Mavi Marmara dava avukatları Lahey'deki UCM sürecini anlattı
Mavi Marmara Davası avukatları 15 Mayıs 2013 Çarşamba günü özür sürecinin ardından yaşanan son gelişmelerle ilgili basın toplantısı düzenledi.
Filistin, Filistin - Gazze, Ortadoğu, Türkiye 15.05.2013

Topkapı Akgün Hotel’de sabah saatlerinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Mavi Marmara davasının avukatları, İsrail'in saldırı dolayısıyla Türkiye'den özür dilemesinin ardından ulusal ve uluslararası alanda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Mavi Marmara katılımcılarının saldırı sonrası yürüttükleri mücadelenin tazminat meselesine indirgenmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Av.Cihat Gökdemir; "Tazminat davaları, İsrail saldırısının hukuki alanlarda hem cezai, hem tazmin anlamında tartışılması ve hukuka aykırılıkların tespitini amaçlamaktadır. Bu tazminat davalarının amacını, 'mağdurlar para peşinde' şeklinde düşünmek insafsızlık olur. Mavi Marmara mağdurlarının asıl amaçları, tazminat almak değil, İsrail'i hukuken mahkum etmektir. Tazminat davaları, aynı zamanda İsrail'in Filistin'de işlediği tüm suçlar için tazminat yolunu açacaktır." dedi.

İsrail'in özür ve tazminat karşılığında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın sonlandırılmasına yönelik talebine de değinen Gökdemir, "Bu ceza davası, bir kamu davası olduğundan mahkemece hüküm verilmediği müddetçe sonlandırılamaz. Bu davanın devletlerarası bir anlaşmayla sonlandırılacağı iddiası da tamamen hukuktan uzaktır" şeklinde konuştu.

Gökdemir, tazminat konusunda Türkiye ile İsrail arasında bir anlaşmaya varılsa bile davaların devam etmesi gerektiğini belirterek, "İsrail'le mağdurlar için bir anlaşma yapılacaksa bu anlaşma, tazminat davalarını ortadan kaldırma amacını değil, davaların ve haksız fiilin, İsrail tarafından kabulü anlamını taşımalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Bütün Mavi Marmara yolcularının mağdur edildiğini kaydeden Gökdemir, gemi personelinin de mağdur olduğunu dile getirerek, "Gemi personeli, İsrail tarafından deport edildikleri için uluslararası hiçbir gemi firmasında iş bulamıyor. Dolayısıyla belirlenecek tazminat, uluslararası hukuktaki emsalleri paralelinde cezalandırıcı, caydırıcı ve tüm zarar görenlerin mağduriyetini giderici bir miktarda olmalıdır" diye konuştu.

“UCM’de açılan dava önemli bir gelişmedir”

UCM'ye dün verdikleri dava dilekçesinin incelendiğine dair bilginin mahkemenin internet sitesinde yayınlandığını ifade eden Avukat Dr. Ramazan Arıtürk, "Komor devleti adına Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptığımız dava başvurusu, incelemeye alındı. Başvurunun incelenmeye alınması, uluslararası hukuk anlamında çok önemli bir gelişmedir. Davanın yakın bir zamanda başlatılmasını ümit ediyoruz." dedi.

Arıtürk ayrıca İsrail'in Mavi Marmara'ya yönelik saldırısının taksirle değil, kasten yapılan bir eylem olduğunu ve tazminat görüşmelerinde bunun mutlaka dikkate alınması gerektiğini de vurguladı.

Bu tür olaylarda psikolojik yönden mağdur olan insanların da yaralı kabul edildiğine dair uluslar arası sözleşmeler bulunduğunu ifade eden "Sadece şehit yakınlarına ve yaralılara değil, psikolojik travma geçirmiş bütün gemi yolcularına tazminat ödenmeli" diye konuştu.

Furkan’ın babası başbakanla birlikte ABD’de

Gökdemir ayrıca Mavi Marmara saldırısında hayatını kaybeden Furkan Doğan'ın babası Ahmet Doğan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine başbakanın heyeti ile birlikte Amerika'ya gittiğini aktardı.

Ahmet Doğan, ABD vatandaşı oğlunun İsrail tarafından öldürülmesi ve Amerika'da yürütülen hukuki sürecin yavaş işletilmesiyle ilgili şikâyetlerini içeren mektubu, ABD Başkanı Barack Obama'ya verecek.

BASIN AÇIKLAMASI TAM METİN: 

Mavi Marmara Ma
ğdurları Avukatlarını
Mavi Marmara Vakıasını” İsrailin özrü sonrası yapılan tartışmalar çerçevesinde değerlendirmesi

İ
nsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) öncülüğünde Gazzeye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara ve diğer 5 gemiden oluşan Gazze Özgürlük Filosu, 31.05.2010 günü tüm dünyanın gözleri önünde, İsrail askerî güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kalmıştır. Gemilere silahlı ve fiilî saldırıda bulunulmuş, bu müdahale esnasında ve devam eden süreçte dokuz insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetmiş, onlarca insan yaralanmış, katılımcılar hiçbir yasal dayanağı olmadan gözaltına alınmış, yaralı insanlara kelepçeler takılarak günlerce hücrelerde alıkonulmuş, kendilerine kötü muamelede bulunulmuş, katılımcılara ait şahsi eşyalar gasbedilmiş ve gemilere çeşitli maddi zararlar verilmek suretiyle birçok haksız fiil gerçekleştirilmiştir.

31.05.2010 günü yapılan haksızlık ve hukuksuzlukların faillerinin cezalandırılması taleplerimizi içeren suç duyuruları, kapsamlı inceleme ve araştırmalarla geçen zorlu bir sürecin ardından İstanbul C. Başsavcılığı makamınca 29.05.2012de iddianamesi hazırlanarak İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine sevkedilmiş ve mahkemece 2012/264e. sayılı dosyası ile dava açılmıştır. İsrail ordusunun 4 üst düzey komutanı hakkında açılan davada, saldırı emrini vererek, kasten adam öldürmek, kasten adam öldürmeye teşebbüs, nitelikli kasten yaralama, nitelikli yağma, deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma, nitelikli mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet suçlarını azmettirme gerekçesiyle her bir mağdur için ayrı ayrı, toplamda binlerce yıla mahkum edilmek üzere, cezalandırılmaları talebi ile yargılanmaktadırlar. 4. duruşması 20 ve 21 Mayıs 2013 tarihinde yapılarak davaya devam edilecektir.

Saldırıda işlenen bütün suçlar Ceza davalarının konusu olduğu kadar, Tazminat davalarının da konusu olmaktadırlar. Halihazırda başta İstanbul, Kayseri, Diyarbakır olmak üzere 35 mağdur tazminat davası açmış olup, yargılamalar devam etmektedir.

Mavi Marmara saldırısı nedeniyle yürütülen ulusal ve uluslararası hukuk mücadelesi sürerken 22.03.2013 tarihinde İsrail Başbakanı Netenyahu, TC Başbakanı Sayın Erdoğan ile bir telefon görüşmesinde Mavi Marmara saldırısı nedeniyle özür dilediği ve tazminat ödemeye hazır olduklarını bildirdiği beyan edilmiştir. Özür görüşmesi ile karşılıklı heyetlerin birarayar geldiği bir görüşme trafiği başlamıştır. Henüz tarafların heyetleri görüşmeden önce şehit aileleri ve avukatları Dışişleri Bakanlığının davetlisi olarak Ankarada sayın Ahmet Davutoğlu ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç beylerle bir araya gelmiştir. Görüşmede; mağdur yakınları  tazminatı konuşmak istemediklerini, öncelikle Gazzeye uygulanan insanlık dışı ablukanın kaldırılmasını, Mavi Marmara saldırısının siyasi-asker tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için gerekenin yapılmasını bundan sonra İsrailin sebep olduğu tüm maddi-manevi zararlarını tazmin etmesini, davalarından da asla vazgeçmeyeceklerini açıklıkla beyan etmişlerdir.

İsrail ile Türkiye Devleti arasında tazminat miktarını ve ödeme şartlarını belirten bir anlaşma yapılabilmesi için heyetler görüşmelere başlamıştır. Bu görüşmeler çerçevesinde, özellikle İsrail medyasında ve devlet yetkililerinin açıklamalarında, Mavi Marmara ve Filistin Özgürlük Filosunun yola çıkış amaçları görmezden gelinerek, Mavi Marmara saldırısı tazminat meselesine indirgenmiştir. Bu durumdan rahatsız olan filo organizatörleri, saldırının mağduru müvekkillerimiz olan tüm katılımcılar ve şehit yakınları basın açıklamalarıyla görüş ve taleplerini bir kez daha iletmişlerdir.

İsrailin, ablukanın kalkması ve davaların devamı konusunda mağdurların ısrarı engelinin aşılması için Türkiye Hükümetinden gerekeni yapmasını ve özür karşılığında kendilerine vaat edildiğini iddia ettikleri, İsrail askerleri hakkındaki yargılamaların tamamen sonlandırılacağı sözünün yerine getirilmesini beklediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Anayasanın 90. md.si kapsamında İsrail ile Türkiye Devleti arasında yapılacak bir uluslararası anlaşmanın TBMMde onayı alındıktan sonra tüm bu hukuki süreçleri sonlandırarak ortadan kaldıracağı ve saldırının failleri hakkında yeni davalar açılmasının da bu yolla engelleneceği şeklinde, birtakım beyanların kamuoyuna bilinçli olarak sunulduğu ve tartışıldığı görülmektedir.

Mavi Marmara Ceza davası ve Tazminat Davaları; tamamen ulusal mevzuatlar çerçevesinde, ulusal ve uluslararası hukuktaki benzer örneklerin paralelinde yürütülmektedir. Ancak bu davaların İsrail üzerinde son derece ağır hukuki etkileri olduğu da yadsınamayacak bir gerçekliktir. Çünkü bu davalar, İsrailin faili olduğu tüm hukuk ihlalleri için hem diğer ülkelerde hem de Filistin ve Mescid-i Aksa konulu, İsrailde açılan davalara emsal teşkil edecek davalardır. Bu da İsrailin lobicilik faaliyetleri, ekonomik ve siyasi güç kullanımı sayesinde bugüne kadar uyguladığı hukuki koruma kalkanının delinmesi anlamını taşıyacak ve İsrail bu ihlaller için tüm dünyada yeni davalar ile karşılaşmak zorunda kalacaktır.  Böylelikle çeşitli ulusal ve uluslararası mahkemeler önünde alacağı ceza ve tazminat mahkumiyetleri, İsraili hukuksal düzlemde faaliyet yürütmeye zorlayacaktır. Bu sebeplerle İsrail, dünya kamuoyuna tiyatro olarak nitelediği ancak 37 ülkeden mağdur/müştekinin yer aldığı ve her duruşmasında Gazzeye uygulanan insanlık dışı ablukanın ve Mavi Marmara saldırısının vahametinin tüm dünya gündemini meşgul etmesini sağlayan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın özür ve tazminat karşılığında sonlandırılmasını ve ortadan kaldırılmasını istemektedir.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki ceza davası, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirildiğinde, bir kamu davası olduğundan Mahkemece bir hüküm verilmediği müddetçe sonlandırılamaz. Bu davanın devletlerarası bir anlaşma ile sonlandırılacağı ve failler hakkında yeni davaların açılmasının engelleneceği iddiası da tamamen hukuki bilgiden uzak iddialardır. TBMMnin takdir yetkisi sınırsız değildir. Yasama, takdir yetkisini kullanırken hukukun genel ilkelerine uymak zorundadır. Yargı bağımsızlığı, Anayasal güvence altındadır ve hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Bu bağımsızlığı zedeleyecek her türlü işlem  ve eylem genel hukuk ilkelerine ve Anayasaya aykırılık oluşturur.

Anayasanın 2. maddesindeki hukuk devleti; insan hak ve özgürlüklerini temel dayanak kabul eden, bu hak ve özgürlüklerin koruyucusu olan, eylem ve işlemlerini hukuk denetiminde yapan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni tesisi için çalışan, vatandaşının haklarını elde etmesini kolaylaştıran ve hak arama özgürlüğünün teminatı olan devlettir.

Anayasanın 36/1. maddesi, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir hükmünü amirdir. Bu hakkın herhangi bir nedenle sınırlandırılması bir hukuk devletinde mümkün değildir.

İsrail aleyhine açılmış tazminat davaları da, saldırının mağdurlarının maddi ve/veya manevi yönden tatmin edilmesi, İsrail saldırısının tüm hukuki alanlarda tartışılması ve hukuka aykırılıkların tespiti amacını taşımaktadır. Bu davaların amacını mağdurlar para alma peşindeler şeklinde düşünmek, insafsızlık olur. Yasal mevzuata uygun şekilde açılmış olan tazminat davalarında, İsrailin tazminat ödemeye mahkum edilmesi, bu davalarda talep edilen tüm hususların Mahkemece kabulü ve böylelikle İsrailin bu hak ihlallerinin faili olduğunun yetkili organlarca tescili anlamını taşıdığından son derece değerlidir. Dolayısıyla tazminat hukuku açısından yapılması gereken mağdurların tazminat davalarına devam etmesi ve kesinleşen Mahkeme kararlarını icraya koymak suretiyle zararlarının giderilmesinin teminidir. İsrail ile mağdurlara tazminat ödenmesi noktasında bir anlaşma yapılacaksa, bu anlaşma tazminat davalarını ortadan kaldırma amacını değil, davaların ve haksız fiilin İsrail tarafından kabulü anlamını taşımalıdır.

Şehit ailelerinin, gemi yolcularının, filo organizatörü STKların önceliği ablukanın kaldırıması olmakla birlikte, bizler mağdurların avukatları olarak, İsrail ve Türkiye heyetleri arasında son kertede de olsa görüşülecek olan tazminat konusunda, Mavi Marmara vakıasının dünyada benzer hadiselerde uluslararası hukuk normları çerçevesinde belirlenmiş tazminat kriterlerinin emsal alınmasını beyan ediyoruz. Uluslararası tazminat kriterlerini oluşturan en önemli vakıalardan biri, 1988'de yaşanan Lockerbie Vakıasıdır.

Mavi Marmara saldırısında şehit olanların aileleri, gemi yolcuları, filo organizatörü STKlar ve gemi personellerinin ayrı ayrı mağduriyetleri oluşmuştur. Dolayısıyla tüm mağduriyetler için belirlenecek tazminat da uluslararası hukuktaki emsalleri paralelinde cezalandırıcı, caydırıcı ve tüm zarar görenlerin mağduriyetlerini giderici bir tazminat olmalıdır.

Ayrıca, Mavi Marmara gemisinin bayrak devleti olan Komor Birliği devletine de, tarafımıza verdikleri devletlerini temsilen İsraile karşı UCMde dava açma yetkisi verdikleri için avukatlar olarak teşekkür ediyoruz. Coğrafi olarak küçük ama cesaret olarak büyük olan bu ada devleti, UCMnin taraf devleti olması hasebiyle, yaptığı bu başvuru çok önemlidir.

Mavi Marmara gemisinde şehid olanlardan Furkan DOĞAN’ın ABD vatandaşı olması nedeniyle, ABDdeki hukuki süreç de tarafımızca takip edilmektedir. Furkan DOĞAN’ın hukuki başvurularının ABDde yavaş yürümesi nedeniyle daha önce bir çok kez ABD başkanından randevu talebimiz olmuştu. Sayın Başbakanın ABDye yapacağı ziyaret öncesinde de, Obamaya gönderilmek üzere bir mektup hazırladığımızı TC Hükümeti yetkililerine iletmiştik. Sayın Başbakanın, Furkan DOĞAN’ın babasını da ABD ziyaret ekibine davet etmesi bu minval üzere gerçekleşmiştir.

Sonuç olarak; Türk ulusal mevzuatı ve uluslararası sözleşmelerce suç sayılmış olan birbirinden ağır eylemleri azmettirmekten yargılanan katillere karşı, 37 ülkeden insanın hak aradığı Mavi Marmara Ceza Davası’ na yapılacak herhangi bir müdahalenin evrensel hukuk ilkelerine ve Anayasaya açıkça aykırılık teşkil edeceğini kamouyuna saygıyla bildiririz.

 

                                                           Mavi Marmara Mağdurları Avukatları

 

 

İlgili haberler
Tümünü gör
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
İhtiyaç sahiplerine ev eşyası yardımı
Kastamonu, Çankırı ve Eskişehir İHH İnsani Yardım Dernekleri tarafından, ihtiyaç sahibi aileler için mobilya dağıtımı yapıldı.
Engel tanımayan bir hikaye
Engel tanımayan bir hikaye
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Konya'nın Doğanhisar ilçesinde yaşayan Sevgi Akyıl, 20 yıldır yaptığı hayır çalışmaları ve yaşantısıyla insanlara örnek oluyor.
571 yetim ona emanet
571 yetim ona emanet
Bu haftaki İyilik Hikayeleri’ne konuk olan Amasyalı Öğretmen Muhammet Yavuz Çintaş, tek başına 571 yetimin sponsorluğunun üstlenilmesine vesile oldu.