Hüseyin Oruç'un Electronic Intifada Röportajı
İHH Başkan Yardımcısı Oruç'tan Mavi Marmara ve Estelle açıklamaları.
Filistin, Filistin - Gazze, Ortadoğu, Türkiye 05.11.2012

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç Gazze’ye doğru yola çıkan gemilere yönelik saldırılardan İsrail’in sorumlu olduğunu söyledi.

İHH Başkan yardımcısı Hüseyin Oruç Mavi Marmara Davası ve Gazze için yola çıkan Estelle gemisine müdahale hakkında electronicintifada.net’ten Nora Barrows-Friedman’a konuştu.

“ [İsrail kuvvetlerinin Estelle’ye müdahalesi] sadece Estelle’deki yolculara karşı bir müdahale değil, Gazze ablukasına son verme misyonunu destekleyen herkese yönelik bir müdahaledir.”

Röportajın ilk dökümü:

Elektronik İntifada: Avukatlar geçen hafta Estelle’ye olanlar ile alakalı İsrailli liderlere karşı bir dava dosyası hazırlıyorlardı, bu konudan biraz bahseder misiniz?

Hüseyin Oruç: İlk olay, 2,5 yıl önce 31 Mayıs 2010’da meydana gelen ve 9 kişinin İsrail askerleri tarafından öldürüldüğü Mavi Marmara olayı. Birçoğumuz bu olaydan yaralanarak, açık denizde kaçırılarak ve İsrail hapishanelerine atılarak ciddi biçimde etkilendik. Biz ve 38 farklı ülkeden 600 aktivist ülkelerimize döndüğümüzde Gazze’deki ablukayı kırma misyonunu taşıyan bu olaydan doğrudan etkilendik.

Avukatlarımız mahkemeye başvurarak olayın önemli kanıtlarından biri olan BM İnsan Hakları Konseyi Uluslararası Vaka İnceleme Heyeti raporu ve topladığımız birçok farklı kaynakla tüm dava delillerini hazırladılar ve bu delillerin tümünü kullanarak İsrail’deki yetkililere karşı bir dava açtılar. Bu hazırlıkların tamamlanması iki ay kadar zaman aldı ve Mayıs 2011’de Türk mahkemeleri davayı kabul etti. Davanın ilk duruşması 6 Kasım’da olacak ve bu duruşmada İsrailli birçok yetkili yargılanacak. Bizler, saldırıdan doğrudan etkilenen kişilere karşı adaletin gereği olan bu duruşmayı izleyeceğiz. Umuyoruz ki, bu saldırıdan sorumlu İsrailliler Türk mahkemeleri tarafından cezalandırılırlar.

Elektronik İntifada: Hüseyin Bey, avukatların İsveç’ten kalkan ve İsrail’in bu hafta el koyduğu Estelle gemisi ile ilgili dava hazırladıklarından da bahseder misiniz?

Hüseyin Oruç: Evet, Estelle İsveç’e ait, fakat aynı zamanda Gazze Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun bir parçası. Mavi Marmara sonrası biz koalisyonu ayırmadık, hatta koalisyona yeni üyeler de dâhil oldu. Bu üyelerin tümü Gazze ablukasının sona ermesi için hep birlikte çalışıyorlar. Estelle de bu koalisyonun bir parçası ve biz de Estelle’yi destekliyoruz. Onu yakından takip ettik, toplantıların tümüne katıldık. İsrail askerleri tarafından Estelle’ye saldırı düzenlendiğinde o gün kendilerinden herhangi bir bilgi alamadık. Denizde neler olduğu, aktivistlerin durumu ve Mavi Marmara’dakine benzer olayların vuku bulup bulmadığı, ölü ve yaralı olup olmadığı hakkında bilgi alamadık. Hiç bir bilgi yoktu. Avukatlarımız bu olaya karışan İsrail askerlerine karşı da benzer bir dava dosyası hazırladı ve mahkemeye başvurdu. Büyük olasılıkla bu dava da kabul edilecek.

Türkiye’de diğer uyruklara karşı da dava açmak mümkün. Eğer insanlığa karşı herhangi bir suç işlenmişse bir dava açma hakkına sahip olunabiliyor. Muhtemelen Estelle için de aynı şey oldu, yalnız gemide Türk vatandaşı yoktu fakat bu mühim değil. Aktivistlerin tümü aynı misyonun bir parçası ve Türkiye Estelle misyonunun destekçilerinden biri. Bu müdahale yalnızca Estelle yolcularına değil, Gazze ablukasını kırma misyonunu destekleyen herkese karşı bir müdahaledir.

Elektronik İntifada: Mavi Marmara bahsine geri dönelim ve iki buçuk yıl önce İsrail Deniz Kuvvetleri’nin filoya saldırısı ve hem Türk hem de Amerikan vatandaşlığı olan 19 yaşındaki Furkan da dâhil olmak üzere 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya dair biraz daha konuşalım. Türk Hükümeti’nin bu olaya bakışı nedir ve sizlerin 6 Kasım’daki dava sürecinin başlaması ve yürütülmesi noktasındaki beklentileriniz nelerdir?

Hüseyin Oruç: Bir düzeltme, Mavi Marmara’da İsrail askerleri tarafından öldürülen Furkan Doğan’ın sadece bir vatandaşlığı vardı, o da Amerikan vatandaşlığı. Türk vatandaşlığı yoktu.

Elektronik İntifada: Peki, teşekkürler.

Hüseyin Oruç: O bir Amerikan vatandaşı idi. Bu olay sonucunda Türkiye sadece Türk aktivistleri değil -filonun her aşamasında yer alan- tüm yolcuları savundu. Türk Hükümeti başından itibaren İsrail’e ağır bir baskı uyguladı, tüm yolcularını geri aldı, yaralılar ve gemiler de Türkiye’ye geri gönderildi. Türkiye İsrail’e bunun gibi birçok şart öne sürdü. Bunlardan tüm yolcuları ve gemileri geri göndermek gibi bazı şartlar İsrail tarafından yerine getirildi.

Türklerden yana üç temel şart vardı: Türkiye’den ve tüm filo yolcularından özür dilenmesi, saldırı sırasında öldürülen 9 kişinin ailelerine tazminat ödenmesi ve Gazze ablukasına son verilmesi. Türkiye ve özellikle de Başbakan bu üç şartı her platformda düzenli olarak yinelemeye devam ediyor.

Biz İsrail tarafının bu şartları yerine getirmesini istiyoruz. Bu saldırı sonrası Türkiye gemi yolcularının haklarını her aşamada savundu. Söylediğim gibi özellikle de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Olay İnceleme Komisyonu profesyonel olarak çalıştılar ve Gazze Özgürlük Filosu davası hakkında çok iyi raporlar hazırladılar. Heyet’te farklı ülkelerden üç hâkim vardı. Bunlar yolcularla konuştular, gemiye incelemede bulundular ve profesyonellerden çok iyi destek aldılar. Bu hâkimler çok önemli raporlar hazırladılar ve raporları İnsan Hakları Komisyonu tarafından kabul edildi.

Bu raporlarda aktivistlere karşı işlenmiş çok ciddi suçlar belirlendi. Bunlardan en önemlisi; bu raporlara göre İsrail kasten 9 kişiyi öldürdü. İsrailliler kendilerini gemileri durdurmak için değil, aktivistleri öldürmek için hazırladılar, gemilere girdiler ve bu insanları kasten öldürdüler. Raporlara göre yolculara karşı sistematik işkence uygulandı. Aynı zamanda uluslararası sulardaki gemilerin İsrail limanlarına götürülmesi kaçırma ve korsanlık olarak tanımlandı. Orada birçok suçun işlendiği açıklandı. Bu suçların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınmasını umut ediyoruz.

Fakat ne yazık ki bu raporlardan sonra Genel Sekreterlik düzeyinde avukatlar bu raporları farklı bir çizgiye taşıyarak yeni bir platform oluşturdu ve ortak komisyonları Türkiye’ye davet etti, ancak bu komisyonlardan bir sonuç çıkmadı. Fakat Türkiye ilk raporu izliyor ve umarız bu raporların sonuçları her açıdan çok önemli olur.

İlgili haberler
Tümünü gör
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
Kastamonu, Çankırı ve Eskişehir İHH İnsani Yardım Dernekleri tarafından, ihtiyaç sahibi aileler için mobilya dağıtımı yapıldı.
Engel tanımayan bir hikaye
Engel tanımayan bir hikaye
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Konya'nın Doğanhisar ilçesinde yaşayan Sevgi Akyıl, 20 yıldır yaptığı hayır çalışmaları ve yaşantısıyla insanlara örnek oluyor.
571 yetim ona emanet
571 yetim ona emanet
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Amasyalı Öğretmen Muhammet Yavuz Çintaş, tek başına 571 yetimin sponsorluğunun üstlenilmesine vesile oldu.