Ramazan Hatıraları
HOŞ GELDİN RAMAZAN HOŞ GELDİN DÜNYAMIZA
Somali (Mogadişu, Somaya Osman Ali, 1993)
Sahurda suyumuz azdı, ama bu sefer kuyudan çekmeyi unuttuğumuz için. Annem suyu hepimize paylaştırdı. Çok susadım ama bu susuzluğa dayanabilirim. Çünkü annem akşam iftara davetli olduğumuzu söyledi. İlk defa bir yere iftara gideceğim. Bu iftarı Türkiye’deki Müslümanlar düzenlemiş. Kardeşlerim, annem, hepimiz bu iftara gideceğiz. Keşke babam da görebilseydi. Bugün çok kalabalık olacakmışız iftarda. Çok heyecanlıyım. Annem eve getirmemiz için de bize yiyecekler vereceklerini söyledi, hem de bir ay boyunca yetecek yiyecekler. Ben onları çok merak ediyorum. Babam Allah’ın Müslümanların yardımlaşmasını istediğini söylerdi. Babam olsaydı o da iftara gelir, bunu görür ve çok sevinirdi. Ramazan keşke bitmese, bu iyi insanlar bizi hiç bırakmasa keşke.
----------------------------------------------------------------
Afganistan (Kunduz, Mansoor, 1999)
Ramazan’ın ilk günü Faruk ve Bahaddin adında iki amca için dua edeceğim. Aslında bu Ramazan onlara hep dua edeceğim. Geçen yıl bizi ziyaret etmişlerdi. Bize yeni bir yetimhane yapacaklarmış o yüzden gelmişlerdi. Hiç bu kadar iyi insanlar görmemiştim. Faruk amca benim başımı okşamış, yanıma oturmuştu. Keşke hiç gitmese demiştim içimden. Bu yıl onun geldiği yerden başka amcalar gelecekmiş. Bu yüzden bu Ramazan çok mutluyum, beraber iftar yapacakmışız. Faruk amca da gelse keşke. Onu bir daha görmeyi çok isterim. Onun gibi başka amcalar var mı çok merak ediyorum ve onları görmeyi çok istiyorum.
----------------------------------------------------------------
Arnavutluk (İstanbul, Aysel, 1970)
Bu Ramazan evden uzaklardayım, çocukları anneme bıraktım. Arnavutluk’ta yaşayan yetimlerin bayramlıkları için arkadaşlarla aramızda para toparlayıp İHH’ya teslim etmiştik. Onlara bayramlıklarını hediye ederken orada olacağım söylendi. Onları görecek olmak, elbiselerini kendi ellerimle verecek olmak çok heyecan verici. Kendi çocuklarım kadar yakın bir sürü çocukla olmak… Bir anne olarak çocuklarımın sorumluluğunu tek başıma yüklenmenin zorluğunu düşündükçe bu çocukların annelerinin gücüne daha da hayran oluyorum. Çocukların baba şefkati ve korumasından mahrumken bu denli kanaatkâr olmaları beni onlara daha da bağlıyor ve evimden ve çocuklarımdan uzaklarda da olsam kendimi çok güvende ve evimde hissediyorum. Belki tüm bu insanların yüreğine misafir olduğumdan bu duygular… Bu akşam hep beraber iftarda olacağız onlarla ve sevdiğim herkes için bu güzel ortamda dua edeceğim.
----------------------------------------------------------------
Patani-Tayland (Jala, Necip Ahmed, 1979)
Bizim tarihimiz çok eskilere dayanıyor. Asya’nın güçlü İslam krallıklarındandık bir zamanlar. O zamanlar huzur içinde bir halktık. Topraklarımızda huzur içinde yaşıyorduk. Şimdi bu huzur da tarih oldu bizlere, Patani’nin bağımsız olduğu günler gibi. Tüm bunlara sebep İngilizlerin sömürgesi Müslümanların bir arada olamayışı… Şimdi toprağımızın her karışı istila edilmiş durumda. Güvenliğimiz yok, birçok hakkımızdan mahrum yaşıyoruz. Atalarımızın hür günlerine hasretiz. Bizim hüzünlü hikâyemizi duyan çok çok uzaklardan gelen Müslümanlar var şimdi yanımızda. Her Ramazan buraya gelip misafirimiz oluyor, bize destek oluyorlar. Onlarla bu akşam bir iftarımız var. Her yıl yaptıkları bu ziyaretlerden ötürü çok mutluyuz. Onların olduğu ortamlardan çocuklarımız çok keyif alıyorlar, yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Kaybettiğimiz birliği buluyoruz.
----------------------------------------------------------------
Abhazya-Gürcistan (Gudauta, Amine, 1955)
Bizim toprağımız bereketli, yüreğimiz geniş. Misafirimiz bize Allah’tan nimet ve bereket. Geçen Ramazan misafirlerimizle daha da bereketli geçmişti. Çocuklarımız uzaklardan gelen misafirlerimizle çok eğlenmişti. Yine o güzel heyecan kapımızda. Bu Ramazan’da da misafirlerimiz var. Onlara yemeklerimizden pişirip hep beraber iftarlar yapacağız, bereketimiz artacak, hep beraber bu güzel birlikteliklerin devamı ve Müslümanların güzel günleri için dua edeceğiz.
----------------------------------------------------------------
Bangladeş (Arakan mülteci kampı, Kutupalan/Nayopara, Maungg, 1981)
Bu Ramazan başka bir ülkeden ziyaretçilerim vardı. Oğullarımın kaldığı yetimhaneyi yapan onlarmış. Renkleri, dilleri, kıyafetleri çok farklı, çok yabancı. Bana selam verince rahat bir nefes aldım, çünkü bizim gibi selam veriyorlardı. Yabancılığın tedirginliği bir anda dağıldı. Selam verip sanki tanışıyormuş gibi kucaklaştılar benimle. Çocuklarıma akrabaları gibi sarıldılar, çok merhametliydiler onlara karşı. Onlardaki bu merhamete akıl erdiremedim; bizler din kardeşiyiz, biz kardeşiz dediler. Onlarla aynı sofraya oturduk, aynı sofrada iftarımızı açtık, dualar ettik. Benden dua istediler, onlar benim çocuklarımın kurtuluşu için çabalarken kendi kurtuluşları için benden sadece dua istediler. Rabbimiz! Hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete…
----------------------------------------------------------------
Irak (Erbil, Suheyr, 1969)
Bizi kimse anlamadı. İşgalle baş başa bırakıldık yıllarca. Topraklarımıza yıllardır huzur, selamet uğramadı. Vakarımızı koruduk, direndik, toprağımızı terk etmedik. Kaç nesil bu topraklarda zulümlerle, işgallerle, savaşlarla büyüdü... Ama biz güzel günlerin geleceğine dair umudumuzu hiç kaybetmedik. Biz bu hâldeyken bize destek veren sesleri duyuyorduk. Türkiye halkının yardımı herkesten önce ulaşandı bize. Bizi önemseyen, hep hatırlayan, acılarımızla dertlenen hep onlar oldu. Başkaları ne yapabilirdi, Ortadoğu’nun Müslüman halkları hep aynı vaziyetteydi ama biz hep daha yalnız, daha ıraktık gözlerden. Bu tehlikelere rağmen gelip Ramazanlarda bizimle iftar ediyorlar. Bayramlarını bizimle kutluyorlar.








