Lütfen Bekleyiniz
< Oradaydık

Suriye'den Türkiye'ye bir acı hikaye

Ahmet Sarıkurt 11.01.2017 Başka Hayatlar Suriye

thumbs_b_c_820ac9d4b3d5122a8178f710ac62480d.jpgO gün AFAD Adana  İl Müdürü Gültekin Bey aradı. Eski arkadaşım, hal hatır sorduktan sonra konuya girdi: “Adana’da hastanede yatan Suriyeli bir baba var. Halep’te rejimin saldırısında iki bacağını kaybetti. Adamı hastaneye yetiştirmek isteyen eşiyse o an yanında bulunan çocuğuyla ambulansa binip Türkiye’ye gelmiş. Fakat geride iki kız çocuklarını bırakmışlar. Babanın durumu şu an iyi, tek isteği kızlarını görebilmek. Eğer onları bulup sınıra getirirseniz babalarıyla buluşturmak istiyoruz.”

Kendisini dinledikten sonra düşünmeye başladım. Ekiplerimiz zaten gece gündüz çalışıyordu. Halep’teki sivillerin tahliye edilmesi için büyük mücadele veriyordu. Bir de özel olarak bu işle ilgilenmek herkesi zorlayacaktı fakat iki bacağını kaybeden bir babanın iki evladını da kaybetmesine göz yumamazdık.

O günlerde Halep’te kuşatma yoğunlaşmış, kız çocuklarına ulaşılamamıştı. Durumu Erhan Yemelek ve İzzet Şahin arkadaşlarımıza bildirdiğimde çalışmalara başlandı. Halep’in tahliyesi esnasında çocukların yanında kaldığı aileye ulaştık. Kendilerine durumu bildirip çocukları teslim aldık. Çocukların büyüğü Diya 5 yaşında, kardeşi Melek ise 4 yaşında. İkisi de dünyalar tatlısı. Olan bitenden habersizler. Ailelerinin neden kendilerini bıraktığını, babalarının yaşadıklarını anlayamayacak yaştalar.

c1bl4a_wiaubfvk.jpg

Arkadaşlarımız çocukları İdlip’in bir köyündeki halalarının yanına yerleştirdi. Sonradan öğrendik ki halanın babası, yani çocukların dedesi de 2 yıl önce Adana’ya gelmiş ve kadın bir daha babasını görememiş. Bir kısmına şahit olduğum olayda çocuklar İdlip’ten alınıp sınıra getirildi. Halalarıyla gelen çocukları sınırda dedeleri karşıladı. Sağ olsun resmi yetkililer sıcak ve samimi bir şekilde davranıp kadının babasıyla buluşmasına izin verdi. Uzun süre birbirine sarılıp hasret giderdiler. Yalnızca bu tablo bile tüm uğraşlarımıza değiyordu fakat görevimiz daha bitmemişti. Dede kızıyla vedalaştıktan sonra torunlarıyla hastaneye, oğlunun yanına gitti. Anne ve baba, Diya ile Melek’e kavuşmuşlardı artık. Hastanede sargılar içinde yatan babalarına ne olduğunu anlayamıyorlardı elbet fakat yüzünü okşayarak sevgilerini anlatıyorlardı.

Çocuklarını 20 gündür göremeyen Mustafa Raşid de duygulu bir ifadeyle, “Çocuklarımı bir daha göremeyeceğim diye korkuyordum. Hayatımda ilk kez onlardan ayrı kaldım. İki bacağımı kaybetmeme rağmen aklım iki kızımdaydı.” diyordu.

Mustafa Raşid, şimdiye kadar binlerce kişiyi enkazdan kurtaran bir "Beyaz Baretliler" üyesi. Allah belki de kurtardığı onca canın karşılığında kızlarını kendine bağışlamış, İHH’yı da buna vesile kılmıştı.