Lütfen Bekleyiniz
< Oradaydık

Arakan Müslümanları yeni bir kıyımla karşı karşıya

Emrin Çebi 08.02.2017 Makale Arakan

arakan-genel-hayat-yasam-2009_13.jpgUluslararası güçlerin müdahil olmasıyla sonuçları onarılamaz savaşlara dönen iç çatışmalar her gün binlerce insanın hayatına mal oluyor. Birçok devletin yıllarını ve insan potansiyelini -toplumun belli kesimlerine yönelik- baskılarla tüketen stratejiler, neden bu denli yaralara sebep olacak şekilde üretiliyor ve neden bütün bu ziyanlar batı âlemi dışındakiler olarak kategorize edilmiş üçüncü dünya ülkelerinde oluyor? Bu soruyu cevaplamaya, giderek artan savaşların da gösterdiği gibi, hiçbir devletin ve uluslararası kurumun niyeti yok.

ARAKAN yazıp 3072'ye göndererek 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Arakan Müslümanları ya da bölgede Rohingyalar olarak bilinen halk son aylarda yine acı olaylarla gündeme geldi. 9 Ekim 2016’da Rohingyaların yoğun olarak yaşadığı Myanmar’ın Rakhine bölgesinde farklı güvenlik merkezlerine yönelik saldırılarda 9 güvenlik memuru öldü. Bu saldırıları kimin düzenlediği halen netleşmemişken ülkede Müslümanların yaşadığı bölgelere yönelik ağır operasyonlar başladı. Bu operasyonlarda binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bölgeyle sağlıklı bir iletişim kurulamadığı için ölümlere dair net bir sayı yok. Bölgeden gelen kısıtlı bilgiler arasında köylerden haraç toplandığı ve para vermeyenlerin birinci dereceden erkek akrabaları alıkonulduğu var. Müslüman kadınlar ise her an her türlü tacize uğramakla karşı karşıya. Bölgede küçük çaplı ve özellikle de gıda üzerine devam eden ticaretin durduğu ve böylece insanların gıdaya ve de ilaca ihtiyaçlarının had safhada olduğu belirtiliyor. Evlerinin ateşe verilmesi tehlikesinden korkan insanlar, geceleri topluca köy ya da kasaba meydanlarında geçiriyor.

Hiçbir topluluğun ve milletin tahammül edemeyeceği koşullarda yaşayıp, akla gelebilecek her türlü insanlık dışı muamelelerle yaşama hakkına engel olunan bu halk, uluslararası örgütler tarafından şiddete en çok maruz kalan azınlık olarak ilan edilmişti. Fakat ne uluslararası kamuoyu ne de Myanmar, bu insanların acılarına çözüm bulmak niyetinde değil. Dünya kamuoyunun bölgede iyileştirmelere dair olumlu bir bekleyişine sebep olan Myanmar’ın 2012’de göreve gelen de facto lideri Aung San Suu Kyi’nin de farklı bir siyaset izlemeyeceğinin anlaşılmasıyla Rohingyalar daha da çaresiz bir sürecin içine itildi.

arakan-multeci-kamplari-46.jpg

Modern dönemde Rohingyaların kaderi de bütün Hint alt kıtasının kaderini değiştiren 1947/1948 tarihleri ile başladı. İngiliz sömürgesinin bölgeyi birçok problemle baş başa bırakarak terk etmesi sonrasında, Arakan, bağımsızlığını o yıllarda ilan eden Burma Birliği’nin bir eyaleti olarak bu yapıya dâhil oldu. Arakan’daki Müslüman liderler, Mayıs 1946’da Muhammed Ali Cinnah ile görüşerek Rohingyaların yaşadığı Buthudaung ve Maungdaw bölgelerinin Bangladeş tarafına ilhakını teklif ettiler. İki ay sonra da Kuzey Arakan Müslümanlar Birliği şu an Arakan eyaletinin başkenti ve şimdiki adı Sittwe olan Akyab’da kuruldu. Bu dönemde Burma Birliği’nin yeni hükümeti, bölgede ayrı bir Müslüman devlete bağımsızlık veya otonomi vermeyi ve bölgenin Doğu Pakistan tarafından ilhakını reddetti. Böylece Rohingyalar 1950’lerden itibaren yoğunlaşan, Burma’dan ayrılma çabalarına başlamış oldu. “Mujahideen Fighters-Mücahid Savaşçılar” olarak organize olan direniş grupları Myanmar’a cihat ilan etti fakat bu ve diğer direniş gruplarının eylemleri 1961’e kadar hükümet güçlerince bastırıldı ve zamanla gücünü kaybetti. Bölgede Rohingyaların kontrolü kaybetmesinin ardından Burma hükümeti Mujahideen Grubu’nun bölgeye hâkim olduğu 1948-1971 yılları arasında buraya Bangladeş’ten Müslümanların gelişinin teşvik edildiğini iddia ederek bugünlere kadar gelen bir polemiği başlattı. Bunun yanı sıra bazı tarihçiler daha da geriye giderek bölge nüfusunun Burma İngiliz sömürgesi altındayken buraya Bangladeş’ten gelip yerleşen Bengaller olduğunu savunuyor.

Bütün bu söylemler baz alınarak Burma hükümeti 29 Mart 2014 tarihinde “Rohingya” isminin kullanımını yasakladı ve yapılan nüfus sayımında Rohingyaların azınlık “Bengalliler” olarak kaydedilmesini karara bağladı. Böylece ülkedeki Rohingyaların gelecek planları çerçevesinde Bangladeş’e sürülmesine de yasal zemin hazırlanmış oldu. Hâlihazırdaki olayların ve bunu takip eden yerinden etmelerin de bu planı destekler ve hızlandırır bir mahiyeti olması son olaylarla ilgili komplo teorilerini kuvvetlendiriyor.

arakan-multeci-kamplari-82.jpg

Bununla birlikte türlü zulümlere maruz kalan Müslüman halk bölgedeki şiddet olaylarına destek vermiyor ancak yıllardır içinde bulundukları gayriinsani duruma sessiz kalınmasının şiddet olaylarına kapı açtığını düşünüyor. Myanmar dışında faaliyet gösteren bazı küçük çaplı direniş grubu liderleri, amaçlarının ayrılıkçılık, Budizm karşıtlığı ya da terörizm olmadığını, sadece Myanmar vatandaşları olarak toplumun diğer kesimleriyle eşit yaşam hakkına kavuşmayı ve devlet tarafından itibarlarının iadesini istediklerini ifade ediyor. Bu liderler halkın direniş örgütlerine desteğinin zayıf kaldığını da itiraf ediyor. Direniş gruplarına olan küçük çaplı desteğin tek sebebinin ise Rohingyaların sorunlarına, Myanmar ve uluslararası kamuoyu tarafından ancak bu şekilde dikkat çekileceğine inanılması olduğu belirtiliyor. Fakat bölgeden gelen son haberler insan kıyımını adil çözümlerle bitirmek gibi bir niyetin asla olmadığı yönünde. Kuruluş yılı baz alındığında 68 yıllık bir geçmişi olan Myanmar bu kadar acıya sebep olarak, insanını kuşatıcı bir devlet olma vasfını yitirmiş durumda ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunun üzerine bina edildiği “insan” -bu topraklarda-tarihte hiç olmadığı kadar değersiz.

ARAKANLI MUHTAÇLARA YARDIMDA BULUN