İslam dünyasına “Yetim Çalışma Birimi” çağrısı
İHH’nın İstanbul’da organize ettiği Yetim Çalıştayı'nın sonuç bildirgesinde, İslam dünyasının yetimlerine ilişkin araştırma ve geliştirme birimi kurulması gerektiği belirtilerek, "Bu yetim birimi, öncelikle iyi bir veri tabanı oluşturduktan sonra bölgesel ihtiyaçları ve çözüm önerilerini içeren makro planlar yapmalı" denildi.
14.12.2015

İHH’nın İstanbul’da organize ettiği Yetim Çalıştayı'nın sonuç bildirgesinde, İslam dünyasının yetimlerine ilişkin araştırma ve geliştirme birimi kurulması gerektiği belirtilerek, "Bu yetim birimi, öncelikle iyi bir veri tabanı oluşturduktan sonra bölgesel ihtiyaçları ve çözüm önerilerini içeren makro planlar yapmalı" denildi.

İHH İnsani Yardım Vakfı, 25 ülkeden 110 uzmanın katılımıyla İstanbul’da "Yetimler, Problemleri, Çözüm ve Stratejiler Uluslararası Çalıştayı" düzenledi. İki gün süren çalıştayın açılışında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İslam Kalkınma Bankası- Teknik İşbirliği Uzmanı) -Sabri Er, İslam İşbirliği Teşkilatı-İnsani ilişkiler Biriminden Dr. Rami Inshasi birer konuşma yaptı.

“Devlet, sivil toplum olarak çocuklarımıza, yetimlere, öksüzlere sahip çıkacağız”

Akdoğan yaptığı konuşmada, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, mazlumlara sahip çıkmak konusunda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, her zaman onların yanında yer alıp destek olacaklarını ifade etti.

Çocuklara daha iyi bir dünya inşa etmek için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini dile getiren Akdoğan,

"Ama bu çocuklar içerisinde belki de öksüz ve yetim dediğimiz zaman, daha bir ayrı kucaklamak, şefkat ve ilgi gerekiyor. Bu ilgiyi hep birlikte ve bütün dünya çocukları için göstermemiz gerekiyor" diye konuştu.
Akdoğan, çocuğun masumiyet demek olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: 

"Çocuklar bir mağduriyet yaşıyorsa, çocuklar ölmeye başlıyorsa, o dünyada masumiyet ölmeye başlıyor demektir. Maalesef dünyada yaşanan çatışmalar, savaşların en büyük mağdurları çocuklardır, kadınlardır. Bugün maalesef dünyanın birçok bölgesinde çok büyük haksızlıklar, zulümler, çatışmalar, savaşlar var. Bunun da ilk kurbanı çocuklar oluyor. Bunların neticesinde çocuklar öksüz, yetim kalıyor. Bizim onlara daha fazla kucak açmamız, daha fazla şefkat göstermemiz gerekiyor. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetimlerle, öksüzlerle ilgilenmek ortak sorumluluktur. Bu ortak sorumluluk, hiçbirimizin üzerindeki kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Devlet, sivil toplum olarak çocuklarımıza, yetimlere, öksüzlere sahip çıkacağız, bu ortak sorumluluğu ifa edeceğiz ama kişisel olarak her birimizin üzerinde aynı vazife, aynı görev yine duruyor. Yetimlerin küçücük yüreklerinde taşıdığı o kocaman yükü, hepimiz birlikte paylaşmak durumundayız. Bu işi sadece bir sosyal sorumluluk projesi olsun diye değil, varlık sebebi olarak görerek yapmamız gerekiyor. Bu bizim ahlaki, vicdani görevimizdir ve varlık sebebimizdir."

Yetime ve öksüze sahip çıkmayı, "insan olmanın gereği" şeklinde tanımlayan Akdoğan, Kur'an-ı Kerim'in birçok suresinde, ayetinde yetimlere, öksüzlere sahip çıkılmasının emredildiğine değinerek, Bakara ve Nisa surelerini örnek verdi.

Akdoğan, devlet yöneticileri ve belli sorumluluk mevkisinde bulunan insanlar için hak, hukuk ayırt etmek için 

"Tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır" denildiğini aktararak, yetim hakkı yememek ve yedirmemenin önem taşıdığını, yetimlerin kazanılan maaşta, sofrada, çocuklara gösterilen şefkatte de hakkı olduğunu anlattı.
Bir devletin yetimlere, öksüzlere kol kanat germemesinin, vazifesini yapmadığı anlamına geldiğini vurgulayan Akdoğan, "AK Parti iktidarları 13 yılda bu konuda çok önemli vazifeler ifa etti, çok önemli gelişmeler yaşandı. Devlet olarak bütün mağdurlara, mazlumlara, yetimlere sahip çıkmak için gerçekten adeta bir seferberlik başlatıldı. Sivil toplum örgütleri de bu seferberliğe katıldı. İHH, bugün dünyanın dört bir yanında birçok ülkede faaliyet gösteriyor, yetimlere barınma yerleri, okullar açıyor" dedi.

İHH Başkanı Bülent Yıldırım da Müslümanların dünyadaki tüm yetimlerden sorumlu olduğunu belirtti.
Kimsesiz tüm çocukların tehlike altında olduğunu, başta devlet olmak üzere dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının yetim ve öksüzlere bakması gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Haiti'de deprem olduğu zaman buradan gittik. İlk yardımları başlattığımızda, organ mafyasının veya başka çetelerin de en az bizim kadar hızlı bir şekilde oraya intikal ettiklerini gördük. Bir yerde doğal felaket olduğunda siz uçağa binip gittiğinizde, o uçakta büyük bir ihtimalle suç örgütlerinin temsilcileri de var çünkü felaketlerin yaşandığı yerlerde kimsesiz çocuk ve kadınlar olacaktır. Bunlardan menfaat elde etmek isteyenler mutlaka olacaktır" diye konuştu.

Misyoner tehlikesi

Bülent Yıldırım, yetimlerle ilgilenirken pek çok üzücü olayla karşılaştıklarını aktararak, çeşitli örnekler verdi. Tsunami felaketi sonucu Açe'de birçok çocuğun yetim ve öksüz kaldığını ancak Müslümanlar bölgeye intikal edene kadar bunların misyoner kuruluşların tuzağına düştüğünü dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
"Pakistan'da deprem olunca hükümet yetkililerine danışmanlık hizmeti verdik. Bu arada bütün yetimlerin bakım hakkının bizlere verilmesini rica ettik. Pakistan hükümeti kabul etti. Ne kadar yetim çocuk varsa bunların hepsini aldık ve Aşiyan adında bir kamp yaptık. Burası çok güzel, tatlı bir yerdi. Pakistan hükümeti, burayı ziyarete gelen tüm devlet yetkililerine örnek olarak gösteriyordu. İslam dünyasında belki de bu bir ilkti. Ancak birdenbire misyonerlik kuruluşları, Pakistan devletine baskı yapmaya başladı. Orada kalan yetimlerin bölüştürülmesini istediler. 'Bizimle protokol imzaladınız, bu yetimleri alamazsınız' dediğimizde çok çeşitli baskılarla karşılaştık. En sonunda bu misyonerlik kuruluşlarından biri, bizimle masaya oturdu. Tamam 'bu yetimlerin hepsine siz bakın ama bu listedeki çocukları bize verin' dediler. Bu çocukların hepsinin yetim ve öksüz olduklarını öğrendik. Yani hem yetim hem de öksüz çocukları tespit etmişler. Alıp yetiştirecek ve İslam dünyasının içine yeniden göndereceklerdir. Müslümanlar olarak biz ilgilenmezsek başkaları alır yetiştirir ve onlar eliyle Müslüman topraklara zulüm götürmesini sağlar. Onun için yetimle ilgilenmediğiniz zaman, sadece o çocuğu kaybetmiyorsunuz. Kendi geleceğinizi ve neslinizi de tehlikeye atmış oluyorsunuz."
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın girişimleriyle 100 bin yetimin, yakınlarının yanında bakılacak duruma getirilmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Son zamanlarda Türkiye'nin yürütmüş olduğu bu çalışmalar bizlere gurur veriyor. Bu çalışmaları dünyanın her tarafına örnekliyoruz. Yetim maaşının bağlanması da basit bir şey değil. Erzurum'un bir köyünde ekmek dahi alamayacak bir baba şehit ediliyor, ardında 6 yetim bırakıyor. Bakanlık hemen devreye giriyor ve çocuklar maaşa bağlanıyor. O zaman dedim ki, işte asrısaadetten gelen nefes bu" ifadesini kullandı.

Yeryüzünün melekleri

Yetimlerle ilgili çalışmalarda dünyanın her tarafında meleklerle karşılaştıklarını, bunların ise sivil toplum kuruluşların temsilcileri olduğunu aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güney Afrika, Katar, Kuveyt ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki yardım kuruluşlarının temsilcilerini yer yüzünün melekleri olarak niteliyorum. Nereye gidip bir açık görsek ve 'burayla ilgili bir çalışma yapmamız gerekiyor' dediğimizde, bir bakıyorduk bir yardım kuruluşu oraya el atmış. Türkiye'de artık bu işlere sendikalar da destek veriyor. Biz şu anda 80 bin yetime ulaşmış durumdayız. Bununla da övünüyoruz ama çok yanlış aslında. ABD'de bir kuruluş, misyoner bir örgüt, 4 milyon 300 bin yetime bakıyor. Bunların yüzde 85'i Müslümanların yaşadığı topraklardaki yetimler. 13 bin tane kilisesi, 25 bin rahip ve rahibesi var. Silkelenmek lazım. Allah, bizlere zenginlik de vermiş. Daha fazla gayret göstermek gerekiyor. 80 bin yetimi 5 milyona çıkarmanın hesap ve planlarını yapmak zorundayız."

“Yetim hakları bildirgesine ihtiyaç var”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından düzenlenen "Yetimler, Problemleri, Çözüm ve Stratejiler Uluslararası Çalıştayı"na telekonferansla katıldı.

İslam ümmetinin, İslam coğrafyasının tarihinin en zor sürecinin içinden geçtiğini dile getiren Görmez, "Bugün ümmetin bütün ocaklarına ateş düştü. Dünyanın bütün yetimlerine sahip çıkacak olan ümmetin kendisi yetim kaldı" ifadesini kullandı.

Mehmet Görmez, insanlığın vicdanını kaybettiği, merhametin azaldığı, kalplerin katılaştığı, taşlaştığı bir dönem yaşandığını kaydederek, kalpleri yumuşatmanın, kalplere şefkat yerleştirmenin yollarından birinin yetimlere şefkat ve bakmak olduğunu anlattı.

Bir araştırmaya göre son 30 yılda İslam coğrafyasında 11 milyon Müslümanın katledildiğini, 150 milyon çocuğun yetim kaldığını aktaran Görmez, şunları söyledi:

"Yeryüzündeki her yetim Müslümandır çünkü her çocuk, her doğan İslam fıtratı üzerine doğar. Bütün bu yetimlere bugünkü seküler dünyanın sosyal devlet fikriyle sahip çıkmak oldukça zordur, hatta imkansızdır. Bu sebeple diyorum ki 'Devlet yetimhane kurar fakat yetim başı okşayamaz.' Marifet, sadece yetimhaneler açıp yetimleri oraya doldurmak değil, marifet yetimleri kimsesizlikten kurtarmak, korumak, evlatlarımız, çocuklarımız, kardeşlerimiz olarak bağrımıza basmaktır."

Görmez, bütün çocukların istismarının önlenmesi gerektiğine işaret ederek, "Çocuk işçiler, çocuk gelinler... Çocukların maruz kaldığı bütün kötülüklerden onları korumak için çalışmalar yapmak lazım. Bugün çok ciddi bir yetim hakları bildirgesine ihtiyaç var. Dünyanın her tarafında çocuk ticareti, çocuk istismarı, yeryüzünde işlenen en büyük cinayetler olarak tarihe geçmektedir" diye konuştu.

Son günlerde sosyal medyada yer alan, Halep yakınlarından bir kız çocuğunun mesajını aktaran Görmez, kız çocuğunun önce bir tabut resmi yaptığını, tabut resminin içerisine kendisini çizerek yerleştirdikten sonra

"Bu benim vasiyetimdir. Sana vasiyet ediyorum ey annem. Beni unutma, benim gülüşlerimi, peş peşe güldüğüm günleri hiçbir zaman unutma. Ey kız kardeşim, sen de beni unutma. Arkadaşlarıma de ki 'o, açlıktan öldü, o açtı ve öldü'. Ey kardeşim, sen de sakın bana üzülme. 'Biz açız' dediğimiz zamanları hatırla. Ey ölüm meleği, gel canımı al, ta ki cennette yemek yiyebileyim. Ben açım. Ey ailem, üzülmeyin, cennette de sizin adınıza gücüm yettiğince yemek yiyeceğim" mesajını bıraktığını dile getirdi.

Görmez, "Ölüm meleğini davet eden Suriyeli kız çocuğunun bu mesajını, son yıllarda ülkelerinin stratejik hesaplarını yapan bütün devlet ricaline ithaf ediyorum. Bu yetim çocuğunun feryadını Birleşmiş Milletlere, birleşememiş milletlere ve onların topyekun uluslararası bütün kuruluşlarına ithaf ediyorum, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın üyesi olan bütün devletlere ithaf ediyorum" dedi.

Gün emanete sahip çıkma günüdür

Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu, küresel mesajlar verdi, yetimler için seferberlik çağrısı yaptı.

Memur-Sen'in "Erdemliler Hareketi" olduğunu vurgulayan Uslu, "Bilinmesini isterim ki büyük Memur-Sen ailesi olarak her zaman yanınızda olacağız. 900 bin üyemizle yeryüzünde adaletin ve iyiliğin hâkim olması için birlikte mücadele vereceğiz. Biz, Fatih Sultan Mehmet'in, "İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır" sözünden kendimize ders çıkartan, dünya için ahiretimizi feda etmeyen Erdemliler hareketiyiz" dedi.

Memur-Sen'in yetim projesine destek verdiğini ifade eden Uslu, "Unutmayalım ki şefkatle uzanan her el bir yetimin hayatını değiştiriyor, yüzünde tebessüm, gözlerinde umut oluyor. Altını çizerek belirtmek isterim ki; Yetimler, ana babası ölünce değil, onlara bu ümmet sahip çıkmadığı zaman yetim kalırlar. Hizmetin en güzeli, en zor durumda olanın yanında olmaktır. En zor durumda olan, yardıma ihtiyacı olan hiç şüphesiz ki anne ve babasız çocuklarımızdır. Yetimlerimiz bize Allah resulünün emanetidir. Emanet edenin yüceliği, emaneti koruma sorumluluğumuzu berberinde getiriyor. Bu bilinçle gün emanete sahip çıkma günüdür. İHH ile paydaş olduğumuz yetim projemizde bugüne kadar 17.481 bin yetimimize sahip çıktık. Büyük Memur-Sen ailesi olarak hedefimiz, 50 bin yetim çocuğa sahip çıkmaktır" diye konuştu.

SONUÇ BİLDİRGESİ: İslam Dünyası Yetim Çalışma Birimi kurulmalı

Açılış konuşmalarının ardından başlayan çalıştay 2 gün devam etti.

Son oturumda açıklanan sonuç bildirgesinde ise dünyada savaş, açlık, yoksulluk ve benzeri sebeplerle yetim kalan çocuk sayısının her geçen gün arttığı anlatıldı.

Yetimlerle ilgili çalışmalarda, sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin daha fazla geliştirilmesi gerektiği kaydedilen bildirgede, değişen koşullara göre, yeni bakım modellerinin geliştirilmesi için araştırma ve akademik çalışmaların da büyük önem arz ettiği vurgulandı.

Bildirgede, yetimlerin insan tacirlerinden mafyaya kadar çeşitli illegal yapıların kıskacına düşmelerini önlemek üzere devlet ve sivil toplum iş birliğinin arttırılmasının önemine işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

"Yetimlerin, öncelikle yetimhaneler yerine kendi toplumlarında, aile veya akrabalarının yanında desteklenmeleri ve aileye katkı sağlanması yetimlerin korunmasında öncelikli metot olmalıdır. Yetimlerin fiziki, manevi ve ailevi ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, çok boyutlu destek modelleri geliştirilmeli. Yetimler, çocukluktan itibaren hayata atılıncaya kadar hayatın her aşamasında yalnız bırakılmamalıdır. Hizmet kalitesi için yetim çalışmalarında aktif görevlilerin, yetimhane çalışanlarının zorunlu eğitim ve etik standartlara göre yetiştirilmesi sağlanmalıdır."

Tüm dünyada yetimler konusunda duyarlılığın arttırılması için her yaş grubundaki insanlara yönelik farklı projelerin üretilmesi ve yıllık faaliyetlerin düzenlenmesi gerektiği aktarılan bildirgede, şu ifadelere yer verildi:

"İslam dünyasında bulunan yetimhaneler için uluslararası geçerlilikte bir logo hazırlanmalı, özellikle kriz zamanlarında bunların görünmesi sağlanarak, dokunulmazlığı garanti edilmeli. İslam dünyasının yetimlerine ilişkin bir araştırma ve geliştirme birimi kurulmalı. Bu yetim birimi, öncelikle iyi bir veri tabanı oluşturduktan sonra bölgesel ihtiyaçları ve çözüm önerilerini içeren makro planlar yapmalı. Sadece yetimlerin değil, yetim anneleri için de eğitimde ve iş yaşamında pozitif ayrımcılıklar içeren projeler üretilmelidir. Yetimhanelerin ekonomik sorunları göz önünde bulundurularak, her yetimhane için alternatif gelir kaynakları veya bir vakfiye ya da döner sermaye işletmesi hazırlanmalıdır. Yetimhanelerdeki travmalı çocuklarla ilgili psikolojik destek ve rehabilitasyon uygulamalarının devlet destekli yürütülmesi için yeni projeler geliştirilmelidir."

İlgili haberler
Tümünü gör
Mesut Şen’in şahitlikleri
Mesut Şen’in şahitlikleri
Uzun yıllardır İHH’da görev yapan Mesut Şen, vakfın YouTube kanalına konuk oldu. Şen, yıllar boyu yaptığı uzun seyahatlerde kendisine emanet edilen hikayeleri izleyicilere aktardı.
Reyhangül Ahmet’in çaresizliği
Reyhangül Ahmet’in çaresizliği
Doğu Türkistanlı Reyhangül Ahmet, İHH'nın YouTube kanalına konuk oldu. Reyhangül, yurt dışına çıkmak istediklerinde “Türkiye’den başka bir yere gitmeyi düşünmedik bile” dedi.
Bir varmış, bir yokmuş
Bir varmış, bir yokmuş
Sürpriz yapmak için yola çıktılar, binlerce kilometre gittiler. Ancak yol, onlara da süprizler hazırlamıştı. Geri dönmek, hiç kolay olmadı. "Bir Sürpriz Yap", İHH Youtube Kanalı’nda yayınlandı.