Dostluğun Kadim Coğrafyası Makedonya
Kurban, Yetim 13.02.2013

Ayşe Olgun

İyilik, sevgi ve kardeşlik bilincini pekiştirerek her geçen yıl biraz daha büyüyen İHH’nın kurban hareketine dokuz kişilik bir ekiple bu yıl biz de dâhil oluyoruz. Kurbanı ifa etmek ve bu vesileyle bizlere teslim edilen emanetleri bölgedeki kardeşlerimize ulaştırmak üzere camiler, çarşılar, hanlar, hamamlar, sebiller, bereketli nehirler, ovalar, zaferler, kutlu fetihler, savaşlar ve arkası gelmeyen göçlerle belleklerimizde yer eden Osmanlı’nın Balkanlardaki yadigârı, Makedonya’ya gidiyoruz. Burada zaman sanki tersine işliyor ve bizler yaşanmışlıkların izini sürerek tarihe bir yolculuk yapıyoruz. 

1991 yılında Yugoslavya’dan ayrılan Makedonya’nın tarihinde de diğer Balkan devletleri gibi savaşlar, yıkımlar ve göçler var. Ülkenin yarısını Müslümanlar diğer yarısını ise Hristiyanlar oluşturuyor. Müslümanlar bölgede kimliklerini muhafaza etme mücadelesi veriyorlar. Nüfusça önemli bir çoğunluğu oluşturmalarına rağmen yönetimde bir ağırlıkları yok. 

Yakup Hasibi Okulu’nda Diploma Töreni 

Havaalanında bizi bölgede birlikte çalışmalar yürüttüğümüz Vlaznia Derneği’nden Ömer Bey karşılıyor. Birlikte önce Tatar Sinan Paşa Camii’ne ardından Yakup Hasibi Okulu’na geçiyoruz. Bayram arifesine denk getirilmiş diploma töreninde öğrenci ve velilerle yaklaşık 300 kişi var. Kur’an-ı Kerim, İslami ilimler, fen bilimleri, bilgisayar ve dil derslerinin verildiği okuldan çok sayıda öğrencinin mezuniyetine tanıklık ediyoruz. Bakışları parlak, mütebessim öğrenciler grup grup sahneye çıkarak ilahiler, şarkılar söylüyor; bir kısmı da Kur’an-ı Kerim okuyor. Programda öğrencilere diplomaları ve dereceye girenlere ödülleri takdim ediliyor. Ülkenin geleceği yükleniyor minik ama güçlü omuzlarına. Program sonunda tüm öğrenciler sahneye çıkarak Yetim Şarkısı’nı söylüyorlar. Türkiye’deki 4. Yetim Buluşması’na geçiş yapıyoruz bir an. Buluşma’ya katılan Makedonyalı yetimlerden Leyla, Cenera ve Mefarete ile kucaklaşıyoruz. Törenden sonra bölgede yetim konusunda ve eğitim alanında önemli çalışmalar yürüten Vlaznia Derneği çalışanları ile birlikte akşam yemeği yiyoruz. Gün sonlanırken program boyunca bize ev sahipliği yapan Ensar Vakfı’nın yurduna geçiyoruz. Bayram tatili nedeniyle sadece birkaç öğrencinin kaldığı yurtta okul döneminde Arnavut, Boşnak, Türk ve Makedonyalı 45 üniversite öğrencisi kalıyormuş. 

Üsküp’te Bayram Sabahı

Üsküp’te bayram sabahına İsa Bey Camii’nden gelen Kâbei bir ezan ile uyanıyoruz. Program boyunca bize refakat eden Ensar Vakfı Kız Yurdu Müdiresi Kadriye Hanım’ın evine gitmek için yola çıkıyoruz. Bomboş cadde ve sokaklardan geçerek ilerliyoruz. Üsküp ne kadar bizden ve biz ona ne kadar aidiz! Yahya Kemal’in beşiği ve Taşköprü’nün üzerine binbir hatıra ile inşa edildiği, Anadolu’nun Bursa’sı, bizleri geçmişe götürerek yüreklerimizi sıvazlayan Osmanlı’nın kıymetli hatırası Üsküp. 

Üsküp’te Vardar Nehri üzerindeki tarihî Taşköprü iki farklı hayata uzanıyor. Köprünün bir tarafında Osmanlı’dan kalma yapılar, çarşılar, camiler ve müstakil evler ile Arnavut Müslümanlar; diğer tarafında yüksek binalar, büyük alışveriş merkezleri ve gelişmiş sanayileri ile Makedonyalı Hristiyanlar yaşıyor. Taşköprü’nün sol tarafında yer alan boş arazi ise iki dinin birbiriyle mücadelesinin somut bir simgesi âdeta. Kendinizi boşlukta hissetmenize neden olan bu yer, içinizde buruk bir hüzne sebep oluyor. Bu alanda Sırplar tarafından yıkılan ve Müslümanlar açısından manevi değeri büyük olan Burmalı Camii’nin temelleri yatıyor. Bugün Hristiyanlar aynı yerde kendi mabetlerini inşa etme planları yapıyorlar. 

Bayram namazı sonrası Makedonyalı Türklerin evlerinde aile fertleri toplanır, bayramlaşmanın ardından “bayram kuşluğu” adı verilen geleneksel yemeklerin ikram edildiği bayrama özel bir yemek yenirmiş. Biz de bu geleneğe dâhil olarak kuşluk vaktinde, bayram kuşluğunda, Kadriye Hanım’ın ninesi Firdevs Hanım’ın hoş muhabbetiyle Kadriye Hanım’ın ailesinin hayat serüvenine giriyoruz. 2001 yılında patlak veren Arnavut-Makedon savaşında ailesi Kadriye Hanım’ı Kosova’ya göndermiş ve ancak savaş bitince geri dönebilmiş. Babaanne Firdevs Hanım ile dedesi, torunlarını da kendileri gibi hafız yetiştirmişler. İlahiyat fakültesi mezunu Kadriye Hanım bölgede hanımlara vaizlik yapıyor. 

Bayramda cadde ve sokaklara bir sükûnet hâkim. Kurbanlar evlerin avlularında kesiliyor. Kurban kesimi sona erince akraba ziyaretleri başlıyor. Program uyarınca kurban kesim ve dağıtımlarında iki gruba ayrılıyoruz. Bir grup Tetova, Gostivar ve Doğu Makedonya’daki kurban kesim ve dağıtımı ile ilgilenirken benim de dâhil olduğum grup Üsküp’teki kesim ve dağıtım noktası olan, birlikte çalışmalar yaptığımız, İyilik Başağı Derneği’ndeki kurban dağıtım ve ardından yetim ailelerini ziyaret programlarına katılıyor. Kurban etlerini almaya gelen ihtiyaç sahibi ailelerin yanlarında çocukları da var. Onlarla tanışıyor, bayramlarını tebrik ederek kurban paylarını takdim ediyoruz. Dağıtım sonrası ise güzergâhımız Kumanova’daki kurban kesim noktası. 

Kumonova’daki Kutsal Emanetlerimizi Ziyaretimiz

Kurban kesimlerinin ardından hazırlanan paketleri alarak hak sahiplerine teslim etmek üzere bayramlardaki ziyaretlerin en güzeli ve anlamlısı, İHH’nın desteklediği kutsal emanetleri, Kumonova’daki yetimlerimizi, evlerinde ziyaret ediyoruz. Ziyaret ettiğimiz ilk yetim Mustafa. Mustafa’nın annesi Bedriye Hanım karşılıyor bizi. Ufacık evinde iki kişi oturabiliyor, üç kişi de ayakta bekliyor. Bedriye Hanım’ın evi dar ama yüreği o kadar geniş ki, bizi en güzel şekilde ağırlamak istiyor fakat oturtacağı yeri yok. Yüreğindeki geniş kanepelere oturuyor, sevgisiyle muhabbet ediyoruz. Yetimimiz Mustafa, Bedriye Hanım’ın evlendikten 25 yıl sonra dünyaya gelen tek çocuğu. Babasını 2005 yılında 10. doğum gününde, yitirmiş Mustafa. Şimdi 15 yaşında, lise bir öğrencisi. Annesi Bedriye Hanım’a kurban eti ve hediyelerimizi takdim ederek dualaşıyor ve başka bir yetim evine doğru yola çıkıyoruz. 

Dağ yolundan ilerleyerek gecekonduların bulunduğu Kumonova’nın köylerindeki yetimlerimizden Cenera’yı ziyaret ediyoruz. Anne ve babasını küçük yaşta yitiren Cenera’ya teyzesi ile eniştesi bakıyor. Altıncı sınıfa gidiyor Cenera. İHH’nın 4. Yetim Buluşması’nda dünyanın farklı 10 coğrafyasından Türkiye’ye getirdiği 40 yetimden biriydi. İHH ekibini karşısında gördüğü anki mutluluğunu ve heyecanını görmek o kadar güzeldi ki! Maddi durumları iyi olmayan Cenera’nın ailesi geçimini yardımlarla sağlıyor. İHH’nın yetimlere destek amaçlı yürüttüğü sponsorluk sisteminin bu dağ köyündeki yansıması, çalışmanın bereketini ve önemini algılama açısından görülmeye ve bilinmeye değer. Ayrılırken, “İnşallah İstanbul’a bir gün tekrar gelme fırsatı bulurum.” diyor Cenera. “İnşallah!” diyerek ayrılıyoruz oradan. Cenera’nın ardından Mefarete ve Leyla adlı yetimlerimizi de evlerinde ziyaret ediyor, hediyelerini takdim ediyoruz. 

Yetim ziyaretlerimizin son durağında bize ikramda bulunmak isteyen ev sahibine nazikçe aç olmadığımızı söylediğimizde yetim dedesinin anlamlı sözleri yardım bilincimize derinlik katıyor: 

“Evladım, belli ki siz İstanbul’da karnınızı çok iyi doyuruyorsunuz, buralara da gönüllerinizi doyurmaya geldiniz.” 

Yetim ziyaretlerinin ardından 2006 yılında yaşamını yitiren Balkanların seçkin âlimlerinden Yusuf Hasibi Hoca’nın bulunduğu Slupçan köyündeki şehitliği ziyaret ediyoruz. Makedonya’nın 2001 yılında açtığı savaşta Slupçan köyünde aynı aileden 11 kişi şehit olmuş. 

Priştina’ya Hareket

Bayramın üçüncü gününde Priştina’da Akea Eğitim ve Kültür Derneği’nin programındayız. Kadın ve aile, çocuk yetiştirme ve kişisel gelişim gibi alanlarda da faaliyet gösteren bir dernek Akea. Bayram yoğunluğunda işlerini öteleyerek bayramlaşma programına katılan Akea üyeleri sosyal sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorlar. Akea’daki programın ardından önce Kosova savaşlarının kahramanı Sultan Murat’ın türbesini, daha sonra da hayattaki metaneti, tecrübeleri ve samimiyeti ile bölgede tanınırlığı olan Hacı Anne’yi evinde ziyaret ediyoruz. Kendisinden Tito döneminde yaşadığı sıkıntıları ve verdiği mücadeleleri dinliyoruz. “Hayat sabır ister, sabrederseniz kazanırsınız.” diyor, Hacı Anne. Dualaşarak ayrılıyoruz yanından. 

Yetimin Başak Kalesi

Priştina’dan sonra Prizren’deyiz. İHH’nın Kosova kurban ekibi ile Başak Kalesi’nde buluşuyoruz. Bölgedeki yetimlerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan, tüm gelirinin yetimler yararına tasarruf edildiği Prevalas’ın Şar Dağları’nda nezih bir motel Başak Kalesi. Temiz havası ve kayak merkezi olması hasebiyle turistlerin uğrak yeri. Restoran ve pansiyonundan elde edilen gelirle yetimler destekleniyor. Restoranı, pansiyonu, mescidi, oyun parkları olan Başak Kalesi, işleteni Hacı Kemal Yunisi tarafından sürekli geliştiriliyor. İHH’nın Kosova kurban ekibinden Muhammed Hanefi Hoca, Başak Kalesi’nin ilk faaliyet gösterdiği zamanki hâlinden ve Hacı Kemal Bey’in gayreti ile kısa süre içerisindeki gelişiminden bahsederek binayı bize gezdiriyor. Hacı Kemal Bey yetim malına olan hassasiyeti nedeniyle Başak Kalesi’nde bir gece bile uyumamış. İHH’nın İstanbul’daki yetim destekleme merkezlerinin Prevalas’taki bu uzantısı hepimizi heyecanlandırıyor. Kosova ekibi ile vedalaşarak Üsküp’e geri dönüyoruz. 

Bölgedeki Sivil Toplum Kuruluşları 

Ziyaretimizin son gününde çeşitli sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler yapıyoruz. Makedonya’da sosyal ve kültürel çalışmalar yaparak sorumluluklar noktasında toplumu harekete geçiren ve kimliklerini korumaları gerektiği bilincini canlı tutan derneklerin Makedonya’yı parlak bir geleceğe doğru taşıdığını görmek sevindiriyor bizi. Eğitim ve sosyal yardıma yönelik çalışmaları ile Ensar Vakfı, Merhamet Derneği ve Köprü Dergisi’ni; yetim ve eğitim yardımları ile Vlaznia ve İyilik Başağı’nı; kadınlara ve gençlere yönelik faaliyetleriyle Forum Renor’ı ziyaret ederek çalışmaları ile ilgili bilgiler alıyor, bölge şartları ve birlikte neler yapabiliriz üzerine konuşuyoruz. 

Veda Programı 

Üsküp’teki son akşamımızda Ensar Yurdu’nda yurt müdiresi Kadriye Hanım ile büyük bir program yapıyoruz. Diğer şehirlerden de katılımın olduğu programa dernek temsilcileri, Üsküp ve Kumonova’dan hanımlar ve çok sayıda üniversite öğrencisi katılıyor. Programda bayramın bize hissettirdiklerini, paylaşmayla gelen kardeşliğin ve samimiyetin güçlenerek güzel çalışmalara dönüşeceğini konuşuyoruz. Belki de oradaki son günümüz olduğu için iki taraf açısından da duyguların yoğunlaştığı bir program oluyor. Kardeşliğin sınırları aşan hikmetiyle özneleri benliklerinden sıyırarak “biz”e kilitlediği, ümmet bilincimizi sağaltarak sorumluluklarımız noktasında benliklerimizi bilediği bir çalışmaya dönüşüyor bu kurban programı. Rengi, dili ve ırkı ne olursa olsun mazluma bakışımız tekleşiyor ve yetim her daim emanetimiz oluyor. Üsküp’ten ayrılmak kolay değil ama biliyoruz ki mesafelerin büyüklüğü sevgiyi ve kardeşliği gölgelemiyor. Fiziki bir ayrılıkla ruh oradan sıyrılmıyor. Yüklendiğimiz emanetleri sahiplerine ulaştırmanın verdiği gönül rahatlığı ve yeni dostlar kazanmış olmanın memnuniyetiyle ayrılıyoruz Üsküp’ten. 

 

Kalbimde bir hayali kalıp kaybolan şehir!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,

Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.

Yahya Kemal Beyatlı