devamını oku

İnsani Sonuçlar

Hamas’a yönelik kuşatma, baskı ve izolasyon siyasetinin tüm Gazze halkını cezalandırmaya yönelik kitlesel bir işkenceye dönüşmesi, uzun yıllar onarılamayacak insani sonuçları getirmiştir. 

Üçte ikisi mültecilerden oluşan Gazze nüfusunun kitlesel olarak cezalandırılmasındaki temel hedefler: 

1.      Gazze halkını Hamas’ı dışlamaya zorlamak 

2.      Filistin tarafının pazarlık kozlarını azaltmak 

3.      Kuşatılmışlık, baskı ve izolasyon politikaları ile İsrail’e askeri direnci kırmak. 

Çok yönlü yıldırma siyaseti ile hedeflenen sonuçların elde ediliş sürecinin büyük bir insani afete dönüşmesi dünya ülkeleri tarafından makul bir yöntem olarak kabul edilmiştir. 

Geçim endeksi:

Gazze’ye uygulanan abluka bölgedeki insanların yaşam standardını açlık sınırındaki ülkeler seviyesine düşürürken, kişi başı milli gelir 385$’a kadar gerilemiştir. İnsani gelişmişlik sıralamasında 177 ülke arasında (Batı Şeria+Gazze) Filistin 106. sırada bulunsa da, Gazze tek başına düşünüldüğünde listenin sonlarında açlık sınırındaki ülkelerle birlikte bulunmaktadır. Gazze’deki hanelerden yüzde 55’inin düzenli bir gelir garantisi bulunmamaktadır. Aileler ile yapılan görüşmelerde Gazze’de son 3 ayda geliri artan kesimin oranı toplumun sadece yüzde 3’lük bir dilimine denk gelmektedir. Yüzde 60’a yakın ise 1 yıl öncesine göre büyük bir gelir kaybına uğramış ve fakirleşmiştir. 

İşsizlik: 

Uygulanan düzenli fakirleştirme politikası sonucunda birçok sektörde insanlar işini kaybederken, 180 bin memur da maaşlarını alamadığı için işsiz duruma düşmüşlerdir. Diğer alanlarda işsiz kalan 200 bini aşkın kişi de eklendiğinde Gazze’deki 400 bini bulan işgücünün neredeyse tamamı iş yapamaz duruma düşmüştür. Bölgede işsizlik oranı yüzde 80’leri aşmış durumdadır. Sektörler itibariyle son bir yılda işlerini kaybeden insan sayısı şöyledir: 

Sektör 

 İşini yitiren sayısı

 Balıkçılar  

 5.100

Tarım işçileri 

30.000

Çiftçiler 

18.000

Hayvancılar 

1.100

Sokak satıcıları

20.000

Çanta imalatçıları 

3.000

İnşaat işçileri 

70.000

Perakendeciler 

50.000

Belediye işçileri

2.600

Kamu işçileri 

10.000

Toplam: 

209.800

 

Enerji:

Tamamen ekonomik ve teknik bir mesele olması gereken enerji konusu, Gazze özelinde siyasi bir silah ve insan hakları ihlaline dönüşmüştür. Gazze bölgesi normal zamanda 187 megawatt elektrik kullanmaktadır. Bunun yüzde 64’ü İsrail’den, yüzde 9’unu da Mısır’dan, kalan yüzde 27’lik kısım Gazze’deki elektrik santralinden sağlanıyordu. Bu santralin yakıtı da zorunlu olarak İsrail’den ithal edilmekte idi. Hamas iktidarından sonra kademeli olarak enerji alt yapısını tahrip eden İsrail, verdiği elektriği azaltırken, 2006 yazında yaptığı operasyonla Gazze’deki santralin bir bölümünü işlemez hale getirdi. O tarihten beri sürekli düşük kapasite çalışan santralin, 2007 Ekim ayından sonraki dönemde ise kısılan yakıt sebebiyle küçük bir bölümü işleyebildi. Nihayet 20 Ocaktan sonra da bölge karanlığa büründü. Jeneratörlerle idare eden hastanelerdeki tıbbi cihazlar, içme suyu ve kanalizasyon şebekelerindeki pompalar, ekmek fırınları, yakıt yokluğundan durunca Gazze’deki yaşam da bir anda durdu. Uluslar arası baskılar ardından yeniden yakıt girişi başladıysa da, gelinen aşamada Gazze bölgesi ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin sadece beşte birini kullanmaktadır ve artık Gazze’de günlük yaşam bir anlamda İsrail kabinesinin vereceği kararlara daha da bağımlı hale getirilmiştir. 

Sağlık:

Enerjinin yokluğu başlarda günlük hayatı zorlaştıran etkiler yapsa da,  sonraki haftalarda bunun sağlık alanındaki yıkıcı etkileri insan hayatına çok pahalıya mal olmuş ve gerek ambargo ve gerekse 2009 saldırılarındaki yaralıların tedavilerinde gözlendiği gibi çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Elektrik kesintisi sırasında hastanelerdeki makinalara bağımlı yüzlerce hasta ölümle yüz yüze gelirken, küçük kliniklerdeki operasyonlar tamamen durmuştur. Şu an sadece büyük hastanelerde hizmet verilebilmektedir. Mısır ile olan duvarın yıkılıp sınırdan içeriye yapılan yakıt ve ilaç yığınağı, birkaç aylık bir rahatlama getirse de, orta ve uzun vadede, halen ciddi bir risk devam etmektedir. 

Bölgeye ilaç girişinde uygulanan geçmişteki keyfi kısıntılar, en az 250 çeşit temel ilacın bulunmasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunlardan 100’e yakın temel ilacın eczanelerdeki mevcudu tükenmek üzere iken, 130 çeşidinde birkaç aylık stok bulunmaktadır. Birçok operasyon, gerekli tıbbi malzeme ve ilaçların eksikliği sebebiyle ya erteleniyor ya da, hayati tehlike oluşturmadıkça yapılmıyor. Yine hastaların ulaşımına çıkarılan engellemeler, birçok hastanın hayatını riske atmaktadır. Özellikle İsrail üzerinden Ürdün’e çıkması gereken hastalar oldukça uzun bekleme süreleri ve keyfi ücretlerle yılgınlık siyasetine kurban edilmektedir. 

Son 2 yıldır uygulanan ilaç ambargosu, tıpkı 15 yıl önce Irak’a uygulanan uluslar arası yaptırımları andırmaktadır. Bu yaptırımlarda 12 yılda bir milyondan fazla insan doğrudan yada dolaylı olarak ambargo sebebiyle hayatını kaybetmiş, tedavi edilebilir birçok hastalık özellikle Iraklı binlerce çocuğun ölümüne neden olmuştu. Şu an için yakın tehditler ortadan kalkmış olmakla birlikte, Gazze’deki ambargonun da uzun vadede benzer ölümleri getirmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir. 

Sonuç:

Gelinen aşamada Gazze uluslar arası hukuka aykırı olarak açlık ve yoksun bırakma yoluyla sivillerin bir savaş aracı olarak kullanımına sahne olmaktadır. Bunun yanı sıra yoksullaştırmanın bir siyasi silaha dönüştürülmesi, insani kayıpları ve ekonomik çöküşü hızlandırmaktadır. Gerek bölgedeki İHH ekiplerinin gerekse Filistinli yetkililerin verdiği bilgiler, Gazze’de hayatın insan onuruna yakışır bir şekilde devam edebilmesi için gıda ve ilaç konusunda halen dış dünyadan desteğe ihtiyacın sürdüğünü göstermektedir. Bu; bir yanıyla bölgede doğrudan yada dolaylı işgalin tamamen sona erdirilmesini gerektirdiği gibi, bunun gerçekleşmesi için tüm dünyadaki sivil yapıların Gazze halkıyla dayanışma çabaları çerçevesinde İsrail’e baskı yapılması talebiyle kendi hükümetleri nezdinde girişimlerinin de önemini ortaya koymaktadır.

Yetim Yardımları:

İHH’nın çalışma yaptığı kriz bölgelerinin başında Filistin gelmektedir. Filistin’de ve Filistinlilerin mülteci olarak yaşadığı diğer ülkelerde uzun yıllardır düzenli olarak yardım çalışmaları yürütülmektedir.  

Gazze’de 2008 yılı başlarında ve Aralık 2008-Ocak 2009 döneminde yaşanan saldırılar sırasında ve sonrasında bölgeye giden İHH, hem oradaki yardımlarını koordine etmiş hem de Gazze’yle ilgili çalışmaları en üst seviyeye çıkarmıştır. Bu çerçevede;  

Gazze’de ‘Sponsor Aile Sistemi’ kapsamında toplam 9,372 yetim çocuk düzenli olarak aylık nakdi yardımlarla desteklenmektedir. 

Saldırılar nedeniyle psikolojik zarar gören 6-16 yaş arası 4.000 çocuğa rehabilitasyon/psikolojik destek sağlanmıştır.  

Yetim anneleri için dikiş-nakış ve ilkyardım kursu verilen bir eğitim merkezi açılmıştır.  

Cebelya’da 120 yetim annesinin istifade ettiği mesleki eğitim kursu için bilgisayar merkezi kurulmuştur.  

Gazze’nin çeşitli yerlerinde hayata geçirilen beş eğitim merkezinde yetim annelerine mesleki eğitim verilmektedir. 

Cebelya bölgesinde kurulan hayır fırınında günde 200 yetim ailesine ücretsiz ekmek dağıtılmaktadır. 

Gazze’de yetim yardımları kapsamında 1.350 yetim ailesine 1.000’er Avro (toplam 1.350.000 Avro) dağıtılmıştır.

FacebookTwitterFlickr