine kesinlikle izin vermemektedir. Bütün bu bilgiler hem BM (Goldstone raporu) tarafından hem de Uluslararası Af Örgütü’nün tespit ve raporlarıyla tüm dünyaya ilan edilmiştir.
Maalesef hayır. İHH insani yardım vakfı, bundan 1,5 yıl önce Gazze’ye insani yardım sevkiyatı yapmak maksadıyla İsrail konsolosluğuna resmen ve yazılı olarak müracaatta bulunmuş, ancak İsrail makamlarından olumlu-olumsuz hiçbir cevap gelmemiştir. Yani, İsrail Gazze’ye yapılacak insani yardımlar konusunda kesinlikle samimi davranmamaktadır ve durum şimdiye kadarki tavırlarıyla açık ve net olarak ortaya çıkmıştır. Gazze’deki insanlık dramının birinci derecede sorumlusu zaten İsrail devleti ve uyguladığı ambargodur.
Maalesef hayır. Mısır yönetimi kendi siyasi hesapları sebebiyle İsrail’le işbirliği içinde olduğundan Gazze’ye abluka konusunda İsrail’den geri kalmamakta, yardım çabalarına İsrail gibi zorluk çıkartmaktadır.
Hiçbir anlamı yoktur ve İsrail’in Gazze için koyduğu kurallar İsrail’den başka kimseyi bağlamaz. 2006 yılının şubat ayında Gazzelilerin demokratik tercihlerine tepki olarak ilan edilen ambargo-abluka gayriahlaki, gayriinsani ve gayrimeşrudur. Nitekim, 1860 sayılı BM kararı, Gazze ambargosunun hukuksuz olduğunu ve acilen kaldırılmasını öngörmektedir.
Bilemiyoruz, ancak Türk Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada bunun sonuçlarının ciddi olacağını ifade etmişti.
Korsanlıktan başka bir şey değildir. Bu kararı veren, onaylayan, uygulayan her düzeyden İsrailli yetkililerin er veya geç bu hukuksuzluğun bedelini ödeyeceğini bilmeleri gerekir. Ayrıca, yardım gönüllüleri (bazıları milletvekilleri olmak üzere) farklı 50 ülkenin vatandaşlarıdırlar. Böyle bir uygulamaya girişmesi durumunda, İsrail’in 50 değişik ülke ile ilişkilerinde ciddi sıkıntılar yaşayacağı kesindir. Yani, korsanlık ve zorbalık İsrail’i dünya kamuoyunda yalnızlaştıracak ve dünya kamuoyu nezdinde “terörist devlet” imajını kuvvetlendirecektir.
Cenevre Sözleşmesi’ne göre, savaş durumlarında dahi insani yardım ambargo konusu olamaz ve savaş bölgelerine insani yardım sevkiyatı engellenemez.
Hayır. Yardım gönüllüleri, İsrail’in zorbalıklarına barışçı yollarla direnmekte kararlıdırlar. En kısa zamanda daha büyük yardım konvoyları yeniden Gazze önlerine gelecektir. İsrail, eninde sonunda bu hukuksuz ablukayı kaldırmak zorunda kalacak, zorbalıkları İsrail’i uluslararası toplum nezdinde yalnızlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. İsrail, suçluların ve zalimlerin telaşı içindedir!