Nijerli çocukların taslarında tüketilen insanlığımız
Nijer, yoksulluğun sosyal yaşam içinde bütün boyutlarıyla kendini hissettirdiği bir ülke... Bir tas yemeğe, şefkate, sevgiye muhtaç kara gözlü Müslüman çocukların ülkesi olarak kaldı belleğimde burası
Afrika, Nijer 27.07.2008

Nijer’deki yoksulluğu anlatabilmek için dağarcığımdaki kelimeler çoktan acziyetlerini itiraf ettiler bile. Gerçeği ifade için kelimelerime atom bombası etkisinde anlamlar yüklemeliyim ve her cümle bir doğum sancısının ardından gelmeli. Sonra ilahi davetin koordinatlarıyla altını ve gümüşü yığanları hedef alarak binlerce megatonluk itme gücündeki isyanlarla fırlatmalıyım kelimelerimi. Kızılbaşlı alevlerle yakmalıyım, Ankara’yı, Tahran’ı, Şam’ı, Kahire’yi, çok yıldızlı lüks otel yarışları yapılan Dubai’yi, şahsi servetleri bile Nijer’in ekonomisinden büyük şeyhlerin yönettiği Arap başkentlerini... Ve Türkiye’den kalkıp binlerce kilometre ileride katarakt ameliyatı yapan fedakâr doktorlara inat, gözlerinde bin perde bulunan, kulaklarına ağırlıklar asılmış, zihinleri dumura uğratılmış insanlarımdan başlamalıyım işe...

Tanıdık bir kelime; sadaka...

Nijer havaalanından dışarı adımınızı atar atmaz, derileri siyah ama yüzleri toprak rengi ifadelerle size el uzatan ve tüm Müslümanların anlayabileceği ortak bir ifade olan "Sadaka" ile sizden yardım dilenen çocuklarla karşılaşırsınız. Bir de size bir şeyler satmak için etrafınıza doluşan seyyar satıcılara ki, onların durumları dilenci çocuklardan nispeten daha iyidir.

Nijer’in sembolü haline gelen çocuklar

Boyunlarına astıkları metal ve plastik kaplarla Nijer’in sembolü haline gelen çocuklar hiç beklemediğiniz anlarda karşınıza çıkarak sizden yiyecek bir şeyler isterler. Size uzattıkları kaplarda çoğu kez birkaç çeşit yemeğin izleri vardır. Kirli ve toprağa bulanmış yüzleri, parçalanmaya yüz tutmuş elbiseleri ve ayakkabısız çatlamış ayakları ile size uzattıkları ve artık kendilerinin bir parçası gibi algıladıkları kaplara koyacağınız bir kaç parçacık yiyeceğe muhtaç bu çocuklar Nijer gerçeğinin ta kendileridir. Verdiğiniz yiyecekleri çabucak tüketmelerinden uzun süredir doyurucu bir şey yemediklerini anlamak güç değildir. Birçoğunun okuma yazması yoktur. Daha 6-7 yaşlarında boyunlarına metal veya plastik kaplar asılarak sokağa salınmışlardır. Hani bazı kuş türlerinde yumurtadan ilk çıktığı için diğerlerinden daha iri olan yavru kuş, kendisinden sonra yumurtadan çıkan kardeşlerini yuvadan atar ya, kaba bir benzetme ile Nijerli çocukların çoğunun kaderi de böyledir. Sokağa salınan her çocuk ailenin bakabileceğinden fazla olarak dünyaya gelen çocuktur.

Az yağmur da kıtlık, çok yağmur da

Ortalama 100-150 dolar geçim standardı olan Nijer’de nüfusun büyük bir çoğunluğu bu standardın da altında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomik yapısı ile kendi kendisine yetmeye çalışan Nijerliler için en büyük düşman ise bağımlısı oldukları doğanın ta kendisidir. Nijer’de insanlar doğaya tam bağımlı olarak yaşarlar. Doğayı kontrol altına alacak ya da doğanın şartlarını üretime yönlendirecek tüm teknolojik imkânlardan mahrum olan Nijer insanı doğanın hâkimi değil, su ve toprak gibi onun bir parçasıdır. Zenginliklerinin ve yoksulluklarının temel kaynağı yine doğadır. İyi bir yağmur mevsimi Nijer için zenginlik iken, az veya gereğinden fazla yağan yağmur ise Nijer için kıtlık anlamına gelir. Ne az yağmur yağdığında devreye sokacak sulama kanalları, ne de sel felaketlerine karşı kendilerini ve ürünlerini koruyabilecek teknolojik imkânları vardır.

Teknoloji Nijer’den uzak bir kelime

Nijer’de fakirliğin bir diğer sebebi de bilgisel fakirliktir. Tarım da, hayvancılık da hala binlerce yıllık geleneklere göre yapılagelmektedir. Nijer halkının modern tarım ve hayvancılık yöntemlerinin hiçbirinden ne yazık ki haberi yok. Zaten haberi olsa da elinde bulundurduğu maddi imkânlarla bu teknolojileri satın alacak ya da uygulayacak gücü yok.  Garip bir kısır döngü ile Nijer’de fakirlik, her geçen gün daha da çok fakirliği getirmektedir.

Bir yıl boyunca kurbanı bekliyorlar

Son yıllarda Türkiye’den başta kurban ve ramazan kampanyaları olmak üzere yapılan yardımlar Nijer’de ekonomiye ciddi bir canlılık getiriyor. Goulbi yardım teşkilatının Kurucu Başkanı Sanio (Sany)’e göre özellikle hayvancılık yapan çok sayıda insan bütün bir yıl dört gözle kurbanı bekliyor. Ümidini kurbana bağlayan bu insanlar, Nijer’e kurban kesmek üzere gelen yardım teşkilatları sayesinde hayvanlarını satabiliyorlar. Sanio benzeri bir durumun ramazan yardımları sırasında da yaşandığını anlatıyor. Nijer’e gelen yardım teşkilatlarının halka dağıtılacak yardım malzemelerini yine Nijer esnafından almasının bölgesel ticarete ciddi katkılar sağladığından bahsediyor.

Tek sosyal güvence dostluk

Nijer’de tespit ettiğimiz bir diğer gerçek ise şehirlerdeki fakirlik oranının köylere göre daha fazla olması. Sosyal yardımlaşmanın daha yoğun yaşandığı köylerde yaşlılar ve yetimler ile dul kadınlar toplum tarafından desteklenirken, sosyal yardımlaşmanın daha az olduğu şehirlerde ise toplumun bu düşkün kesimine dilenme yolundan başka bir alternatif görünmüyor. Bize göre küçük birer kasaba, Nijer’e göre şehir denilen yerleşim yerlerinde durduğunuzda iki grup insan hemen etrafınızı sarıyor. Bunlardan birisi size bir şeyler satmaya çalışan esnaf, diğeri ise sizlerden yardım isteyen dilenciler. Ancak dilencileri Türkiye’de olduğu gibi yapışkan değiller. Gayet nazik bir şekilde sizden bir şey istedikten sonra, bir süre yanınızda bekler, eğer bir şeyler vermezseniz de sessizce yanınızdan ayrılırlar.

Yaş ortalaması 42

Uluslararası insani yardım kuruluşu İHH’nın kurban kampanyasını takip etmek için gittiğimiz Nijer’de bizi en çok etkileyen şey, yaşlıların ve bedensel engellilerin durumu idi. Dağıttığımız kurban etlerini kaldırmaya gücü yetmeyen çok sayıda yaşlıya rastladık. Yaş ortalamasının yaklaşık 42 olduğu Nijer’de insanların yüzlerindeki sayısız kırışıklık yaşadıkları zor şartların ipuçlarını veriyor. Çocukluğundan beri doğa ile mücadele etmek zorunda kalmış 40 yaşındaki bir Nijerli sanki 60 yaşında gibi derin ve yorgun yüz hatları taşıyor. Bedensel engellilerin durumları ise çok daha acı. Onların toplumun sağduyu ve dayanışmasından başka hiçbir güvenceleri yok.

Günde bir öğün yiyorlar

Nijer’de insanlar günde sadece bir öğün yemek yiyorlar. Akşam yemeğinde kurulan sofralarda çoğu kez Afrika’ya özgü bir tahıl olan millet pişiriliyor. Nijer’de lüks bir yemek olarak kabul edilen pirinç ise ancak özel günlerde sofraları süslüyor. Kaldığımız süre içinde öğrendiğimiz ilk kelime "yemek" idi. Günde bir öğün yemek yiyen toplumdan öğrendiğimiz bu kelime yoksul bir halkın elinde kalan son yiyeceklerini bizimle paylaşma isteğinin bir sonucuydu. Nereye gidersek gidelim insanlar ellerinde ne varsa önümüze koyarak "yiyin" demeyi ihmal etmediler.

İlgili haberler
Tümünü gör
Lösemi hastalarına destek
Lösemi hastalarına destek
İHH, AID ve Gazi Üniversite Hastanesi arasında yapılan protokol kapsamında lösemi tedavisi gören hasta çocuk ve ailelerine sosyal ve tıbbi destek vermeye başlandı.
Afgan ailelere insani yardım
Afgan ailelere insani yardım
İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın başkenti Kabil'e bağlı Haırhane bölgesinde yaşayan ihtiyaç sahibi 50 aileye kumanya dağıtımı gerçekleştirdi.
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü
Azim ve fedakarlıkları ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan, bu uğurda hayatını kaybeden, yaralanan tüm insani yardım çalışanlarının 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü’nü kutluyoruz.