Lütfen Bekleyiniz
< Tüm Haberler

Zimbabvede kurban, bayram oldu...

İHH olarak Zimbabve’de ikinci defa gerçekleştirdiğimiz kurban organizasyonu, geçen yılki kurban organizasyonu sırasında Müslüman olan Zimbabveli kardeşlerimizi ziyaret ederek kardeşlik bağlarını güçle

 755 hisselik kurbanlarımızı, önce Zimbabve’nin kuzeyinde başkent Harare’ye 160 km uzaklıktaki Mount Darwin’de, 180 km uzaklıktaki Kaduhma, Dotito, Kandeya, Mpunza, ve Kakeza Village’de, daha sonra Zimbabve’nin batısında Harare’ye 150 km uzaklıktaki Kadoma’da ve son olarak da Zimbabve’nin doğusunda Harare’ye 75 km uzaklıktaki Marondera’da kestik ve dağıttık. Mount Darwin bölgesinde yerleşim çok dağınık olduğu için farklı bir çok yerde kesim yapmak zorunda kaldık. Bir de geçen yıl kesim yaptığımız kimi bölgelerde, bu yıl, kesim yapmamıza hastalık gerekçesiyle izin verilmedi.

Zimbabve’de özellikle büyükbaş hayvanların kesimlerinde, resmi bir prosedür var. Polis tarafından hazırlanan bir formda; satan kişinin, alan kişinin bilgileri olmak zorunda. Formda, satımı yapan kişinin hayvan sahibi olduğuna dair kabile şefinin onayı olmakta ve bütün kesim boyunca, kesime bir polis nezaret etmekte. Bu prosedür, bölgenin hassasiyetleri açısından oldukça önemli. Daha önceki Kurban Organizasyonu’nu bildikleri için, bizim resmi işlemlerimiz daha kolay oluyor. Fakat hastalık tesbiti yapılmış bölgelerin listesindeki yerlerde kesim yapılamayacağı ısrarla belirtiliyor. Bize, Kadoma bölgesinde Zimbabwe Muslim Youth Organisation’dan Hasan Chlimpa ve Yasin Wuladi başta olmak üzere Zimbabve’nin tek Müslüman Gençler Organizasyonu’ndan arkadaşlar yardımcı oluyor. Mount Darwin’de de Medine Üniveristesi mezunu arkadaşımız Cafer ve kardeşi Anusi başta olmak üzere, oralı arkadaşlar bize yardımcı oluyorlar. Zimbabve’nin yerel dili olan şona dilinde, konuşmalar çok hızlı yapılıyor ve konuşmalarındaki hızlılık yetmiyormuş gibi bir de isimleri kısaltıyorlar. “Cafer” demek yerine sadece “Caf”, “Anusi” yerine “Anu”, “Tanusi” yerine “Tanu” diyorlar.

Kurbanları kesmeye başlayacağımız sıra bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlıyor ve bu yüzden kesim için bekliyoruz. Bereketli yağmur, yaklaşık iki saat sürüyor ve bu arada sığındığımız tek odalık yerde ikram edilen sütlü çayları hep birlikte içiyoruz. Beklersek çok geç kalacağız diye, yağmur hafifleyince kesimlere hemen başlıyoruz. Zimbabve ile ilgili çalışmalarımızda devamlı beraber olduğumuz Adem Yidi Wadi, Marondera bölgesinde bizlere oldukça yardımcı oluyor.

Marondera Islamic Society Camii’ndeki programımız tabiri caizse tam bir şenliğe dönüşüyor. Marondera Islamic Society’nin çevresinde tam dört tane kilise bulunuyor. Bir tanesi hemen yanıbaşında. Camide yaptığımız programı görenler, hemen oracığa geliveriyorlar. Oradaki arkadaşların söylediğine göre, bu kiliselerde zaman zaman programlar yapılırmış. Bu programlar, Müslümanları da oraya çekmek amacıyla, dışarıda ve yüksek sesle yapılırmış. Biz de camideki programımızı aynen öyle yaptık. Bunun yanı sıra, kurban etlerinin dağıtımı programına gelenlerin büyük çoğunluğu tabi ki çocuklardı. Yanımızda çocuklar için getirdiğimiz hediyeler vardı. Onlara hediyelerini dağıtınca, “Kurban”, “Bayram” oldu.

Zimbabve: Taştan yapılmış ev

Sömürge dönemi valilerinden Rodez’in adı dolayısıyla “Rodezya” olarak anılan ülke, 1979’da bağımsızlığını kazandıktan sonra, 1990’larda “Zimbabve” adını alıyor. Zimbabve ismi, miladi 500’lerde Zimbabve’ye hakim olan Great Zimbabwe Kingdom’ın isminden geliyor. Kelime anlamı, “taştan yapılmış ev” demek.

Tarihte, çok köklü krallıkların kurulduğu Zimbabve, 1979’a kadar beyaz azınlık tarafından yönetilmiş. İlk olarak 1880’lerde, İngiliz Güney Afrika şirketi adına Cecil Rhodes tarafından işgal edilip yönetilmiş. O yüzden de ülkeye bu sömürge valisinin adı verilmiş. Ülkenin arazisi de beyaz azınlığa dağıtılmış, madenlerin işletmeleri de kendi kurdukları şirketlere verilmiş. Sömürgeciler, ülkeye geldikleri zaman, önce ülkenin en güzel tarım bölgesi olan Great Dike’ı işgal etmişler. Zimbabve, beş yıl gibi kısa bir zaman önce, Afrika kıtasının en büyük tarım ihracatçısı olan ülke olarak anılıyor. Bugün ise insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Zimbabve, 1979 yılında bağımsızlığını elde ediyor ve 1980’deki seçimlerde, liderliğini Roberto Mugabe’nin yaptığı en büyük özgürlük hareketi olarak kabul edilen Zimbabve Afrika Ulusal Birlik Cephesi seçimleri kazanıyor. O zamandan beri de hala iktidarda. 1990 yılına gelindiğinde ise, sömürgeciliğin izlerini silmek amacıyla, ülkenin ismi “Rodezya”dan geçmişe öykünerek “Zimbabve” olarak değiştiriliyor.

Zimbabve’nin sömürgeci güçlerle mücadelesi

Zimbabve’nin bağımsızlığını kazanmasının ardından, İngiltere ve Zimbabve hükümeti arasında bir anlaşma yapılıyor. Bu anlaşmaya göre, İngiltere hükümeti Zimbabve hükümetine maddi yardımda bulunacak, Zimbabve hükümeti de peyderpey arazilerini beyazlardan satın alacak. Blair hükümetine kadar bu durum devam etmiş. Fakat Blair yardımı kesmiş. Mugabe de “Araziler zaten bizim. Siz yardım etmezseniz de, biz kendi arazilerimizi kendimiz alırız.” demiş ve 1999’da arazilerin yeniden dağıtılması kararını çıkartmış.

Bu arazi reformu, ülke için çok keskin ve radikal bir karar olarak nitelendiriliyor. Kararın yürürlüğe geçmesi oldukça sancılı olmuş ve bu sancılar hala devam ediyor. Mantıken düşünüldüğünde, arazilerin halka yeniden dağıtımı yerli halk için oldukça iyi bir durum. Çünkü bu şekilde halk arazilerine yeniden sahip olabilmiş. Fakat halk için problem sadece arazilerinin olmaması değil. Halkın büyük bir bölümü araziyle ne yapacağını bilmiyor. 30 bin çiftlik işçisi şu an işsiz. Bu sebeple yiyecek fiyatları artmış durumda. Enflasyon 0 artmış. Bu yüzden halk açlıkla karşı karşıya. Mugabe’nin arazi politikası yüzünden Zimbabve, İngiliz Milletler Topluluğu’ndan çıkarılmakla tehdit edilmiş ve Mugabe’nin, Avrupa Birliği ülkelerine ve Amerika’ya girmesi yasaklanmış. O da, 2003 yılında Milletler Topluluğu’ndan kendi özgür iradesiyle ayrıldığını belirtip; topluluğu ülkelerine karşı ırkçı davranmakla suçlayıp Blair’i de sömürgeci portrenin yeniden doğuşu olarak isimlendirmiş. Bu süreci yaşayan Mugabe, dünyada Amerika ve İngiltere gibi batılı güçlere karşı durabilen Venezüella, İran ve Çin gibi ülkelerle yakın ilişkilerde bulunmakta. Ülkenin en büyük destekçisi ise, Güney Afrika Cumhuriyeti. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin desteği olmasa idi, Zimbabve’de çok daha büyük felaketler yaşanabilirdi.

Sömürgeciliğin yeni kisvesi: Demokratikleşme, özgürlük ve eşitlik

Zimbabve Hükümeti, geçen yıl ülke parasından üç sıfırı atıp, 21 gün içerisinde paralarını değiştirerek, bu konuda bir rekora imza attı. Bugün Zimbabve, 18’lik enflasyon oranıyla, enflasyonda dünyanın en üst sırasındadır. Zimbabve’nin şu an içerisinde bulunduğu durum, sömürgeci yeni güçlerin; “demokratikleşme, özgürlük ve eşitlik” adı altında sömürgeciliği devam ettirdiklerinin en büyük göstergesidir.

Zimbabve halkını; sömürgecilik tecrübeleri, ekonomik sıkıntıları ve Amerikan-İngiliz ittifakı sonucunda ortaya çıkan Batı ambargosuyla başbaşa bırakarak; onların dertlerine deva olabilecek projelerle tekrar gelebilme ve Zimbabve’nin sömürgecilere kurban edilmemesi ümidiyle Türkiye’ye geri dönüyoruz. Acıların ve sıkıntıların gittikçe derinleştiği böyle bir ülkede bir kurbanı daha geride bırakıyoruz.

İnsani Yardım Kategorisine Son Eklenen Haberler

Kadınlardan Şule Yüksel’e vefa
İHH, kısa bir zaman önce vefat eden Şule Yüksel Şenler’in hayalini gerçekleştirmek için harekete geçti. İHH Kadın Kolları, Yüksel’in adına Kuzey Makedonya’da 100 öğrenci kapasiteli kız öğrenci yurdu inşa edecek.
08.11.2019
Çocuklar için İdlib’e yeni okul
Suriye’nin İdlib ili kırsalındaki savaş mağduru 300 çocuğun eğitim göreceği Babiska Kampı Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı.
06.11.2019
Zafer Ersoy anısına cami
İHH tarafından, Ersoy ailesinin destekleriyle Benin’de inşa edilen camiye 2016 yılında vefat eden İHH Kilis Medya Sorumlusu Zafer Ersoy ve kendisinden bir yıl sonra vefat eden ağabeyi Ekrem Ersoy’un ismi verildi.
06.11.2019

SON HABERLER

  • Aybek Türkiye’den yardım bekliyor
    01.07.2019
    Annesi ile birlikte hayata tutunmaya çalışan Kırgız yetim Aybek Asanov’un evi bir an önce yenilenmezse, mevcut evleri yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.
  • Toç Bir-Sen ile işbirliği protokolü
    14.11.2019
    İHH İnsani Yardım Vakfı ile Toç Bir-Sen arasında tarımdan sağlığa, eğitimden fidan dikimine ve yetim projesinden yardım çalışmalarına kadar bir çok alanda işbirliği protokolü imzalandı.
  • Tel Abyad ve Rasulayn’a yardım
    12.11.2019
    İHH İnsani Yardım Vakfı, Suriye'nin Tel Abyad ve Rasulayn ilçe merkezi ile kırsallarındaki 2 bin aileye insani yardımda bulundu.
  • AFAD başkanından İHH’ya ziyaret
    12.11.2019
    Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu beraberindeki heyet ile İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Merkezi’ni ziyaret etti.
  • Mağdurlara 21 ton meyve
    11.11.2019
    İHH İnsani Yardım Vakfı, Bursalı çiftçilerin destekleriyle Suriye'nin kuzeyindeki çadır kentlerde yaşayan ailelere 21 ton meyve ulaştırdı.