Bülent Yıldırım ile yetimler üzerine…
Moral Dünyası dergisinden Zümrüt Sönmez’in vakfımız genel başkanı Bülent Yıldırım ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz. Yıldırım, İslam dünyasındaki yetim sorununu, yetimlerin önemini ve İHH’nın bu konu
Türkiye 27.02.2010

[video-32]

“Yetimler İslam dünyasının bağrına saplanmış hançerlerdir!” Bu söz İnsani Yardım Vakfı (İHH) Genel Başkanı Bülent Yıldırım’a ait. İHH’nın Bosna Hersek Savaşı’ndan bu yana yürüttüğü insanî mücadelenin sonucunda giydiğimiz ağır bir hüküm olan bu söz, babalı büyümenin şükrünü idrak etmiş olanların seve seve sırtlanacağı bir sorumluluğu hatırlatıyor.

Bir zamanlar kendisinin de çocuk olduğunu unutan dünyanın bugünkü yaralı çocuklarına merhem olmak vazifesi ancak yetim bir Peygamber’in ümmetinden olanlara yüklenebilir. Çünkü o ümmet bilir ki “Müslümanlar içinde en hayırlı ev, kendisine iyilik yapılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanlar içinde en kötü ev de kendisine kötülük yapılan bir yetimin bulunduğu evdir.” (İbn-i Mâce, Edeb, 6)

Savaşların ve felaketlerin gittikçe arttığı dünyamızda yaklaşık 25 milyon çocuk ya ailesini kaybetmiş ya da evinden uzakta. Son 10 yılda ise savaşlarda hayatını kaybeden çocuk sayısı 2 milyonu aşkın… 6 milyon çocuk ise hayatlarının sonuna kadar yaralarıyla birlikte taşıyacaklar korkunun izlerini… Dünyada 200 ülkeden yaklaşık 90’ında, çocuklar savaşla burun buruna yaşıyor. Aynı çocuklar organ mafyalarından insan tacirlerine, misyonerlerden çocuk orduları generallerine kadar potansiyel hedef haline geliyor.

“Çatışma ortamında, çocuklar adam doğar” diyor Tevfik Zeyyad. İşte bu küçük adamlar kaybettikleri çocukluklarını vicdan azabı olarak bırakıyorlar zalimlerin yüreğine.... Yetim çocuklar için yapılabilecek en büyük iyilik yitirilmiş çocukluklarını bulup teslim etmek yeniden… Onlar daha hiç çocuk olmadan büyüyüp zalimlere erişmeden… Hz. Adem’den akrabayken her birimiz, onlardan daha az yetim değiliz…

Kuruluşundan bugüne İnsani Yardım Vakfı’nın mücadelesinin içinde bulunan ve pek çok çalışmanın da mimarı olan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım’la yetimliği ve yetimlerimizi konuştuk:

İsterseniz en baştan başlayalım… Kimler yetimdir?

Yetimler İslam’a göre tanımlanmıştır. Yetim, annesi veya babası olmayan kimsesiz çocuk demektir. Yani baba korumasından, anne şefkatinden mahrum olan çocukları kastediyoruz. Özellikle savaş bölgelerinde ve doğal afet bölgelerinde bu çocuklarımızın sayısı oldukça fazla.

Yetim olmak tehlikeli bir dünyada savunmasız kalmak demek aynı zamanda değil mi?

Evet, şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde, özellikle doğal afet ve savaş bölgelerinde yetim çocukların sayısı artıyor ve çeşitli mafya örgütlenmeleri ve misyoner teşkilatları bu çocuklar üzerinde hesap yapıyorlar. Bu çocukların bir kısmını alıp kaçırıyorlar veya kandırıyorlar. Kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya başlıyorlar.

Bir nükleer bomba atıldığı zaman bunun etki alanının çok büyük olduğunu biliyoruz. Hiroşima’yı hepimiz yaşadık. Ancak bir dönem sonra bunun etkisi sadece hatıralarda, hafızalarda kalıyor. Ama yetim çocukların çokluğu onlarca nükleer bombaya, atom bombasına denktir. Eğer siz onlarla ilgilenmezseniz ileride çok zalim olabilirler ama ilgilenirseniz Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) çizgisinde yaşayan insanlar olur, geleceği yönlendirir, şekillendirirler.

YETİMLER BİZE, BİZ YETİMLERE EMANETİZ

Onun için yetim çocuklar bizlere emanettir, biz de yetimlere emanetiz. Yetimleriyle ilgilenmeyen toplumlar da harap olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “içinde yetim gözyaşı olan bir evin harap olduğunu” söylüyor. Bu evdir, mahalledir, köydür, kenttir, ülkedir ve dünyadır. Şu an dünyada 2,5-3 milyon yetimin var olduğu biliniyor. Ki bunlar kayıtlara geçirilebilmiş olanlar. Yine milyonlarca çocuk her yıl kaçırılıyor ve büyük çoğunluğu kız çocuğu. Satılıyorlar, bundan para kazanılıyor. Bu rakamlar da yine sadece kayıtlara geçirilmiş olanlar. Bir tarafta organ mafyası var.

Şimdi siz bu çocuklara bakmazsanız, onlara karşı ne mal emniyetinizi sağlayabilirsiniz, ne can emniyetinizi, ne namus ve haysiyet emniyetinizi sağlayabilirsiniz. Çünkü dışarıda yetişecek. Dışarıda yetişen insan soğuk da görecek sıcak da, kötülük de... İyilik görmeyen insanda iyilik ve merhamet olmaz ki. Bu yüzden diyoruz ki; “yetimler İslam dünyasının bağrına saplanan hançer gibidir”. Bunu da emperyalistler bilerek yapıyorlar. Her bombalamadan sonra çekiliyorlar. Onlar çekildikten sonra onların diğer kurumları devreye giriyor. Yetim çocukları alıyorlar, istedikleri gibi yetiştiriyorlar. Dışarıda kalan yetim çocukların da o toplumun ahlaki bozulmasına sebep olduğunun farkındalar.

Yani, ABD ve Avrupa ülkeleri bu çocukları alıp yetiştiriyorlar.

Tabi. Biz ayda 17 bin çocuğa bakıyoruz, bazı misyoner kuruluşları ayda 2 milyon çocuğa bakıyorlar. Nasıl? Sadece onların maddî ihtiyacını karşılamıyorlar. O çocuklarla mektuplaşıyorlar, tavsiyede bulunuyorlar. Şu kanalları seyredin, şu kitapları okuyun diyorlar… Süreç içerisinde alıp Avrupa’ya değişim programları çerçevesinde götürüyorlar. Avrupai yaşam tarzını anlatıyorlar. O çocuklar sonuçta kendi ülkelerine döndüğünde kendi toplumuna yabancı birer fert olarak dönmüş oluyorlar. Sonra da o toplumda karışıklıklar oluyor. Bugün yaşadığımız durum tam olarak bu.

Bu çerçevede İHH’nın yetimler projesinin amacı ve kapsamı nedir?

Biz bir yetim penceresi açmak istedik aslında. Yetimlerle ilgili hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadislerde ilginç mesajlar var. İnsanı hem sevindiren hem ürküten mesajlar. Biz bu sorumluluğumuzu hatırlatmak istedik.

Yetim penceresini açarak “Savaş, doğal afet ve hatta yoksulluk nedeniyle en fazla mağdur olan çocuklar ve kadınlardır. Buna dikkat edin” demiş olduk aslında. Hedefimiz önümüzdeki yıl bir yetim kongresi gerçekleştirerek dünyadaki birçok sivil toplum kuruluşunu bir araya getirip en az birkaç milyon yetime bakacak bir çalışmanın altyapısını kurmak. Bunu yaparken de sadece onların maddî ihtiyaçlarına değil, eğitim, sağlık gibi alanlarda da katkılar sunacak organizasyonlar gerçekleştiriyoruz. Umarım bu yaptığımız çalışmalar pek çok insanı uyandırmıştır.

Ne zaman başladınız?

Bosna Savaşı’ndan itibaren başladık ama planlı değildi. Bazı çocuklarımızın savaşta kaçırıldığını fark ettik. Marmara depreminde de böyle bir şey yaşandığı söyleniyor. Bazı çocukların ne cesedi bulundu ne de haber alındı. Yine AÇE’de, Pakistan’da, Irak’ta oldu. Yani herhangi bir doğal afet ve savaş sırasında siz oraya iyi niyetlerle giderken başkaları da farklı niyetlerle gidiyor.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Yetim çalışmalarıyla ilgili olarak Türkiye’de birçok yere gittik. Programlarımızdan etkilenen belediye başkanlarının, valilerin, müftülerin yetimlerle ilgili tespitler yapmaya başladığını, yetim çalışmalarına yöneldiğini gördük. Biz bir köprü yapmaya çalışıyoruz. Dünyadaki bütün yetimlere ulaşabilecek bir anlayışı, bir zihinsel olgunluğu yakalama peşindeyiz.

HEDEF 120 ÜLKEDE YETİM ÇALIŞMASI

Hedefiniz doğrultusunda şu an geldiğiniz aşama ve yol haritanız nedir?

Şu anda 17 bin yetime bakıyoruz. İlk hedefimiz 100 bin yetime sahip çıkmak. Biraz da temkinli gidiyoruz çünkü amaç sadece yetimlerin maddî ihtiyaçlarını karşılamak değil onların aileleriyle de ilgileniyoruz. Psikologlarımız, pedagoglarımız oluyor. Aynı zamanda bu çocukların dünyevî ve uhrevî eğitimleriyle de ilgilenecek altyapıyı kurmaya çalışıyoruz. Dünya çapında böyle bir teşkilatlanma peşindeyiz. 25 ülkede yetim çalışmamız var. Toplam 65 ülkede gidip giydirdiğimiz, sağlık işlemleriyle ilgilendiğimiz yetimlerimiz var. Bunu da artıracağız. 120 ülkede yardım çalışmalarımız olduğu gibi bu 120 ülkede yetim çalışmasını da yaygınlaştıracağız.

Herkese bireysel olarak neler düşüyor?

Herkes bir yetime bakabilir. İHH’nın görevi bu sevaplara ulaşmakta yolları kolaylaştırmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Yetimin ihtiyacını gören cennette benim yakınım olacaktır” diyor. Ayda 70 TL vererek bir yetimin ihtiyacını göreceksiniz ve Allah Resulu’nün dostu olacaksınız, tövbeleriniz kabul edilecek, bunun gibi daha birçok müjde var. Bu yüzden mutlaka bu çalışmaya katkıda bulunun. Bakabileceğimiz yetimlerin sayısını arttıralım ki bizden daha çok yetime bakan misyonerleri yakalayalım ve onlardan daha iyi bir organizasyon ortaya koyalım. Çünkü Müslümanlar akıl sahipleridir ve onlar her şeyin en iyisini yapar.

Olması gereken de bu. 300 yıldır bir akıl tutulmasına uğramışız, şimdi tekrar bunu parçalayıp aklın o güzel yönünü ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bunun en somutlaşmış şekli iyi organizasyondur, işte biz de bunu gerçekleştirmek için uğraşıyoruz.

Ülkemizin zenginleri, hatta ünlü isimleri savaş mağduru yetim çocukları evlatlık almak istemişti. Ancak siz yetimlerin kendi ülkelerinde bakılmasını, oralarda kalmalarını istiyorsunuz.

Biz İslam dünyasının bağrına saplanan bu hançerin çıkarılabilmesi için herkesin kendi ülkesinde kalıp yetişmesi ve o ülkenin sorunlarını çözmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çocuklar kendi ülkelerinde bakılabilmeli, kendi aile ortamlarında yaşayabilmeli. Kendi değerlerine sahip çıkabilmeli ve biz kendi kendimizi yönetebiliriz diyebilmeli. Bu yüzden bütün çocuklarımıza kendi topraklarında bakabilmek bizim en önemli hedefimizdir.

Bir yetimi yaşatacağız derken, ülkesini öldürmüş olmamak için...

Tabi. Böylece çocuğun geçmişini de öldürmemiş oluyorsunuz. Bu yüzden köklü bir çalışma ortaya koymalıyız.

İslam’ın yaklaşımı da bu şekilde değil mi?

Tabi, çocuğun babası ölmüşse dayısı ya da amcası vardır. Biz onlara göre çok uzağız. Bu yüzden biz sadece onların yükünü hafifletmeye çalışacağız. Yani Amerikan uçağı bomba atıp bir babayı öldürdüyse biz anneye, amcaya ya da dayıya gidip mücadelenizde bizler de sizin yanınızdayız diyoruz. Ama bir de çocuğu koparıp alırsanız bu onlara daha büyük bir zulüm olur.

Ayet ve hadislerde yetim

   “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” (Bakara Suresi, 215)

“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.” (Nisa Suresi, 10)

“Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.” (İsra Suresi, 34)

"Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız." Hadisin ravisi Malik İbni Enes, -Peygamber Aleyhisselam'ın yaptığı gibi- işaret parmağıyla orta parmağını gösterdi. (Müslim, Zühd 42)

"Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır." (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, V, 250)

"Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teala onu mutlaka cennete koyar." (Tirmizî, Birr 14)


İlgili haberler
Tümünü gör
Afgan ailelere insani yardım
Afgan ailelere insani yardım
İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın başkenti Kabil'e bağlı Haırhane bölgesinde yaşayan ihtiyaç sahibi 50 aileye kumanya dağıtımı gerçekleştirdi.
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
Azim ve fedakarlıkları ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan, bu uğurda hayatını kaybeden, yaralanan tüm insani yardım çalışanlarının 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü’nü kutluyoruz.
Kosova’dan İHH’ya teşekkür
Kosova’dan İHH’ya teşekkür
Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) Savaş Gazileri Derneği, Kosova’ya verilen destekten dolayı İHH’ya teşekkür belgesi verdi.