Savaşta ölüm hariç her şey yalan
Osman Sağırlı Mülteci 07.03.2016

541479907739.jpg

Halep’in birer hayalete dönmüş binaları arasında silah seslerinin oluşturduğu efektlerle dolaşırken “Piyanist” filminin sahneleri canlanıyor gözümde. Hani şu 2002 yılında çekilen bol ödüllü savaş filmi var ya işte o. Yönetmen Roman Polanski o filmi bugün çekiyor olsaydı kesinlikle Halep’i tercih eder ve prodüksiyon için de emin olun hiçbir bedel ödemezdi. Zira hem sahneler hem de oluşturacağı tesir daha gerçekçi olurdu. Savaş öncesinde de onlarca kez geldiğim Halep içimi burkuyor. O güzelim çarşılar, mütebessim insanlar bir bir yok olmuş. Halep’i Halep’ten silmişler adeta… Tarih kokan şehir kan ve barut kokusuna bürünmüş. Diğer şehirler de Halep’ten farksız. Yazık ki ne yazık!

Suriye’de uluslararası terör örgütlerinden temsilcilik alanlar ya da kendi markasıyla ülkede kaos oluşturanlar, silah tüccarlarının stok tüketme yarışları, yeni savaş taktiklerinin denenmesi dahil her şeyi görebilirsiniz. Ölümün, sefaletin, açlığın, hastalığın sıradanlaştığı bu topraklarda Suriyeliler dışında herkesin bir planı var. Olan ise yine Suriyelilere oluyor. Barınmaya çalıştıkları üç-beş metrekarelik çadırlarda hayata tutunmaya çalışan yalın ayaklı çocuklar, Suriye'nin çıplak gerçeğini yansıtıyor.

Ninni yerine kurşun sesleriyle büyüyen gözü yaşlı bebeklerle dolu mülteci kampları Türkiye sınırına yakın bölgelere öbek öbek yayılmış. Görüntüler aşağı yukarı hepsinde aynı. Gökyüzüne boş boş bakan gözler, tedirgin yüzler… Savaşla geçen 5 yılla birlikte,  geride anne babalarını, kardeşlerini, evlerini, umutlarını bırakan yüzbinlerce insan…


_mg_0025.jpg

Suriye’nin kuzeyindeki kırmızı ve bereketli topraklarda bir zamanlar alabildiğince zeytin ağaçları, buğday tarlaları ve meyve bahçeleri vardı. Onların yerini şimdilerde düşen bombalardan kurtulmak için evlerini terk eden mültecilerin çadırları almış durumda.

Özellikle Halep’e yönelik olarak saldırılar sonrası kaçan insanlarla birlikte Türkiye sınırındaki kamplarda yoğun bir artış var. 105 bin kişinin yaşadığı çadır kentlerde yer bulamayan mülteciler zeytinlik, boş arazi, cami ve okullara sığınmış. Bazı aileler ise kamyon ve TIR’ların kasalarına yerleşmiş. Son göç dalgası ile birlikte küçük bir kasaba olan Azez’in nüfusu 300 binlere ulaşmış. Türkiye, kendi topraklarına ulaşmayı başaran 3 milyona yakın insana kol kanat gerdiği gibi buradaki insanlara da el uzatıyor. Türkiye’nin yardımıyla ayakta kalmaya çalışan mülteciler için İHH, konteyner ve çadır kentler hazırlamış. Buraya yeni gelenler için de binlerce çadır kurulmuş. Aynı zamanda Suriyelilerin günlük yemek, temizlik ve giyim ihtiyaçları da burada karşılanıyor.

Ölümün sıradanlaştığı kan kokan ülke Suriye’de istatistiklere baktığınızda vicdanların ne kadar kuruduğunu göreceksiniz. Bugüne kadar 235 bini sivil olmak üzere 361 bin can yok olup gitmiş. 5 yılı geride bırakan savaşta günlük 198 kişi ölmüş. Dünyanın herhangi bir yerinde patlama olsa, 198 kişi ölse ortalık ayağa kalkar. Koca koca ülkelerin devlet başkanları bile taziyeye gitmek için seferber olur hatta gitmeyeni ayıplar. Peki  Suriyelilerin günahı ne?

_mg_0549.jpg

4.815.868 Suriyeli mülteci; Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır'ın da aralarında bulunduğu ülkelere sığınırken, Avrupa ülkelerine ulaşmayı başaran Suriyeli mültecilerin sayısı 1.015.078. Savaş başladığından bu yana ülke dışına çıkan mültecilerin sayısı ise 5.830.946. Suriyeli mülteciler nüfus bakımından dünyanın 112. devleti olacak büyüklüğe sahip. Suriye genelinde 12 milyonu aşkın kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu sayı İrlanda, Litvanya, Letonya, Malta, Lüksemburg, Estonya ve Kıbrıs nüfuslarının toplamına denk. Bir başka deyişle Portekiz veya İsveç'in tamamen başka bir yere taşındığını düşünün.