Lütfen Bekleyiniz
< Oradaydık

Onlar canlarını kurtarabilenlerdi

Talha Aslan 07.05.2018 Oradaydık Arakan

_mg_1062.jpg

Farklı bir yerde uyanmanın verdiği yabancılaşma hissini Bangladeş’te uyandığım sabaha kadar yaşamamıştım. Gözlerimi açtığımda görevime başlamanın heyecanının yanı sıra garip bir his kapladı içimi ve yol boyunca da sürdü. Konakladığımız yerden Rohingya Müslümanlarının yaşam mücadelesi verdiği kamplara bir buçuk saatlik yol mesafesi vardı. Önümüzdeki günlerde bu yolu sıklıkla gidecektim.

Kampların kurulduğu Cox’s Bazar’ın giriş çıkış kontrolleri sığınmacıların şehre karışmasını engellemek için Bangladeş askerleri tarafından yapılıyor. Nemli havaya yayılan duman kokusu burnuma gelmeye başladı. Yol kenarlarında çömelmiş çaresizce bekleyen insanlar görüyorum. Kucağında bebeği olan kadınlar, yalın ayaklı çocuklar. Henüz başlarını sokabilecek bir barakası dahi olmayan sığınmacıların gözlerindeki çaresizlikleri görüyorum hareket halindeki aracın içinden.

Kamplara adım attığımda Müslüman oldukları için on yıllardır çeşitli katliamlara maruz kalan Rohingyaların geride bıraktıkları insanları gördüm. Onlar, aylar önce Naf nehrini geçerek canlarını kurtarabilenlerdi. Sınırın gerisinde kalanlar ise, budist çeteler tarafından vahşice katledilip, diri diri yakıldılar. Yeni doğmuş bebeğinin hayatını kurtarabilmek için nehre fırlatanlar oldu. img_4368.jpg

İnsan nasıl bir çaresizlikle evladını nehre savurur?

Dünyanın büyük bir bölümü bu zulme kayıtsız kalırken mazlumun yanında olmak biraz olsun vicdanımı rahatlatıyordu. Döndüğümde bunları anlatacağım diyordum kendime, bu yüzden buradayım. Biraz sonra gıda ve temel ihtiyaçlar dağıtılacak ben de dağıtım esnasında İHH ve bağlı kurumların yaptıkları yardımların fotoğraflarını çekecektim. Askerler, kampların genel durumundan ve asayişinden sorumlu oldukları için yardımların dağıtıldığı alanlarda bir gün önceden verdikleri yardım fişlerini toplayarak insanları sıraya sokuyorlar, böylelikle fiş karşılığı yardım malzemesi veriyorlardı. Bir annenin kucağında bebeğiyle askerin yanına gittiğini gördüm. Bir gün önceden fiş alamadığından sıraya girebilmek için gözleri yaşlı yalvarıyordu. Eğer askeri inandırabilirse o gün bebeği aç kalmayacaktı.

Fotoğraf çekmek şöyle dursun bazı noktalarda yürümek bile oldukça zordu. Kanalizasyon, yürüdüğümüz yolların kenarından aktığından nemli havada nefes almayı daha da zorlaştırıyordu. Bu ve bunun gibi sorunları çözüme ulaştırmak için aklıma gelen fikirleri not alıyordum. Onlar ise şimdilik buna bir çözüm bulmuşlar. Bir odadan ibaret olan barakalarının içinde çalı çırpı yakarak tütsüleme yöntemiyle kokudan daha az etkileniyorlardı. İçlerine karışmak ve çadırlardan inşa edilmiş mahallelerin dar sokaklarında kaybolmamak için kampları çok iyi bilmek gerekiyor. İlk gün buna cesaret edemedim çünkü hava kararmadan kamplardan ayrılmamız gerekiyordu. Kaybolmaktan korkmuyordum lakin geride kalıp kendimi arattırmak istemiyordum. En azından şimdilik buranın havasına alışmıştım.

_mg_9111.jpg

O günün son fotoğrafı bir kız çocuğuna aitti. Ağaca yaslanmış bana bakıyor, gülümsüyordu. Yanına gidip ona çektiğim fotoğrafları gösterdim ve  başını okşadım.

- Hangisi hoşuna gitti?, beni anlamadı.

Adını sordum. Yaka kartını gösterdi, kartta; Nur Esma yazılıydı.

Gün aydınlandı, sabah oldu. Nur, bir önceki gün bıraktığım yerdeydi. Beni beklediğini varsayarak mutlu oldum. Ona yanımda getirdiklerimden hediye ettim. Hiç konuşmuyorduk ama artık arkadaşlığımız çantamda eriyen şekerlemelerle mühürlenmişti. Yanımdan ayrılmıyor nereye gidersem peşimden geliyordu. Yaşadığı kampın bölgesini çok iyi bildiğinden önümüzdeki günlerde bana rehberlik edecek ezbere bildiği mahallelerde birlikte fotoğraf çekecektik.

Nur yanımdayken kaybolma korkusu çekmediğim için daha rahat gezip fotoğraf çekebiliyordum. İzin alarak hanelerin içine giriyor, pirinç lapasından yapılmış yemeklerine iştirak ediyordum.

Kamplardaki Rohingyaların %70’inden fazlası kadınlar ve çocuklardan oluşuyordu. Bir çoğu eşini yada babasını bir daha görmemek üzere geride bırakmıştı.

Küçük dostum Nur da babasını kaybedenler arasındaydı. Bir babaya ihtiyaç duyduğu her halinden belliydi.

ARAKANLILARA YARDIM ET

Günlük yapmam gereken işlerin haricinde vaktimi daha çok çocuklarla geçirdim. On binlerce çocuğun hiçlikle karşı karşıya olduğu bir ortamda biraz olsun yaşadıkları travmanın etkisinden kurtulmaları için hikayelerinin neşeli bir parçası olmaya çalıştım.

Kampın arka sokaklarında dolaşırken küçük bir çocuğu plastik yağ şişesine delik açarken gördüm, merakla izlemeye devam ettim. Açtığı deliklere tahta dingilleri özenle yerleştirdi ve sünger terliklerden kesilmiş yuvarlak parçaları teker olarak kullandı. Kapak kısmına da ip bağlayarak kendi arabasını tasarladı.

Onlar da her çocuk gibi eğitimi hak ediyor ve oyuna ihtiyaç duyuyorlardı. Nihayet İHH’nın açmış olduğu rehabilitasyon merkezleri sayesinde eğitim alabilecek ve oyunlar oynayacaklardı.

_mg_9821.jpg