I. Arap-İsrail Savaşı
Filistin’de İngiliz manda rejiminin sona ermesinin hemen ardından 14 Mayıs 1948’de, Tel Aviv’de toplanan Yahudi Millî Konseyi, yayınladığı bir bildiri ile İsrail devletinin kurulduğunu ilan etmiştir.
17.05.2014

Filistin’de İngiliz manda rejiminin sona ermesinin hemen ardından 14 Mayıs 1948’de, Tel Aviv’de toplanan Yahudi Millî Konseyi, yayınladığı bir bildiri ile İsrail devletinin kurulduğunu ilan etmiştir.

Bunun hemen ardından ABD ve ertesi gün de Sovyetler Birliği İsrail’i tanıdıklarını açıklamıştır. Bağımsızlığını ilan etmesinden birkaç saat sonra Arap Birliği üyesi beş ülke İsrail’e savaş açmıştır. Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak kuvvetleri üç yönden saldırıya geçerek başlangıçta ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak gerek Arap ülkelerinin askerî zafiyetleri ve aralarındaki koordinasyonsuzluk gerekse Batılı güçlerin İsrail’e destek vermesi nedeniyle savaş Araplar aleyhine dönmüştür. İsrail savaş sırasında Sovyetler Birliği’nden de önemli yardımlar almış, Sovyetlerden gelen uçaklarla Ürdün ve Suriye’nin başkentlerine saldırmış ve bu saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetmiştir.

Arapları büyük bir yenilmişlik psikolojisine sokan ve tarihe “en- Nakba/Büyük Felaket” olarak geçen bu savaşın sonunda İsrail, 1947’de Taksim Planı ile elde ettiği %56’lık Filistin toprağını %78’e çıkarmıştır. Bu etnik temizlik sürecinde İsrail birlikleri Filistinlilerin yaşadığı yüzlerce köy ve şehirde vahşice katliamlara girişmiş; bu süreçte 15.000 Filistinli hayatını kaybederken, katliamlardan kaçan 800.000 Filistinli, Arapların yoğun olduğu daha güvenli bölgelere veya en yakın komşu ülkelere sığınmıştır.

Geriye, İsrail’in işgal ettiği topraklarda 150.000, Ürdün’ün eline geçen Batı Şeria’da 400.000, Mısır’ın kontrolüne giren Gazze’de ise 50.000 Filistinli kalmıştır. Filistinlilerin başka ülkelere göçü ve Yahudilerin Filistin’de gün geçtikçe artan nüfusu, demografik yapının bölgenin asıl yerleşik halkı olan Araplar aleyhine dönmesine neden olmuş ve hâlen devam eden Filistinli mülteciler meselesi başlamıştır.

BM’nin araya girmesiyle 1949’un Şubat ila Temmuz ayları arasında İsrail, savaştığı her Arap ülkesi ile ayrı ayrı ateşkes anlaşmaları imzalayarak savaş hâlini sona erdirmiştir. Filistin’i Yahudi işgalinden kurtarma amacıyla savaşa giren Ürdün Batı Şeria’ya, Mısır da Gazze Şeridi’ne asker yığmıştır. Kudüs ise batıda İsrail, doğuda Ürdün arasında bölünmüştür.

Savaşın ardından Arap ülkelerinde siyasi rejim değişikliklerine varan karışıklıklar yaşanmıştır. Suriye’de Mart 1949’da başlayan askerî darbeler süreci, 1970’te Hafız Esad’ın iktidara gelmesine kadar devam etmiştir.

Lübnan’da Temmuz 1949’da başarısız bir darbe girişimi yaşanmıştır. Ürdün Kralı Abdullah, 1951’de bir Filistinli tarafından öldürülmüştür. En önemli değişiklik ise, 1952’de Kral Faruk’un General Necib öncülüğünde askerî bir darbe ile tahttan indirilerek meşruti monarşiden cumhuriyet rejimine geçilmesi suretiyle Mısır’da gerçekleşmiş; bu rejim değişikliğinden iki yıl sonra da Ortadoğu dengelerini derinden etkileyecek olan Cemal Abdünnasır, yine bir darbeyle Mısır devlet başkanı olmuştur.

Savaştan en kârlı çıkan İsrail’dir. 1914’te 85.000, 1943’te 539.000, 1946’da 608.000, 1947’de 650.000 olan Filistin’deki Yahudi nüfusu, Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin 1949’da 758.000’e ulaşmıştır.63 İsrail bu savaşla, BM Taksim Planı uyarınca kendisine verilen toprakları %40 arttırmıştır. Ürdün de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü topraklarına katarak İsrail’den sonra en fazla toprak kazanan ülke olmuştur.

İsrail, Arap ülkelerinin tepkisine rağmen 23 Ocak 1950’de Kudüs’ü başkent ilan etmiştir. Bunun üzerine Arap ülkeleri, İsrail ile ateşkes anlaşmaları imzalamış olmalarına rağmen barış anlaşmasına yanaşmamışlar; 17 Haziran 1950’de kendi aralarında askerî ittifaklar kurmuşlardır. Öte yandan Batılı güçlerin Araplara ambargo uygularken İsrail’i desteklemeleri, bu süreçte gerginliği iyice arttırmıştır. 25 Mayıs 1950’de ABD, İngiltere ve Fransa tarafından “Üçlü Bildiri” ilan edilmiştir. Söz konusu bildiri, “Ortadoğu’da güven ve istikrar için çalışan Batılı bir ülke” oluşu itibarıyla İsrail’in himayesini ve korunmasını kapsamaktadır.64 Bu, Batılı devletlerin İsrail’in bölgede gerçekleştirdiği bütün eylemlerin ardında olduklarını ve gerektiğinde bu ülkeyi desteklemekten geri durmayacaklarını açıkça deklare etmeleri manasına gelmektedir.

İlgili haberler
Tümünü gör
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
Kastamonu, Çankırı ve Eskişehir İHH İnsani Yardım Dernekleri tarafından, ihtiyaç sahibi aileler için mobilya dağıtımı yapıldı.
Engel tanımayan bir hikaye
Engel tanımayan bir hikaye
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Konya'nın Doğanhisar ilçesinde yaşayan Sevgi Akyıl, 20 yıldır yaptığı hayır çalışmaları ve yaşantısıyla insanlara örnek oluyor.
571 yetim ona emanet
571 yetim ona emanet
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Amasyalı Öğretmen Muhammet Yavuz Çintaş, tek başına 571 yetimin sponsorluğunun üstlenilmesine vesile oldu.