Hemşire Hülya Yıldırım
Büyük bir merak ve heyecanla başladı Sudan yolculuğu. Projeyi duyduğum an “evet” dedim.
20.09.2010

Biz farklı havvacelerdik

Büyük bir merak ve heyecanla başladı Sudan yolculuğu. Projeyi duyduğum an “evet” dediğim ve gideceğimiz günü iple çektiğim günleri şu an düşündüğümde ve yaşadıklarımı yazma gereği duyduğumda hüzün, onur, sevinç birbirine karışan duygular; ama değişmeyen duygu yine gitmek isteği.

Wau 

Çok uzaklarda, on beş gün kaldığımız Hartum’dan oldukça uzak, çok farklı; her türlü yardıma acilen ve çokça ihtiyacı olan ama en temel ihtiyaç maddelerinin bile kıt olduğu kara kıtanın kırmızı topraklı yeri. Zorlu bir uçak yolculuğundan sonra on kişilik bir ekiple indiğimiz havaalanında sürpriz bir karşılama ile karşılaştık. Haberdar olmadığımız için ve öncesinde karşılaştığımız zorluklar aklımızda ve dilimizde iken bu karşılama bizi çok şaşırttı. Sonrasında da insanların gösterdiği alaka ve samimiyet bizi kendimize çabuk getirdi.

Bir yer düşünün, temel ihtiyaçlarınızı bile temin edemiyorsunuz ve bir de sağlık sorunlarınız var. Kişisel ihtiyaçlar için dahi başkalarına muhtaçsınız; çünkü görmüyorsunuz, göremiyorsunuz. Kataraktsınız.

Beslenme yetersizliği, iklim şartları, coğrafi konum vb., sebep ne olursa olsun burada küçücük çocukların bile katarakt olması bizi çok şaşırttı. Ve bu insanların bedeli küçük meblağlar olan bu ameliyatları bırakın yaptırmayı, doktora gitme şansları olmuyor.

İşte ekibimiz böyle bir ihtiyaç içindeki insanlara ulaştı. İnsanın insana olan ihtiyacı en çok buralarda olsa gerek. Zaman zaman ihtiyaçlarımızın önceliği değişir;  sanırım değişmeyen bedenin ruha, ruhun imana ve insanın insana olan ihtiyacı.

Buradaki şartlar ekibimiz için de çok zordu. Elektrik geldiğinde su olmaz, onlar tamam olduğunda teknik problemler çıkar. Sıcaklık ise değişmeyen sorun. Ama oradaki yetkililerin gayreti, hastalarımızın sabrı, sessizce ve umutla bekleyişleri ekibimizin direncini arttırdı. Tüm olumsuzluklara rağmen geç saatlere kadar çalışır olduk. Hani söylenir ya yeri gelir bir insan bir sürü insanın yerini alır. Açılan bir göz, değişen ve yeşeren bir hayat; bir hayat bir insan ve bir insan bir dünya…

Sık sık kesilen elektriklerden dolayı el feneri ışığında pek çok ameliyat, ekibimizin azmi ve hastalarımızın sabrı ile tamamlandı. Gün bitimi bizim için ameliyatların bittiği andı, saatle işimiz kalmamıştı. Zaman; hasta sayısı olmuştu.

Ve hastalar biter gün biter. Bizi otelimize ve Mıstık’a götürecek olan araç kapıdadır. Etraf zifiri karanlık, devasa mango ağaçlarının silueti ve alabildiğine yakın yıldızlar; Wau’da gece daha bir güzel. Mıstık; üç kişilik odamıza davetsiz gelen ya da bizim davetsiz gittiğimiz odadaki küçük kertenkele. Günlerce birlikte kaldık, son günlerimizde göremedik kendisini; akıbeti hakkında muhtelif rivayetler olsa da ben onun doğal ortamına döndüğünü düşünüyorum. 

Havvace idik oradaki insanlar için. Yabancılara böyle hitap ediyorlar. Ama farkımız vardı. Almaya değil, onlar için iyi bir şeyler yapmaya gelmiştik. Biz farklı havvacelerdik ve farklılığımızı göstermeliydik. Yüklendiğimiz misyon, temsil ettiğimiz millet ya da insan olmanın gereğini yerine getirmek için. Hangisi için olursa olsun iyiyi, güzeli, doğru olan her şeyi yapmalıydık. Gönül işiydi yaptığımız; gönüllü bağışları ve gönüllü çalışanlarla. Gönüllerinde yer etmekti amaç; görebilsinler ki yer edelim gönüllerinde. Hani gözler yalan söylemez ya; görmeliydiler gözlerimizi, samimiyetimizi, artık gören gözleriyle.

Ali

En çok ona üzüldük, en çok ona sevindik… Poliklinik sırasında gördüm onu, annesinin elinden sıkıca tutmuş çekingen, bir o kadar da gören tek gözüyle merakla görmeye ve anlamaya çalışıyordu etrafta olanları. Ne mutlu ki onu ve annesini gülen ve gören gözlerle bıraktık.

İnsan olmanın gereğini bir kez daha hatırladık. Dünyanın sevdiklerimiz ve gördüğümüz insanlardan ibaret olmadığını; bize hiç benzemeyen, çok uzaklardaki insanlar için de sorumluluklarımızın olduğunu anladık. Maneviyatımıza katkıları tarifsiz. Sözde yardım için geldik ama bize kattıkları ile ne zamandır kalplerimizin kullanmadığımız kuytu köşelerine nüfuz ettiler. Varlığın da, yokluğun da sınav sebebi olduğu bu dünyada sınavımızı hatırlattılar.

Güzel gönüllü İHH çalışanları ve hiçbir krizin etkilemediği güzel ülkemin gönlü zengin insanlarının maddi ve manevi desteğiyle yürütülen, her kuruşun yerini bulduğu bu projede yer almak benim adıma onur verici; böyle bir projenin bir parçası olduğum için çok mutluyum.

Sudan’da tanıştığım tüm güzel insanlara ve harika bir iş çıkartan ekibimize şükran, şükran…

Allah’a emanet olun!

(Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi)

İlgili haberler
Tümünü gör
Afgan ailelere insani yardım
Afgan ailelere insani yardım
İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın başkenti Kabil'e bağlı Haırhane bölgesinde yaşayan ihtiyaç sahibi 50 aileye kumanya dağıtımı gerçekleştirdi.
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
Azim ve fedakarlıkları ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan, bu uğurda hayatını kaybeden, yaralanan tüm insani yardım çalışanlarının 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü’nü kutluyoruz.
Kosova’dan İHH’ya teşekkür
Kosova’dan İHH’ya teşekkür
Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) Savaş Gazileri Derneği, Kosova’ya verilen destekten dolayı İHH’ya teşekkür belgesi verdi.