Lütfen Bekleyiniz
< Tüm Haberler

Senegal: Âmin desinler yeter!

Senegal’de şehirlerde ve köylerde kurban etlerinin dağıtımı esnasında bu yardımı alan her insanın dilinde tek bir cümle dolaşıyordu: Biz Türkiyeli Müslümanlara dua ediyoruz, onlar âmin desinler

Resul Serdar Ataş

İHH ile Afrika bambaşka

Afrika'yı hep televizyondan gördük, izledik. Açlıktan bitkin düşmüş, zayıf, kemikleri derisinden fırlayacak gibi duran siyah tenli çocuklar, kadınlar ve erkekler&#8230; Bildiğimiz Afrika hep yardım edilmesi gereken, biraz acıyarak, biraz da &#8220;�zükürler olsun ki biz öyle değiliz.&#8221; diye düşündüğümüz Afrika&#8230;

Bizler Afrika&#8217;yı hep Batılı medyadan öğrendik. Batılı medya ise bize Afrika&#8217;yı doğal olarak kendi algılayış süzgecinden geçirerek sunuyordu ve bunun sonucunda da bizim de Afrika tasavvurumuz aslında bir Batılının Afrika tasavvurundan farksızdı&#8230;

İHH İnsani Yardım Vakfı'nın bir görevlisi olarak Afrika&#8217;ya gidinceye kadar da Afrika algılayışım hep öyle kaldı. Afrika, başka hiçbir şeye değil, sadece ekmeğe ve suya muhtaç Afrika&#8230;

Türkiye-Senegal maçı unutulmamış

65 ülkeye gidilmişti. Ben, Batı Afrika&#8217;da, Atlas Okyanusu&#8217;nun kıyısında, adını 2002 Dünya Kupası&#8217;nda Türkiye ile oynadığı çeyrek final maçında duyduğumuz Senegal&#8217;e gitmek üzere görevlendirilmiştim. Partnerim Momar Diof&#8217;la -kendisi Senegalli, Senegal&#8217;in tüm yerli dillerini bilen, Fransızca&#8217;ya hâkim, Türkiye&#8217;de okuyan bir üniversite öğrencisidir- beraber önce THY ile Tunus&#8217;a, ardından da Tunus Hava Yolları ile Moritanya&#8217;ya oradan da Senegal&#8217;e uçtuk. Kafamda Senegal&#8217;in başkenti Dakar&#8217;daki hava limanına indiğimizde çok sıcak ve boğucu bir havayla karşılaşma düşüncesi, içimde Avrupa&#8217;nın &#8220;Yerliler&#8221; (insan değil, yerli) olarak nitelendirdiği, bizimse kaderleri için, makûs talihleri için üzüldüğümüz insanların arasına girmenin yaşattığı heyecan vardı.

Ama beklediğim şeyle karşılaşmadım. Gece 12:00 civarında vardığımız havaalanında 20&#8211;25 derecelik bir sıcaklık ve (bir beyaz olarak bile) &#8220;Selamun Aleykum&#8221; dediğinizde muhabbet etmeye dünden hazır, canlı ve tıpkı bizler gibi hayatı hüznüyle ve sevinciyle yaşayan insanlarla karşılaştım.

Yolda ilerlerken gözümü etraftan alamıyordum. Gökdelen olmasalar da Türkiye&#8217;dekilerle kıyaslandığında hemen hemen aynı yükseklikte binalar, geniş işyerleri ve alışveriş merkezleri göze çarpıyordu.

Doktor Malik&#8217;le beraberiz

Momar'ın veteriner olan amcası Doktor Malik, Kaolack şehrinden başkent Dakar&#8217;a geldi. Doktor Malik, Kaolack şehrinde bir veterinerlik şirketine sahip. Kendisi, iyi bir eğitim almış ve organizasyon becerileri son derece gelişmiş biriydi. Doktor Malik&#8217;le ilk görüşmemizde bir plan hazırladık. Planımız, Moritanyalıların Kaolack&#8217;ta kurbanlık hayvan sattıkları pazara gitmek, o pazardan hayvanları alıp Kaolack şehrinde tespit ettiğimiz fakir ailelere ve diğer kısmını da şehirden 30&#8211;40 km uzaktaki yoksul köylere dağıtmaktı.

İnsanlar çok yoksul ve eğitimsiz

Kaolack şehrinde kaldığımız süre zarfında Senegal&#8217;in geceleri sakladığı yüzünü görme fırsatım oldu. Sokaklar çöpten geçilmiyordu. İnsanlar alabildiğine yoksul ve eğitimsizdi. Fotoğraf çekilmesi hususunda oldukça duyarlıydılar. Momar bana, Fransızların daha önceden gelip çekimler yaptığını, bundan ötürü de Senegal halkının elinde fotoğraf makinesi ya da kamera bulunan her insanı Fransız zannedip onlara kızgın davrandığını anlattı.

�zeyh Amadu Bamba ve Tuba şehri

Senegal, 1960&#8217;ta �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın dini liderliğinde Fransızlara karşı yıllar boyu sürdürdüğü mücadelelerin bir sonucu olarak bağımsızlığını kazanmış bir ülke. �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın resimleri bugün de arabalarda, dükkânlarda, sokak duvarlarında ve evlerde asılı. Hatta insanlar �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın resimlerini kolye olarak boynuna takıyor. Senegal&#8217;de �zeyh Amadu Bamba aleyhinde herhangi bir söz söylemek, açıkçası, bir linç girişimine davetiye çıkarmak anlamına geliyor. �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın çocuklarının ve torunlarının merkezinde oturdukları ve ismini cennetteki Tuba Ağacı&#8217;ndan alan Tuba şehri, Senegalliler için bir anlamda Mekke ve Medine&#8217;den sonra en kutsal şehir. Senegalliler Tuba şehrinde ölen her insanın cennete gireceğine inanıyorlar. Senegal Hükümeti de Tuba şehrine bir özerklik tanımış.

Tuba şehri, �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın torunları tarafından İslam şeriatı esas alınarak yönetiliyor. �zeyh Amadu Bamba&#8217;nın başlattığı bu harekete bugün Mouridizm denilmektedir. Mouridizm hareketi Sufi bir hareket olmakla beraber, direnişçi bir ihtivaya da sahip. Bu yönüyle taraftarlarına bir yandan manevi arınmayı öğretirken bir yandan da bağımsızlık, özgürlük ve mücadele etme ruhunu aşılayan bir hareket. �zeyh Amadu Bamba ile ilgili efsaneler Senegallilerin dilinde dolaşıyor. Senegal&#8217;de hükümetler de eğer arkalarında ciddi bir halk desteği istiyorlarsa din adamlarıyla, özellikle de Tuba şehriyle iyi geçinmek zorunda.

Senegal&#8217;deki bir diğer İslami grupsa Ticaniler. Ticanilik Moritanya&#8217;da da etkili olan bir grup. Senegal&#8217;de gençlerin çoğu Mouridizm&#8217;e bağlıyken, orta yaş ve üstünün daha çok Ticanilere bağlı olduğu söyleniyor. Mouridizm grubuyla Ticaniler arasında herhangi bir çekişme yok. Senegal halkı İslami olan her şeye karşı müthiş bir yakınlık gösteriyor.

Afrika&#8217;da yoğun şekilde yürütülen misyonerlik faaliyetleri Senegal&#8217;de de yoğun olmasına karşın denilebilir ki misyonerler hemen hemen hiçbir ciddi sonuç elde edememişler. Halk misyonerlere karşı oldukça temkinli ve onları hoş karşılamıyor.

Sömürgecilik hala sürüyor

Hıristiyan misyonerliğine prim vermemekle birlikte Senegalliler çok uzun yıllar Fransız sömürgesi olduklarından dolayı kendi yerel dillerini yaygın olarak kullanamıyorlar. Kapsamlı Fransız sömürgeciliği, kültürel olarak da etkisini göstermiş ve Senegalliler binlerce yıldan beri kullandıkları dile yabancılaşmışlar. Bugün daha çok orta yaş ve üstündekiler yerli dilleri kullanıyor, gençler ise Fransızca konuşuyor. Özellikle halkın eğitimli kesimi Fransızca&#8217;yı daha yaygın olarak kullanıyor. Hâlihazırda Senegal&#8217;in resmi dili Fransızca. Fransa her ne kadar fiili olarak Senegal&#8217;de bulunmasa da, Senegal hükümeti Fransa&#8217;ya aykırı hareket etme lüksüne sahip değil, üzerlerinde hala çok güçlü bir Fransız gölgesi var. Hatta Senegal televizyonlarının tamamı Fransızca yayın yapıyor ve çoğu da Fransa&#8217;dan yayın yapan kanallar. Fransa&#8217;nın tüm Afrika&#8217;ya yayın yapan TV5AFRİQUE kanalı Senegalliler tarafından özellikle de resmi kurumlarda ve otellerde çok yaygın olarak izleniyor. Afrika ile ilgili yayınlarının çoğunda, Afrika&#8217;yı hala vahşi, yamyam ve modern öğelerden yoksun, medenileştirilmesi gereken bir kıta olarak göstermesine rağmen TV5 Fransız kanalının yoğun olarak izlenmesinin sebebi, Afrikalıların apolitik olmalarından kaynaklanıyor kanısındayım. Halkın eğitimli kesimi de dahil olmak üzere çok büyük bir kesimi sömürge tecrübesi yaşamış olmasına rağmen, Afrika ve kendi ülkelerinin geleceği konusunda apolitik bir duruş sergiliyorlar. Bugün Mourizdizm hareketi de dahil olmak üzere Ticaniler de Fransa&#8217;yı ve Fransızları her ne kadar sevmiyor olsalar da yayılmacı Batı emperyalizmine karşı örgütlü ve bilinçli değiller. Hatta Senegal&#8217;de bulunduğum süre içerisinde Senegallilerin bu apolitik duruşlarını oldukça sorguladım ve Afrikalılardan daha çok Afrikacılık yaptım diyebilirim.

Misyonerlik sinsi tehlike

Senegal&#8217;de resmi dil Fransızca olduğundan dolayı eğitim de Fransızca yapılıyor. Ülkede yalnızca bir tane üniversite var ve bu üniversitenin öğrenci sayısı 50 bin civarında. Okur-yazar oranı son yıllarda oldukça yükselmesine rağmen oran hala yüzde 50'lerin altında. Halkın çok büyük bir kesimi çocuklarını normal eğitim veren okullara gönderirken, zengin aileler çoğunlukla daha cazip olanaklara sahip misyoner kolejlerine gönderiyor. Bu okullarda verilen eğitim diğerlerine nazaran kaliteli olsa da yapılan dini propagandayla öğrenciler Hıristiyanlaştırılmaya çalışılıyor.

 

Türkler: Ümmet için savaşan cengaverler

Senegal halkı, Türkiye'yi 2002&#8217;deki Dünya Kupası dolayısı ile duymuş. Bu konuda espriler yaparak gördükleri Türklere, "2002 deki çeyrek final maçında bizi yenmeseydiniz dünya kupasını biz alırdık." diyorlar. Senegallilerin büyük bir kısmı Türkiye&#8217;yi bir Afrika ya da Arap ülkesi olarak biliyor. Okumuş kesim ise Türkiye&#8217;yi yanlış tanıyor çünkü Türkiye&#8217;yi Türkiye olmaktan çok, Osmanlı olarak tasavvur ediyor. Türkleri bugün yeryüzünün muhtelif yerlerinde ümmet için savaşan cengâverler, Türkiye&#8217;yi ise İslam ümmeti için var gücüyle çalışan bir ülke olarak düşünüyorlar. Senegallilerin bugün Türkiye ile ilgili düşlerinde yaşattıkları, İslam için canını siper etmiş bir Türkiye.

Senegal&#8217;de şehirliler çoğunlukla en fazla 2&#8211;3 odalık evlerde yaşıyorlar. Oturma odasına genişçe bir yatak seriliyor; insanlar yan yana uzanarak neredeyse tüm aile fertleri aynı yatakta uyuyor. Yemekler de geniş bir tepsiye konuyor ve tüm aile fertleri aynı tepsiden yiyor. Senegal&#8217;deki en yaygın yemek, yağlı pirinç üzerine balık konularak hazırlanıyor. Hemen hemen her öğün aynı yemek yeniyor. 

Afrika&#8217;nın renkli kültürü elbiselere yansıyor

Senegal&#8217;de kadınlar oldukça renkli giyiniyor. Elbiselerde kullanılan gökkuşağının tüm renkleri Afrika&#8217;nın bir o kadar renkli kültürünü temsil ediyor. Kadın elbiselerinin veya ev süsleri için kullanılan renklerin vazgeçilmez tonları, aynı zamanda Senegal&#8217;in de milli renkleri olan sarı, yeşil ve kırmızı. Kadınlar geleneksel olarak başlarına bir bez bağlıyor ise de bu örtünme türban şeklinde değil ve saçın çoğu dışarıda kalıyor. Başörtüsü olgusu da çok yaygın değil. Hayret celbeden nokta da son derece dindar olan bu halkın kadınlarının tesettüre riayet ediyor olmamaları. Bununla birlikte namus kavramı oldukça kutsal kabul ediliyor. Erkekler ise normal günlerde Türkiye&#8217;dekine yakın bir tarzda giyiniyorlar. Ancak özel günlerde, dini bayramlarda veya özel konukların ağırlanacağı zamanlarda Araplar gibi fistan giyiyorlar. Orta yaş ve üstü, geleneksel olan bu giyimi tercih ederken, gençler sadece özel günlerde böyle giyiniyor.

Bitkilerden kurulu evler

Köyler, Türkiye&#8217;dekilerden oldukça farklı. Evler çoğunlukla çeşitli bitkilerin örülmesiyle elde edilen hasırlarla oluşturulmuş. 4&#8211;5 ev bir araya gelip köyü oluşturuyor. Evlerin çevresi de gene çeşitli bitkilerin örülmesiyle elde edilen bir çitle çevrilmiş durumda. En kalabalık köyler bile 20&#8211;25 haneyi geçmiyor. Köylerdeki evlerin çoğu bir ya da iki odalı. Zengin sayılan insanlar ise betonun kullanıldığı yarı geleneksel yarı modern evler inşa ediyorlar.

Senegal&#8217;de su sıkıntısı yok

Senegal&#8217;in her tarafı geniş ormanlarla kaplı. Bunlar, bizim Karadeniz&#8217;dekiler gibi gür olmasa da Senegal&#8217;in tamamına yeşil bir görünüm kazandırıyor. Senegal&#8217;in toprağı fıstık yetiştirmek için oldukça elverişli bu nedenle fıstık halkın önemli bir geçim kaynağı.

Senegal ne çok sıcak ne de soğuk bir ülke. Ancak Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yağan yağmurlar sellere neden olabiliyor. Senegallilerin anlattıklarına göre bu üç ay zarfında halk evlere kapanıyor. Geriye kalan dokuz ay boyunca ise yağmur yağmıyor. Zengin su kaynağına sahip Senegal&#8217;de çok sayıda ırmak bulunuyor.

Kurbanlar Moritanya&#8217;dan

Senegal&#8217;de halk dini bayramlara karşı oldukça duyarlı. �zehirlerde halk bayramın ilk gününü evde geçiriyor. Sonraki günlerde de akraba ziyaretleri gerçekleştiriliyor. Köylerde ise bayram namazı köyün dışındaki büyük bir ağacın gölgesinde kılınıyor. Kurban kesimine köy imamının hayvanından başlanıyor. Özellikle kurban bayramında kurban kesmemek büyük bir ayıp sayılıyor. Halkın büyük bir kesimi yoksul olmasına rağmen harçla borçla bir şekilde kurban alıyor. Ancak Senegal&#8217;deki kurban pazarı Moritanyalı hayvan tüccarlarının elinde. Moritanyalı hayvan tüccarları kurban bayramından bir ay önce hayvan sürülerini alıp Senegal&#8217;e doğru yola çıkıyorlar. Bayramdan yaklaşık bir hafta önce Senegal&#8217;in neredeyse her şehrinde hayvan pazarları kuruyorlar. Moritanya&#8217;nın geçim kaynağının hayvancılık üzerine kurulu olmasından dolayı, Moritanyalı tüccarların hayvanları Senegalli tüccarlarınkinden daha ucuz oluyor.

Bir milyon şair!

Teknolojiye hem Senegalliler hem de Moritanyalılar oldukça yabancı. Hayvan pazarında kurbanlık hayvan alımı esnasında resimlerini çektiğim Moritanyalı tüccarlar önce tepki gösterdiler. Daha sonra partnerim Momar&#8217;ın Müslüman olduğumu ve Türkiye&#8217;den yardım için geldiğimi söylemesi üzerine bu gergin hava yerini dostane bir muhabbete bıraktı. Resimlerini çektiğim tüccarlara ekrandaki resimlerini gösterdiğimde bu akıl almaz olay karşısında adeta küçük dillerini yuttular. Ekrandaki resimlerine baktıkça &#8220;�zeytanın şerrinden Allah&#8217;a sığındılar.&#8221; Resimlerinin çekilmesine alışan tüccarlar, sonraları topluca pozlar vermeye başladılar. Kimi gürbüz bir hayvanın yanı başında durarak, kimi elindeki değneğini yukarı doğru tutarak poz verdi.

Moritanyalılar için &#8220;�zair halk&#8221; tabiri kullanılıyor. Moritanya&#8217;da bir milyon şairin olduğu, hatta devlet raporlarının veya sıradan dilekçelerin bile şiirsel bir dille yazıldığı söyleniyor. Pazaryerinde Moritanyalıların çoğuyla yaptığım konuşmalarda, okudukları ayet ve hadisleri son derece huşu içinde okuduklarına ve dini nasihatler hususunda oldukça zengin bir literatüre sahip olduklarına ben de tanık oldum.

Senegal&#8217;de 200 kurban kestik

Moritanyalıların, başkent Dakar&#8217;dan yaklaşık 200 km uzakta bulunan Kaolack şehrinde kurdukları kurban pazarından, 200 kurbanlık hayvan satın aldık. Ben, Doktor Malik, Momar Diof ve Momar&#8217;ın arkadaşı Mamado ile beraber çetin pazarlıklar yaparak aldığımız 200 hayvanı, Doktor Malik&#8217;in şehirdeki veteriner muayenehanesine getirdik. Civardaki cami imamlarının da yönlendirmeleriyle yoksul aileleri tespit ettik. Buna göre 100 kurbanımızı onlara hediye ettik. Geriye kalan 100 hayvanı da kiraladığımız kamyonlarla köylere götürdük. İlk köyde 25, ikincisinde 25, üçüncüsünde 20, dördüncüsünde 17 ve beşincisinde de 13 kurbanlık hayvan kestik.

Senegal&#8217;den Türkiye&#8217;ye selam

Bayramın Cuma&#8217;ya rastlayan dördüncü gününde, Kaolack şehrindeki tüm cami imamları Kaolack Merkez Camii&#8217;nde toplanarak Türkiye&#8217;den gönderilen yardım konusunda cemaati bilgilendirdi. Senegal insanları adına cami imamları Türkiye&#8217;ye ve İHH İnsani Yardım Vakfı&#8217;na teşekkür ederek Müslüman Türkiye&#8217;ye selamlarını ilettiler.

Gönüllü - İYD Kategorisine Son Eklenen Haberler

İyiliğin hikayesini çektiler
İHH İnsani Yardım Vakfı ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte düzenledikleri ortaokul ve liseler arası İyilik Olsun Video Yarışması’nın kazananları, ödüllerini düzenlenen törenle aldı.
21.05.2019
Yeşil Cami’den Çad’a su kuyusu
Bayrampaşa Yeşil Cami İlme Hizmet Vakfı, Çad’a su kuyusu açılması için İHH İnsani Yardım Vakfı’na bağışta bulundu.
20.05.2019
İyilik Olsun yarışması finalistleri belli oldu
İHH İnsani Yardım Vakfı ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte düzenledikleri ortaokul ve liseler arası İyilik Olsun Video Yarışması’nın finalistleri belli oldu.
15.05.2019

SON HABERLER

  • Kurban'da 90 ülke ve bölgedeyiz
    02.07.2019
    İHH, 27 yılın verdiği tecrübe ile kurbanlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için “İyilikte Payınız Olsun” sloganıyla Türkiye dahil dünyanın 90 ülke ve bölgesine yola çıkacak.
  • Aybek Türkiye’den yardım bekliyor
    01.07.2019
    Annesi ile birlikte hayata tutunmaya çalışan Kırgız yetim Aybek Asanov’un evi bir an önce yenilenmezse, mevcut evleri yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.
  • İHH ekipleri Düzce’de
    19.07.2019
    İHH Arama Kurtarma Birimi’nde gönüllü 30 kişiden oluşan 2 ayrı ekip, yoğun yağış nedeniyle meydana gelen sel felaketi sonrasında Düzce’nin Akçakoca ilçesine ulaşarak çalışmalara başladı.
  • Yetim ailelerine destek
    16.07.2019
    İHH İnsani Yardım Vakfı, Suriye'de ihtiyaç sahibi 92 aileye sağmal inek ve koyun yardımında bulundu.
  • İzmir’den Suriye’ye yardım
    06.07.2019
    İzmir İHH İnsani Yardım Derneği ve Memur-Sen öncülüğünde temin edilen insani yardımların bulunduğu 4 TIR, Suriye'deki çadır kentlerde yaşamını sürdüren mültecilere dağıtılmak üzere yola çıktı.