Adalet ve barış için sesimizi daha fazla yükseltiyoruz
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanı Yardım Vakfı ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu İnsani Yardım Dernekleri'nin çağrısı sonucunda Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinin katılımıyla "Kürt Meselesi ve Çözüm Süreci" konulu toplantı düzenledi.
Türkiye 11.01.2015

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanı Yardım Vakfı ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu İnsani Yardım Dernekleri'nin çağrısı sonucunda Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinin katılımıyla "Kürt Meselesi ve Çözüm Süreci" konulu toplantı düzenledi.

Sur ilçesindeki bir otelde gerçekleşen toplantıya, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım'ın yanı sıra sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kanaat önderleri, akademisyen ve gazeteciler katıldı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 20 ildeki kanaat önderi, alim ve 800'e yakın sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı toplantıda hazırlanan ortak bildiri Türkçe, Kürtçe ve Arapça okundu.

Basın toplantısında okunan ortak bildiri aşşağıdaki şekildedir.

Son dönemlerde barışa/açılıma, çözüme yönelik başlayan görüşmeler ve süreçte diyalog sürecinin
kesintiye uğramaması, daha fazla kan akmaması için, kardeşlik için, adalet için, savaşın sesini susturup
barışın sesini yükseltmek için yürütülen gayretler övgüye ve desteğe layıktır. Ancak unutmamak
gerekir ki; Kürt meselesinin çok derin ve maalesef kanlı, gözyaşıyla dolu uzun bir tarihi bulunmaktadır Dolayısıyla çözümü de uzun ve titiz bir onarma sürecini zorunlu kılmaktadır.

Sorun, yılların ihmali sebebiyle ırkçı bir söylemi güçlendirip belirli grupları ön plana çıkarmış olsa da,
tüm Kürt halkının farklı düşünen kesimleriyle birlikte soruna taraf olduğu unutulmamalıdır. Aynı
zamanda farklı etnik ve inanç grupları da bu sorunun tarafıdır.

Reformların yapılması, sadece kültürel haklar verilmesi, anayasaya eşit yurttaşlıkla ilgili maddeler
konulması gibi sınırlı düzenlemelerden daha çok, ülkede adalet merkezli ve insanların kimliğini ve
inancını özgürce yaşadığı siyasi, kültürel, ekonomik yaşam kalitesini topyekun yükseltecek köklü
düzenlemelerden geçmektedir. Hükümet Türkiye’deki bürokratik oligarşiyi, anayasayı ve tüm
kurumları insana saygılı bir içeriğe dönüştürmenin yolunu ararken, diğer toplum kesimleri de farklı
destek yöntemleriyle süreci kolaylaştıracaktır. Bu sorun tek başına hükümetin değil, yasama, yargı ve
devletin tüm mekanizmalarının olduğu gibi tüm siyasi partilerin, STK’ların, üniversite, medrese, aydın,
medya, tarikat, cemaat ve tüm kanaat önderlerinin meselesidir.

PKK ve unsurlarının tek tipçi anlayış ve yaklaşımı ile mütedeyyin kimlikteki insanlara yönelik sindirme
çabaları ve başka kimliklere tahammülsüzlüğü barış ve çözüm sürecindeki en önemli engellerden
birisidir.

Bu toprakların binlerce yıllık İslami mirası, bugünkü sorunların çözümünde de temel rolü
oynayacaktır. Tüm hukuki ve siyasi adımlarla birlikte İslam kardeşliği yeni dönemin temel harcı
olacaktır. Türkiye’deki sivil toplum yapıları olarak bu tartışmalardaki yerimiz, inancımızın bize vermiş
olduğu hakkaniyet ölçüleriyle çerçevelenmiştir. Zira inanıyoruz ki kavimler ve diller üstünlük veya
aşağılanma sebebi değil, birbirimizi tanımak için yaratılmış ayetlerdir.

Süreci çözecek politika adalet ve kardeşlik hukuku üzerine inşa edilmelidir. Sürecin olumlu bir
şekilde yürütülmesi için tüm imkan ve olanaklar kullanılmalıdır. Manevi, dini, ahlaki bir ruha sahip
olmak ve gençleri bu ruh ile yetiştirmek gerekir. Bu saatten sonra çatışmalarda ölen her insan için
herkes kendisini sorumlu hissetmelidir. Bu nedenle tüm siyasilerin politik beklenti ve hesaplardan
öte insan hayatını önceleyen bir sorumlukla hareket etmeleri gerekmektedir.

İnsana, Allah’ın verdiği tüm hak ve özgürlükler koşulsuz olarak sağlanmalıdır. Sorunların
çözümünde katılımcı taraflar kim olursa olsun İslami, insani, adil ve özgür bir yaklaşım sergilenmelidir.
Ortadoğu’daki genel çatışma ve huzursuzluğun farklı farklı aktörlerden kaynaklandığı düşünülse de
sorun aslında tek orijinlidir. Dolayısıyla Kürt meselesi, Mescid-i Aksa olayları, Suriye meselesi, Irak’ın
istikrarsızlığı ve Kobani olayları tamamıyla birbiriyle ilintilidir. Emperyalizm ve Siyonizm’in aktörlerinin
bu meselenin çıkışı ve çözümsüzlüğüne yönelik aktivitesi bilinen bir gerçektir. Küresel güçlerin 2
bölgesel hegemonyasına, bölge halkının kanı üzerinden kurulan oyunlara dikkat çekmek gerekir.

Ancak mazlum Kürt halkının ABD, İngiltere, İsrail ve işbirlikçilerinin oyunlarına karşı kendi
kardeşlerinin ve bölge halkının ve değerlerinin yanında, adaletin yanında yer alacağı, tarihî bir
sürecin içinde olduğu da görülecektir.

Sorun, ülkedeki tüm kesimler için travmaya dönüşmüştür. Psikolojik ayrışmayı derinleştiren bu
durumun ortadan kaldırılması adına devlet, kısıtlanan, engellenen ve gasp edilen bütün hakları iade
etmelidir. Hakların verilmesi, silahların bırakılması sürecine bağlanmamalıdır. Haklar ve özgürlüklere
dair düzenlemeler derhal gerçekleştirilmelidir. Silahların bırakılması süreci PKK ile devlet arasındaki
bir süreçtir. Haklar ve özgürlükler konusu ise devletin vatandaşına karşı yükümlülüğüdür.
Her ne konuda olursa olsun taraflar arasındaki hiçbir anlaşmazlık, müzakere sürecini etkilememeli,
süreç mutlak surette devam ettirilmeli, masa terk edilmemelidir. Bu bağlamda silahların
kullanılmasına fırsat verilmemelidir.

Kim ki bu meselenin çözümüne katkıda bulunur ve kanı durdurup bir insanın hayatını kurtarırsa bütün
insanlığın taktirini ve Allah’ın sevgisini kazanacağına inandığımız gibi bu süreci baltalamaya yönelik
çalışma içerisinde olacak olan herkesin de tarih önünde toplum nezdinde ve Allah katında hesap
vereceğine inanıyoruz. Bizler alimler, aydınlar, STK ve Cemaatler olarak Kürt Türk ittifakının,
kardeşliğin, Ortadoğu’daki bütün oyunları bozacağına inanarak bölgemizde kan ve gözyaşını
durduracak her türlü olumlu çabanın içerisinde olmaktan onur duyarız. Bu anlamda bu sürecin tarafı
ve takipçisiyiz.

10 Ocak 2015

Basın açıklaması ve katılımcı kurumlar listesi için tıklayın

İlgili haberler
Tümünü gör
Mesut Şen’in şahitlikleri
Mesut Şen’in şahitlikleri
Uzun yıllardır İHH’da görev yapan Mesut Şen, vakfın YouTube kanalına konuk oldu. Şen, yıllar boyu yaptığı uzun seyahatlerde kendisine emanet edilen hikayeleri izleyicilere aktardı.
Reyhangül Ahmet’in çaresizliği
Reyhangül Ahmet’in çaresizliği
Doğu Türkistanlı Reyhangül Ahmet, İHH'nın YouTube kanalına konuk oldu. Reyhangül, yurt dışına çıkmak istediklerinde “Türkiye’den başka bir yere gitmeyi düşünmedik bile” dedi.
Bir varmış, bir yokmuş
Bir varmış, bir yokmuş
Sürpriz yapmak için yola çıktılar, binlerce kilometre gittiler. Ancak yol, onlara da süprizler hazırlamıştı. Geri dönmek, hiç kolay olmadı. "Bir Sürpriz Yap", İHH Youtube Kanalı’nda yayınlandı.