Balkanlarda Sivil Toplum Ve Resmi Kurumlarımızın Koordinasyonu Toplantı Raporu
TBMM'de balkanlarda sivil toplum ve resmi kurumlarımızın koordinasyonu hakkında değerlendirme toplantısı yapıldı.
22.12.2016

Katılımcılar: İHH Başkan yardımcısı Osman Atalay

Yusuf Selahattin BEYRİBEY, Arnavutluk Dostluk Grubu Başkanı-Kars Milletvekili

Hakan ÇAVUŞOĞLU, Bosna Hersek Dostluk Grubu Başkanı-Bursa Milletvekili

Zeyid ASLAN, Kosova Dostluk Grubu Başkan-Tokat Milletvekili

Hüseyin BÜRGE, Makedonya Dostluk Grubu Başkanı/AK Parti Dış İlişkiler Bşk. Yrd. İstanbul Milletvekili

Balkanlar’da Genel Durum

Türkiye ile geçmişten gelen güçlü siyasi, sosyal ve kültürel bağları bulunan Balkanlar, bu yönüyle İHH’nın da kuruluşuna vesile olan bölgedir. Özellikle Bosna Hersek hem manevi açıdan hem coğrafi açıdan ülkemizin de uç sınırı olarak kabul görmektedir. Özellikle 1992-1995 yılları arasında gerçekleşen Bosna Hersek Savaşı devletimizin de bu bölgeye olan ilgisinin artmasına vesile olmuş ve Balkanlardaki diğer bölgelerle ilgili devlet politikaları da bu süreçte belirlenmeye başlanmıştır. Bununla beraber Türkiye’de yaşayan 5,5 milyonluk Arnavut ve 3,5 milyonluk Boşnak nüfus da Balkanlar üzerindeki ilginin artmasını tetikleyen önemli faktörler olmuştur. Ayrıca Balkanlarda 7,5 milyon Arnavut ve 4 milyon Boşnak yaşamaktadır. Türkiye’de ve Balkanlarda yaşayan Arnavut ve Boşnak nüfusu göz önünde bulundurduğumuzda, ülkemizin Balkanlardaki ilgisinin daha çok Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova ve Makedonya üzerinde yoğunlaştığını görebilir.

Balkanlar’da Türkiye

Her ne kadar son yıllarda Türkiye dış politikası, küresel dengelerle birlikte Ortadoğu üzerinde yoğunlaşsa da AK Parti iktidarı döneminde Balkanlarla ilgili çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Bölgeye yönlendirilen resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının sayısı gün geçtikçe artmış, bu vesile ile bölgede sosyal, kültürel, tarihi çalışmalarla beraber, eğitim çalışmaları da önem kazanmaya başlamıştır.

Bölgede faaliyet gösteren resmi kurumlar; TİKA, YTB, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Ziraat ve Halk Bankası gibi devlet bankalarımız, AA ve TRT gibi devlet yayın organlarımız ve belediyelerimizdir. Bölgede birçok sivil toplum kuruluşumuz çeşitli sahalarda faaliyetlerini dönemsel ve sürekli olarak sürdürüyor.

1. Balkanlarla ilgili dış siyasetimizdeki en önemli sorun; tek bir stratejinin olmaması ve bu strateji doğrultusunda gerekli koordinasyonun sağlanamamasıdır.

2. Amerika, Almanya ve Rusya gibi ülkelerin siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel faaliyetleri Balkanlar özellikle Türk ve Müslüman nüfus üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bölgede, Amerikan Büyükelçilerinin seçimlere müdahale edebildiği, Almanya’nın ülkelerin hukuk sistemlerine, yasalarına varana kadar etkide bulunabildiği bazı ülkelerde seçimler hile karıştırılabilecek bir ortam bulunmaktadır. Rusya’nın Bulgaristan’ Sırbistan İran’ın ise balkan ülkelerinde etkinlik faaliyetlerinin yanı sıra Büyük Arnavutluk ve Büyük Sırbistan projeleri batı ve doğunun güçlü ülkelerinin sahadaki varlığı ve ciddi bir rekabet ortamını unutmamak gerekir.

Türkiye’nin de bölgede etkisini arttırmak için siyasi faaliyetlerle beraber eğitim faaliyetlerine de önem vermesi gerekmektedir. Lobicilik faaliyetleri ile birlikte YTB ve kurulma aşamasındaki Maarif Vakfı vesilesi ile yetiştirilecek insan kaynağı ileride Türkiye lehinde Balkanlarda faaliyet gösterecek hale getirilmelidir. Ayrıca ekonomik güç kullanılarak da bölge üzerinde etki de bulunmak gerekmektedir.

3. Geçmişte bazı büyükelçilerimiz ve bürokratlarımız bölgede ulusal ideolojik davranmadıkları için yapılacak hizmetlerin önüne geçilmiştir. Ayrıca başta TİKA personeli olmak üzere bölgede çalışan bürokratların kısa sürede yer değiştirmesi yapılan hizmetlerin aksamasına neden olmaktadır.

Bölgede görevlendirilecek büyükelçi ve diğer personelin ideolojik açıdan iyi seçilmesi ve bölgeye gitmeden önce bölgenin tarihi siyasi kültürel açıdan iyi bilgilendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bölgeye giden TİKA personellerinin faaliyet alanının seçilmesi ve sürdürülebilirlik açısından bölgede uzun yıllar çalışması sağlanmalıdır.

4. TİKA ve diğer kuruluşlar bölgede çok fazla yeni proje ve yatırım gerçekleştirmektedir. Fakat bunlar ne Balkanlarda ne de Türkiye’de yeterince ses getirmemektedir.

Bu konuda Balkanlarda ofisleri olan AA ve TRT ile olan koordinasyon sağlanmalı, ayrıca bu yönde özel ve daha profesyonel bir çalışma yapılmalıdır. Balkanlarda Görüntülü, basılı ve sosyal medyanın bütün kanalları aktif şekilde kullanılmalıdır. Hatta Balkan ülkelerinde özel sektör kanalıyla TV’ler, gazeteler alınarak Türkiye lehinde propaganda yapmak amacıyla kullanılmalıdır

5. Ortak hareket ettiğimiz desteklediğimiz siyasi partiler birçok sivil toplum kuruluşları ve oluşumların Türkiye lehindeki çalışmaları yetersizdir.

Bölgedeki geçmiş ve güncel siyasi durumlarla ilgili daha objektif bilgiler alınarak hareket edilmeli. Bölgeyi iyi bilen ve ideolojik insanların yönlendirmeleri ile istediğimiz kitleyi temsil eden yeni siyasi aktörlerle de ortaklıklar yapılmalıdır.

6. Özellikle Arnavutluk, Kosova ve Makedonya’da Arnavut nüfusunun yoğunluğu dikkate alınmadan yatırımlar yapılmaktadır.

Bölgede faaliyetler yapılırken sadece Türklerin yaşadığı bölgeler değil, Arnavut nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dikkate alınmalıdır. Temsilcilerimiz bir alanda çalışırken oranın sosyal ve demografik yapısı ile beraber farklı faktörleri de dikkate alarak hareket etmelidirler.

Sonuç: Toplantı sonucunda, her kesime karşı tarafsız kalabilmek adına TBMM Başkanlığı öncülüğünde, Balkanlar’da faaliyet gösteren bütün kamu kurumları ve diğer kuruluşlardan temsilcilerin de katılımlarıyla, 2 günlük bir değerlendirme ve istişare toplantıları yapılmasına karar verilmiştir. Bu toplantılar sonrasında Balkanlarla ve bölgedeki her bir ülke ile ilgili tek bir strateji ve yol haritası belirlenip, izlenmesi hedeflenmektedir. Ayrıca TBMM çatısı altındaki Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Başkanları olarak daha sık bir araya gelinerek, istişare etme kararı alınmıştır.

SWOT ANALİZİ Güçlü Yönler

• Sayın Cumhurbaşkanımızın Balkanlara olan ilgisi.
• Bölgeyle olan kültürel ve manevi bağlarımız.
• Türkiye ekonomisinin güçlenmesi ve dış politika için gerekli fonların varlığı
• Son 14 yılda alanla ilgili kurulan resmi kurumlar ve STK’ların armış olması.
• Bölgedeki sektörlerde faaliyet gösterebilecek iş adamlarımızın varlığı.

Zayıf Yönler

• Balkanlara özel, tek bir stratejinin belirlenip uygulanamaması
• Kurumlar ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliği.
• Bazı büyükelçilerimizin ve bürokratlarımızın hizmetlerinde ideolojik davranmaması.
• Yapılan hizmetlerin alanda yeterince anlatılamaması, basın yayın organları ile koordinasyon eksikliği.
• Özellikle TİKA Koordinatörlerinin bölgeyi tanıyana kadar yer değiştirmeleri.
• YTB’nin öğrenci bursları dışındaki faaliyetlerde eksik kalması.

Fırsatlar

• Balkanlarda var olan Müslüman nüfus.
• Bölge insanının Türkiye’ye olumlu bakış açısı.
• Yatırım açısında yeni imkânların varlığı
• Türkiye’de eğitim görerek ülkelerine geri dönen siyasetçi ve bürokratlar

Tehditler

• Balkan ülkelerindeki siyasi istikrarsızlıklar
• Bölgedeki siyasi partnerlerimizin Türkiye’nin gösterdiği ilginin karşılığını vermemesi
• Amerika, Almanya, Rusya ve İran gibi birçok ülkenin bölgedeki siyasi, sosyal ve ekonomik faaliyetleri
• Büyük Arnavutluk ve Büyük Sırbistan hayaliyle oluşan ırkçı akımlar

İlgili haberler
Tümünü gör
Lösemi hastalarına destek
Lösemi hastalarına destek
İHH, AID ve Gazi Üniversite Hastanesi arasında yapılan protokol kapsamında lösemi tedavisi gören hasta çocuk ve ailelerine sosyal ve tıbbi destek vermeye başlandı.
Afgan ailelere insani yardım
Afgan ailelere insani yardım
İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın başkenti Kabil'e bağlı Haırhane bölgesinde yaşayan ihtiyaç sahibi 50 aileye kumanya dağıtımı gerçekleştirdi.
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
Azim ve fedakarlıkları ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan, bu uğurda hayatını kaybeden, yaralanan tüm insani yardım çalışanlarının 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü’nü kutluyoruz.