Lütfen Bekleyiniz
< Oradaydık

Neden Moğolistan’da kurban kesilir?

Erhan İdiz 29.09.2018 Oradaydık
 766a4122.jpg
“Bizim işimiz yalnızca et götürmek, birkaç gün tok kalmalarını sağlamak değil. Kurban bizim için aynı zamanda bir vesile. Bir yakınlaşma vesilesi. Bu yüzden gittiğin yerdeki Müslümanların tüm sorunlarını not alacak ve onlar için neler yapabileceğimizi öğreneceksin.”

Bir akşam vakti Moğolistan’a doğru yola çıktık. Gün İstanbul’u terk ederken biz güneşin doğduğu topraklara gidiyorduk. Uçağımız aktarmalı olduğundan dört saat sonra Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e indik. Burada diğer ülkelerde karşılaşmadığım bir uygulama vardı. Görevliler, uçaktaki yolcuları kabindeki eşyaları ve bagajlarıyla indirdi. Moğolistan’a gidecekler yeniden güvenlik kontrolünden geçirilip aynı uçakta, aynı koltuklara oturtuldu. Yaklaşık 2 saat süren bu işlemin mantığını hiç kimse çözemese de çaresiz söylenenleri yaptık. Böylece çekik gözlülerle dolu uçağımız Bişkek’ten yeniden havalandı.

Beş saat sonra Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’a indik. Bizi havalimanında Ruslan karşıladı. Ruslan bir Kazak Türk’ü. Üniversiteyi Türkiye’de okumuş ve 11 yıl önce Moğolistan’a geri dönmüş. Türkçeyi unuttum, dese de anlaşmamız zor olmadı.

Moğolistan’ın tarihine bakınca bizimle benzer dönemlerden geçtiği anlaşılıyor. Uzun yıllar Çin, Japonya ve Rusya arasındaki çekişmenin parçası olan ülke 1921 yılında Budist rahiplerin yardımıyla bağımsızlığını kazanmış. 1926 yılında önce din ve devlet işleri birbirinden ayrılmış, 1930’lardan sonraysa rahipler idam edilmeye ve sürgüne gönderilmeye başlanmış.

Dünyanın en soğuk başkenti

Moğolistan, dünyanın en seyrek nüfuslu ülkesi. 1.5 milyon metrekarelik yüzölçümüyle Türkiye’nin iki katı toprağa sahip olsa da nüfusu Türkiye’nin yüzde 4’ü kadar. Başkent dışında kalan topraklarda kilometrekareye yalnızca bir kişi düşüyor. İstanbul’un yüzölçümünü göz önünde bulundurup içerisinde 5 bin kişinin yaşadığını hayal edin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Fakat buna rağmen beklediğimden daha gelişmiş bir ülkeyle karşılaştım. Özellikle başkent Ulan Batur dev binalar ve lüks arabalar ile gelişmiş bir Rus şehrini andırıyor. Kızıl Kahraman anlamına gelen Ulan Batur, eksi 50 dereceyi bulan hava sıcaklığıyla dünyanın en soğuk başkentiymiş.

Ülke uzun süre etkisinde kaldığı Rusya’dan alkol gibi bir alışkanlık edinmiş. Ülkenin en büyük sorunlarından biri olan alkol kazaların yüzde 80’inin nedeniymiş. Fakat buna rağmen ciddi bir sigara yasağı var. Ülkede birçok yerde sigara içmek ve satmak yasak.

 whatsapp-image-2018-08-23-at-09.00.552.jpeg

Kazak Türkleriyle Bayram

Bayramın 1. günü İHH’nın kurban çalışmaları için Sharingol ilçesine gittik. Başkente 200 kilometre uzaklıktaki bu ilçede 400’e yakın Müslüman Kazak yaşıyor. Sayıları az olsa da bir arada yaşamaya çalışan Kazaklar, dinlerine dair birçok şeyi unutmuş. Bayram namazını 10 kişiyle kılıp kurbanların olduğu alana geçtik. İlçeye geldiğimizi öğrenen Kazaklar çok geçmeden caminin önünde toplanmaya başladı. Bir yandan kurbanları kesiyor bir yandan da gelen Müslümanlarla sohbet etmeye çalışıyordum. Birkaç saat sonra bölgedeki tüm Kazaklar caminin etrafındaydı. Herkes kurban çalışmalarına dahil olmuş, elinden geldiğince bir şeyler yapıyordu. İmam bize dönerek “Sayenizde ilk defa birlikte bayramı kutluyoruz.” deyince mutluluğumuz daha da arttı.

Caminin etrafında toplanan kalabalığı duymuş olacak ki çok geçmeden ilçenin Moğol belediye başkanı da geldi. Müslümanların bayramını kutlamak istediğini söyleyerek bize katıldı. Hep birlikte öğle yemeği yedikten sonra kurbanları dağıtmaya başladık. Önceden belirlenen liste eşliğinde tek tek evlere gidiyor hem bayramı kutluyor hem de kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorduk. Her gittiğimiz evde aynı şaşkınlık aynı minnet ifadesiyle karşılaştık. Bu insanlar Müslümandı, bu kadar şaşırmalarını garipseyince bölgedeki Kazakların lideri durumu açıklama gereği duydu:

whatsapp-image-2018-08-23-at-09.00.182.jpeg

“İnsanımız uzun süre Çin, sonrasında Rus komünizminin idaresi altında kaldığı için dinine dair çok az şey biliyor. Özellikle gençlerin birçoğu İslam’dan habersiz. Siz gelince şaşırdılar. Çünkü daha önce buraya hiçbir Müslüman grup gelmedi. Şimdi siz insanlar için kurban kesiyor ve onlara kardeş olduğunuzu söylüyorsunuz. Herkes bu yüzden şaşkın ve mutlu. İnşallah sonraki senelerde de gelirsiniz böylece bayramları atalarımız gibi kutlarız.”

Moğolistan’a gitmeden önce kafamda soru işaretleri vardı. Moğolistan fakir bir ülke fakat insanlar Somali ya da Arakan’dakiler kadar zor durumda değildi, öyleyse kurbanları neden orada kesiyorduk? Bu sorumu İHH’nın bölge sorumlusuyla paylaşınca işimizin yalnızca kurban kesmek olmadığını söylemişti. “Bizim işimiz yalnızca et götürmek, birkaç gün tok kalmalarını sağlamak değil. Kurban bizim için aynı zamanda bir vesile. Bir yakınlaşma vesilesi. Bu yüzden gittiğin yerdeki Müslümanların tüm sorunlarını not alacak ve onlar için neler yapabileceğimizi öğreneceksin.”

Bölge sorumlusu bu kadarını anlatmıştı oysa Moğolistan’a gelince görevimizin çok daha fazlası olduğunu öğrendim. Türkiye’den birilerinin geldiğini öğrenince toplanan ve ilk defa bayram kutlayan insanlar bunun en güzel örneğiydi.

Kendileriyle yaşadıkları sıkıntıları konuştuk. Rehberimiz yurt istediklerini söyledi. Zira ülkedeki yurtlarda kız ve erkekler aynı odalarda kalıyordu ve bu, gençler için büyük bir tehlikeydi. Sharingol ilçesinde insanların su için her gün kilometrelerce yürüdüğünü anlatan rehberimiz, bir de su kuyusu ricasında bulundu.

 whatsapp-image-2018-08-23-at-09.00.181.jpeg

Bir Kazak şehri: Bayan Olgi

Gün boyu sıkıntılarını dinleyip bayramlaştığımız Müslümanlara veda ettik. Ertesi gün ülkenin batısında bulunan Bayan Olgi şehrine geçtik. Bayan Olgi Kazak Türklerinin çoğunlukta olduğu bir şehir. Bu şehirde Moğollar dahil hemen herkes Kazakça konuşuyor ve okullarda Kazakça eğitim veriliyor. Bayramın sonraki günlerini burada geçirdik. İHH’nın son kurban hisselerini de kesip ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Bayramı binlerce kilometre uzaklıktaki Müslümanlarla geçirmek muhteşem bir şeydi fakat öğrendiklerim bir hayli can sıkıcıydı. Ülkeye yardım çalışmaları için gelen misyonerler 3 bine yakın evi küçük birer kiliseye çevirmişti.

Bu evlerden birkaçını gösteren rehberimiz, “Bir zamanlar Ahmet Yesevi’nin yanı başında bulunduğu topraklar bugün misyonerlere emanet. Okullar, yetimhaneler, kreşler, nedeniyle Hıristiyanlık hızla artıyor. Budistlerle aramızda hiçbir sorun yok. Bize karşı gayet hoşgörülü davranıyorlar. Hıristiyanlık artarsa Avrupa ülkeleri gibi olmaktan korkuyoruz. Hıristiyanlar yardım verdikleri herkesi ayda bir toplantıya çağırıyor ve ideolojik, dini bir eğitimden geçiriyor. Bundan korkuyoruz.” diyerek durumu özetledi.

Yedinci günün sonunda Moğolistan’daki görevimiz bitmişti. Kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmış, sorunlarını öğrenmeye çalışmıştık. Dönüş yolunda aklımda Moğolistan’a dair tek bir şey kalmıştı: Türkiye’den gönderilen kurbanlar sayesinde ilk kez bayram kutlayan insanlar…

whatsapp-image-2018-08-23-at-09.00.183.jpeg